Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Backlink paketleri

Hacklink Panel

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink

betzula

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Eros Maç Tv

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink satın al

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

deneme bonusu

Hacklink panel

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

Illuminati

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

interbahis

Masal oku

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

alobet

Hacklink

Hacklink

Hacklink

anadoluslot

Hacklink panel

Postegro

Masal Oku

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

sezarcasino

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Buy Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Masal Oku

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

หวยออนไลน์

Hacklink

Hacklink satın al

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

Hacklink Panel

scam clickbait

cloaking

cloaks content scam

impersonates doeda fake page

Jasminbet

marsbahis giriş

marsbahis giriş telegram

meritking giriş twitter

casibom

Brain Savior Review

betlike

Etiket: Alan

  • Çalık Denim, TS EN ISO 56002 İnovasyon Yönetim Sistemi Sertifikası’nı alan ilk Türk tekstil firması oldu

    Çalık Denim, TS EN ISO 56002 İnovasyon Yönetim Sistemi Sertifikası’nı alan ilk Türk tekstil firması oldu

    Dünyanın önde gelen premium ve çevreye duyarlı denim üreticisi Çalık Denim, Türk Standartları Enstitüsü’nün (TSE) Yenilikçilik (İnovasyon) Yönetim Sistemi Belgesi’ni alan ilk Türk tekstil firması olarak büyük bir başarıya imza attı. Tüm sektörler genelinde de Çalık Denim, kurum ve kuruluşlarda yeniliği teşvik eden, mevcut yenilik performansını değerlendiren, iş sürekliliğini sağlayan, kurumsal değişim programlarını desteklemek için ortak bir çerçeve oluşturan sertifikayı almaya hak kazanan 7’nci şirket oldu. 

    Çalık Denim’den dünyada ilk olan sürdürülebilirlik teknolojisi 

    Çalık Denim’in sürdürülebilir inovasyon alanında sektöre öncülük eden markalardan biri olduğuna işaret eden Çalık Holding Tekstil Sektörü Grup Başkanı A. Erdal Güncan, firmanın inovasyon ve sürdürülebilirlik vizyonuna dair şunları söyledi: “Çalık Denim olarak stratejik hedeflerimizle uyumlu olacak şekilde inovasyonlara imza atıyor, Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Sürdürülebilir bir dünya hedeflerimize hizmet edecek yeni teknolojilere yatırım yapıyoruz. Örnek vermek gerekirse Çalık Denim olarak eşsiz biyobozunur teknolojimiz B210 sayesinde yüzlerce yılda çözünen sentetik elyafların 210 günde doğada biyolojik olarak çözünmesini sağlıyoruz. Denim dünyasında bir benzeri olmayan bu teknoloji sayesinde artık doğada hiçbir tekstil atığı kalmayacak. Bunun yanı sıra uzun yıllardır biyoçeşitlilik konusunda Ar-Ge çalışmaları yürütüyoruz.”

    “Bu alandaki vizyonumuzun bir kanıtı”

    Çalık Holding Tekstil Sektörü Grup Başkanı A. Erdal Güncan TS EN ISO 56002 İnovasyon Yönetim Sistemi Sertifikası’nın, Çalık Denim’in bu alandaki birikim ve yatırımlarının bir kanıtı olduğuna değinerek şunları söyledi: “TS EN ISO 56002 İnovasyon Yönetim Sistemi Sertifikası, inovasyon portföyünden bu alanda görev yapan ekiplere, mevcut ve hayata geçmiş projelerden Ar-Ge faaliyetlerine, sürdürülebilirlikten kalite yönetim sistemlerine kadar çok geniş bir yelpazedeki kriterler üzerinden yapılan titiz bir değerlendirme sonucunda veriliyor. Firmamız bünyesinde hem inovasyon yönetim sistemi standardının uygulandığının hem de inovatif çalışmaların yapıldığının kanıtı olan bu sertifika, yaptığımız yatırımların ve vizyonumuzun ödüllendirilmesi anlamına geliyor. Bu yönüyle hem gurur verici hem de bizi daha iyisini yapmak için motive edici bir başarıya imza atmış bulunuyoruz. Başta bu alanda vizyonu ile bize sürekli güç veren Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Ahmet Çalık olmak üzere, bu süreçte emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma bu vesileyle teşekkürlerimi sunuyorum.” 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • ERP Süreçlerine Yapay Zeka Desteği

    ERP Süreçlerine Yapay Zeka Desteği

    Gerçekleştirdiği inovasyonlar ile geleceğin teknolojilerini yaratarak, tüm paydaşlarına rekabet güçlerini artıracak çözümler sunma misyonuyla hareket eden IAS, özellikle ERP alanında yapay zekadan da destek alan Canias ürünüyle ön plana çıkıyor. Geleneksel ERP sistemleri yapay zeka desteğiyle işletmeleri daha çevik ve verimli hale getirirken stratejik karar desteğinden finans süreçlerine kadar yapay zeka ERP sistemlerine entegre olmuş durumda.

    Yapay zeka, ilk olarak karşımıza makine öğrenimi (Machine Learning-ML) olarak çıkan bir kavramdır. Daha önceki çalışmalarda yapay zekaydı ancak makine öğrenimi ile daha iyi modeller oluşmaya başladı. Sonrasında derin öğrenme ve pekiştirmeli öğrenme gibi gelişmelerle devam etti. Yapay zeka, makine öğrenimi ve donanım gelişimleri ile ciddi bir ivme kazandı. Bugün geldiğimiz noktada, işletmelerin birçok alanında yapay zeka destekli uygulamaların yaygınlaştığını gözlemliyoruz.

    Yapay zekanın ERP dünyasında kendini gösterdiği en önemli alanlardan bir tanesi ise sohbet robotları. Bu alan, yalnızca sohbet robotlarıyla sınırlı kalmayıp, geniş anlamda Konuşma AI (Conversational AI) olarak adlandırılabilir. Sistem, OpenAI’ın ChatGPT ürünü benzeri bir mantıkla çalışıyor. Konuşma AI çözümleri, çalışanların iş süreçleriyle ilgili sisteme soru sormasını ve bu soruların karşılığı olarak da aldıkları çeşitli raporlarla işlerini kolaylaştırmasını sağlıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılarla etkileşimde bulunarak veri toplama, analiz yapma ve hatta belirli kararları otomatikleştirme gibi pek çok işlevi yerine getiriyor. Sonuç olarak, Konuşma AI çözümleri, işletmelerin daha verimli çalışmasını ve daha hızlı kararlar almasını sağlayarak ERP sistemlerine önemli katkılarda bulunuyor. 

    ERP’de Yeni Çağı Yapay Zeka Tasarlayacak

    Teknoloji dünyasının baş döndürücü bir hızla ilerlediği günümüzde en hızlı gelişim yapay zeka alanında oluyor. ERP tarafında, yapay zeka desteğiyle hayata geçen akıllı otomasyon da şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerinin daha hızlı sonuçlanmasını sağlıyor. Diğer yandan da dijital dönüşüm süreçlerini başarıyla devam ettiren bu işletmeler, müşterilerinin ihtiyaç duyduğu ürün ve çözümleri de daha hızlı bir şekilde hayata geçirerek müşteri memnuniyeti tarafındaki rekabette bir adım öne geçmeyi başarıyor.

    Statista’nın açıkladığı verilere göre yapay zeka pazarı 2024’ü 305,9 milyar dolar değerle kapatacak. Aynı araştırma sonuçlarına göre yapay zeka pazarının yıllık ortalama yüzde 15,8’lik bir ivmeyle 2030 yılını ise 738,8 milyar dolarlık bir rakamla kapatması bekleniyor. Bu hızlı ilerlemenin ERP alanına da sirayet edeceğine vurgu yapan IAS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Can Karabiber, “Yapay zeka artık ERP sistemlerinin geleceğini de şekillendiriyor. Bu teknolojiler, çalışanların veri analizini daha ileri düzeyde yapmasını, tahminlerde bulunmasını ve karar alma süreçlerini daha hızlı bir şekilde otomatize etmelerini sağlıyor. Yapay zekadan destek alan ERP sistemleri sayesinde işletmeler, iş süreçlerini daha hızlı optimize ederek rakiplerinin bir adım önüne geçiyor” dedi.

    IAS olarak artık bir marka haline gelen Canias ERP ürünleriyle kurumların her türlü ihtiyacına uygun bir çözüm sunduklarını da belirten Can Karabiber, sözlerini şu şekilde bitirdi: “Bugün geldiğimiz noktada ister KOBİ, ister büyük ölçekli şirketler olsun, karmaşık yönetmesi zor sistemler yerine ihtiyaçlarına en uygun esnek çözümleri tercih ediyor. Biz de yapay zeka gibi teknolojilerin desteğiyle hayata geçirdiğimiz terzi dikimi ürünlerimizle iş ortaklarımıza işletme süreçlerinde ihtiyaç duydukları en uygun ürünü sunuyoruz. Böylece hem müşteri memnuniyetini sağlıyoruz hem de asıl işi teknoloji olmayan iş ortaklarımızın ana işlerine odaklanarak gelirlerini artırması yolunda onlara destek oluyoruz.”

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Mercedes-Benz Yönetim Merkezi’nde Boytorun Mimarlık İmzası

    Mercedes-Benz Yönetim Merkezi’nde Boytorun Mimarlık İmzası

    Kullanıcılar için farklı ve ilham verici çalışma ortamı seçeneklerinin sunulduğu Mercedes-Benz Yönetim Merkezi’nin bulunduğu bölgeye değer katması ve diğer ülkelerde yer alan ofislere örnek olması amaçlandı. 

    Ulusal ve uluslararası ölçekte pek çok farklı fonksiyonda mimari ve iç mimari projeye imza atan Mimar Yudum Boytorun ve Mimar Semih Boytorun liderliğindeki Boytorun Mimarlık, Mercedes-Benz Vadi İstanbul Yönetim Merkezi’nin iç mimari projesini tasarladı.

    Boytorun Mimarlık, her biri 1400 metrekareye sahip olan 10 ofis katından ve resepsiyonun bulunduğu giriş bölümünden oluşan Mercedes-Benz Vadi İstanbul Yönetim Merkezi’nde kullanıcılara çok sayıda çalışma ortamı seçeneği sunarken iş birliğinin, öğrenmenin, fikir alışverişinin ve yeniliğin teşvik edildiği güçlü bir aidiyet duygusu yaratan ve üretkenliği artıran bir tasarım yaklaşımını benimsedi.

    Mercedes-Benz Vadi İstanbul Yönetim Merkezi ofislerinin mevcut ofislere kıyasla eksiklerin ve ihtiyaçların detaylı olarak belirlenerek Boytorun Mimarlık tarafından geliştirilen tasarım fikri, kurumun yakalamak istediği dinamik, modern, farklı çalışma biçimlerini bir arada barındıran, kullanıcıların iş dışında ofiste bulunup vakit geçirmesine olanak tanıyan, yenilikçi bir konsept ile biçimlendi. Ofisler, kullanıcıların çalışırken sosyalleşmesini sağlayan modern konseptleri ve tasarım dilleri sayesinde, farklı bölüm personellerinin sohbet etmek ve fikir alışverişinde bulunabilmek amacıyla bir araya gelmesini sağlayan birçok sosyal mekanı bünyesinde barındırıyor. Tasarım aşamasında daha rahat ve konforlu bir çalışma ortamı yaratmak amacıyla, sürdürülebilir tasarım yaklaşımı ve iş birlikçi ortamın sağlanabildiği mekan kurgularıyla hareket eden Boytorun Mimarlık ekibi, mimari ve diğer disiplinlerin ortak paydada buluştuğu tüm çözümleri kurumsal standartlar ışığında detaylandırdı. Teknolojinin, mekan ve mobilya detaylarına entegrasyonuyla, kullanıcıların farklı firma çalışanlarından bir adım ötede olması hedefiyle ofis konseptine yeni bir bakış açısı katmak hedeflendi. 

    Sürdürülebilirlik Anlayışıyla Biçimlenen Tasarım

    Tasarım çalışmaları esnasında Mercedes-Benz’in kurumsal kimliği ve oluşturulmak istenen konsept ön plana çıkarılırken, ürün ve malzeme seçimleri mevcut sorunlara çözüm önerisi sunabilecek nitelikte yapıldı. Esnek çalışma konseptine uygun nitelikte, kullanıcıların ihtiyaçlarına yönelik ve tüm konfor koşullarını sağlayan hareketli mobilyalar, tasarım dili ile bütünlük oluşturacak şekilde seçilerek projeye entegre edildi. Mobilyalarda ve malzeme seçimlerinde geri dönüştürülebilir ve doğal malzeme kullanımı gibi unsurlar göz önünde bulundurulurken, ofisler varlık sensörü, fotoselli vitrifiye seçimleri, gün ışığından maksimum verim alabilen mekan kurgusu gibi farklı önlemlerle sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği bağlamında özelleştirildi. 

    Boytorun Mimarlık tasarımı Mercedes-Benz Vadi İstanbul Yönetim Merkezi, değişen çalışma alışkanlıkları ile gelişebilen esnek bir yapıya sahip. Projedeki ana sirkülasyon güzergahı, bir tarafı kilitli dolaplar, vestiyer, görüşme kabinleri gibi kapalı alanlarla, diğer tarafı esnek bölmelere bölünmüş açık alanla çevrili çekirdeğin etrafında kurgulandı. Doğal günışığı alan çalışma istasyonları ve açık ofis alanları bu çekirdeğin etrafında bulunuyor. Farklı departman personellerinin sohbet etmek ve fikir alışverişinde bulunabilmesi amacıyla kendiliğinden bir araya gelebilmesini sağlayan ana sirkülasyon güzergahı, çekirdeğin etrafında merkezi bir döngü oluşturacak şekilde kurgulandı.

    Sosyal Donatılarla Esnekleşen Yenilikçi Çalışma Ortamları

    Kurumsal renk paletine dayalı canlı bir renk şeması işbirlikçi tasarımın esas alındığı alanları tanımlarken, odaklanma ve dinlenme gibi bazı alanlarda daha sade renkler tercih edilmiş. Bu renk kodlaması, profesyonel değerleri ve işlevselliği korurken, ofisi daha rahat ve konforlu bir çalışma ortamı yaratmaya yönelik yoğun çabanın bir parçası da olmuş. Ofis katlarının girişlerinde yer alan ve kullanıcılarla ilk temasın gerçekleştiği giriş alanlarında haftalık toplantılar, bire bir özel sohbetler, eğitimler, kutlamalar ve her türlü iş birliği için bir mekan olarak hizmet veren bir meydan bulunuyor. Bu meydan, çalışanların birbirleriyle fikir, bilgi ve hikaye alışverişinde bulunmaya teşvik edildiği “sosyal alanlardan” biri. Kullanıcılar,  sessiz çalışma odalarında, ortak çalışma alanlarında, standart çalışma istasyonlarında ya da sosyal alanlarda rezervasyon sistemi yardımıyla kendi çalışma ortamını seçebilir. Sadelik ve şeffaflığın esas alındığı bireysel çalışma alanları, canlı ve dinamik malzeme ve renk seçimleri ile tasarlanmış ortak çalışma alanları ile bütünleştirilmiş. 

    Soyunma dolaplarından vestiyerlere, küçük toplantı odalarından telefon kabinlerine kadar pek çok işlevi barındıran merkezi bölgeler, çalışanlara ana mekanın gürültüsünden uzaklaşmak için bir fırsat sunuyor. Akustik detaylara sahip ahşap kaplamalar, sade renkli halı ve ahşap görünümlü LVT çalışma istasyonlarını çevrelerken, dinamik görünümlü ve kontrast halı/LVT döşeme kaplamaları, merkezin etrafındaki sirkülasyon alanını işaretliyor. Toplantı odaları ve telefon kabinlerini barındıran akustik bölücüler ve çalışma adaları, departmanlar arasındaki sirkülasyon alanı boyunca yerleştirilmiş ve dekoratif amacın yanı sıra, açık ofis düzeninde ses yutucu ve mekan bölücü görevi de görmesi için tasarlandı. Bu akustik bölücüler aynı zamanda sabitlenebilir veya ihtiyaca göre alanları bölmek için taşınabilir bölme paravanlar da olabiliyorlar. Mercedes-Benz ofislerinin sirkülasyon güzergahı, herkes tarafından kolay erişilebilir ve anlaşılır olacak şekilde vurgulandı. Alçak yükseklikte ayırıcılar ve cam bölücüler ile çalışanlar görsel olarak birbirine bağlanırken, özel toplantı odaları mahremiyeti sağlayan ortak çalışma imkanı sunuyor. Enerji açısından verimlilik ve sürdürülebilirlik konseptiyle esnekliği arttırılan çalışma alanları, ofis konseptine yeni bir bakış açısı katıyor. 

    Boytorun Mimarlık, genç ve dinamik yeni çalışma arkadaşlarını bünyesine alabilmeyi hedefleyen Mercedes-Benz firmasının Vadi İstanbul’daki yönetim merkezinde, güçlü ve canlı tasarım anlayışı ile farklı çalışma ve sosyalleşme fonksiyonlarını bir arada bulundurmayı ve kullanıcıların tüm ihtiyaçlarına cevap vererek yeni çalışma kültürüne farklı bir soluk getirmeyi ilke edindi.  Mercedes-Benz Vadi İstanbul Yönetim Merkezi’nin bulunduğu bölgeye değer katarak diğer ülkelerde yer alan ofislere örnek olması hedefleniyor.  

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Okan Bayülgen Ya Filozof Olacaktım Ya Da Eğitimini Gördüğüm Sanatı Yapacaktım

    Okan Bayülgen Ya Filozof Olacaktım Ya Da Eğitimini Gördüğüm Sanatı Yapacaktım

    Söyleşinin moderatörlüğünü yapan Dilek Tekintaş’ın “Günümüzde artık herkesin sinemaya atlamaya çalıştığı bir zamanda siz tepe noktadan tiyatroya geçtiniz.” cümlesi üzerine:

    “Bunda Teoman ile aynı yaşa gelmiş olmamın nedeni büyük. Ya filozof olacaktım ya da eğitimini gördüğüm sanatı yapacaktım. Ulusal kanalların sadece dizi kanalları haline gelmesinin payı var. Televizyonun artık bir gücü yok. Türkiye’de yayın dejenerasyonu daha çabuk ilerledi. Avrupa’da yayıncılık hala geçerli, ertesi gün televizyonda izlenen bir yayın üzerine konuşulabiliyor. Tiyatro bir buluşma ve tartışma alanı olarak, opera, bale, bütün performans sanatları, insanlar gözlerini aynı şeye dikip aynı şeye beraberce bakıyorlar ve ertesi gün bu performansı konuşabiliyor. Televizyonda bu kalmadı artık. İletişimi oyun üzerinden kuruyor platformlar.

    Pandemi sonrasında herkesin yok olacağını düşündüğü tiyatro ya da sinema izleme meselesi aksine coştu, bütün dünyada böyle… Birlikte izleme, hem yayıncılık hem sanat tarafında duran bir insan olarak, bunu tahmin ettim. Kişisel nedenlerim de var elbette ancak objektif nedenler bu kararımda etkili oldu. Gençler bir an önce başarı istiyorlar. Şöhret, para, güç ve her ne istiyorlarsa onları yan yana yazıyorlar. Hâlbuki mesleki tatmin dediğimiz şeyin yayıncılıkta olamayacağını gördüm. Gençlerle ekranlarda buluşmuş bir insan olarak, bu tatmini bulamayacağımı düşünüyorum” dedi.

    “Tiyatroya Nasıl Başladınız?”
    Fransa’nın ortasında bir yerde siyaset ve ekonomi okuyordum, yalnızdım, kız arkadaşımdan ayrılmıştım, sokak tiyatrosu festivali yapılıyordu ve Shakespeare oyunlarından kısımları akrobasi tarzında sahneleniyordu. Bayıldım, çok güzel kızlar vardı. Ben gömülmüşüm, siyaset, ekonomi okuyorum. O zaman çok yakışıklı bir adam belirdi, füme bir işçi tulumu giymişti, herkes ona hayranlıkla bakıyordu. Kim dedim, dediler ki o bizim yönetmenimiz. Konservatuvar giriş sınavında tiyatroyu neden seçtiğimi sorduklarında ben bu olayı anlattım. Ve jüriye çok farklı ve samimi geldi.

    “Oyun yazıyorsunuz…”
    Oyunu bir ekiple birlikte yazıyorum. Nihal Usanmaz’ın da içine dahil olduğu bir oyun, roman yazmaya çalışsak beraber yazamayız. Fakat diyaloglu bir iş çıkaracaksak, bir sahne performansı için metin yazıyorsak, olabiliyor. Sizin de içinde bulunduğunuz dramaturji, danışman Yalın Alpay, Yıldırım Fikret Urağ, birçok kişi vardı. Bu aslında yazara neyi sağlıyor, yazar tek başına olmuyor, bir hükmedici olmalı, sezgisel tarafları konusunda ısrar edici olmalı, birçok kişinin süzgecinden geçirmek önemli. Birçok şey sanatta sezgiseldir.

    “Oyundan sonra seyirci söyleşileri yapmaya başladınız. Nasıl bir etkileşim alıyorsunuz?”

    Spielberg filminden sonra eve rahat gidersiniz. Çünkü o bütün problemleri çözer. Spielberg para kazanır, Kubrick kazanamaz. Schindler’in Listesi’ni Spielberg bir başarı öyküsü olarak anlatabilir. Siz o filmi izledikten sonra, üzülmezsiniz oradaki duruma, bir başarı filmi izlemiş olarak çıkarsınız. Ancak Kubrick filminde yeni sorular sorar, yeni sorunlar üretir. Sanatın ödevi yanıt vermek değil, soru sormaktır. Biz de seyircimize oyundan sonra, oyunda sorduğumuz soruların yanıtları var mı? diye merak ediyoruz. Bu söyleşilerde seyircimizden her zaman doğru geri dönüşler alarak ayrıldık.
    Seyircinin bu kadar iyi eleştirmen olduğunu bu söyleşilerde gördük. Bizzat tiyatroda seyirciye ihtiyaç var. Beraberce üretim yapıyoruz ve cezalı gibi oyuncular ve seyirci ayrı yerlerden çıkıyoruz. Oysa beraber üretim yapıyoruz. Richard’da iki oyun sonra yüz bin seyirciye ulaşıyoruz. Yüz bin seyirci öyle bir geri yanıt verebilir ki, toplanıyoruz konuşuyoruz, çok önemli. Tiyatroya, evdeki hikâyeyi bırakıp buradaki hikâyeyi görmeye gelen seyirciye, özel tiyatrolarda bu bileti ödemeyi göze almış seyirciye, karşılığını vermek gerekiyor. Bu insan bu çabayı gösterdiyse, hakikaten biraz kafası karışsın, önüne bir puzzle atalım, onu çözsün, ukala bir tavırla yapmıyoruz bunu, gel bunu beraber çözelim diyoruz.

    Bir seyircinin “Yeni çalışma alanlarına dair neler önerirsiniz?” sorusu üzerine:
    Farklı teknolojiler farklı üretim süreçleri getirdi. Şimdi gençler bizim medyada yaptığımız gibi şeylere heves ettiği zaman önlerinde bir alan bulamıyorlar. Hem biz hem bizden önceki abiler, bu alanı buluyordu. Biz 1994 ekonomik krizinin ürünleriyiz. Uzun süre insanları kapsayacak ve insanları mutlu edecek çalışmalara ihtiyaç doğdu. Bizim alanımız vardı, genel yayın yönetmenleri de bizim ne yapacağımızı bilmiyordu. Faruk Bayhan dünyanın en iyi genel yayın yönetmenlerinden biridir. Ben bu adama güveniyorum dedi ve biz bu işleri yaptık. Dünyada da bu böyleydi. Dünya artık bütün platformların algoritmayla yönetildiği bir yere geldi. Editörlerin ve algoritmaların dünyası artık. Ahmet Ertegün gibi bir adam çıkmaz artık. Bugün artık çıkmıyor da. Artık gençler için kendi bildikleri gibi davranacakları alanlar yok, o alanlar kısıtlanmış durumda. Tiyatro bu imkânı veriyor aslında. Şu an küçük salonlarda iki kişilik, üç kişilik, apartmandan bozma alanlarda tiyatro oynanıyor. Ayrıca tiyatro şu imkânı da veriyor, Richard, Dracula, Napolyon, Marcus de Sade gibi projelendirdiğim işler var. Sinemada bu mümkün değil, ancak sahne bize yapılabilir bir alan sunuyor. Tiyatro seyircisi de mükemmel, ortak hayal kurabiliyorsa bunu alıyor, seviyor. Oyunun sonunda selam veriyoruz, Süpermen selam veriyor mu filmin sonunda?

    “Bir Hikâye Yaratmanın Çok Büyük Bir Önemi Var”
    Gelecekteki oyunculardan bir seyirci olarak ne beklerim diye sorarsanız, tiyatronun bir mutluluk vaat ettiğini ancak çok çalışmanın gerekli olduğunu söyleyebilirim. Sanatta ya birincisin ya hiçbir şey değilsin. Dolayısıyla bir hikâye yaratmanın çok büyük bir önemi var. Dracula’dan bir replikle söyleyim, “Bir resim niçin değerlidir” der, Emily, “Güzel olduğu için” diyor. Hayır diyor, bir ressamı olduğu için. Sanatta erimek çok güzel, sanata kendini feda etmek çok güzel, siz konservatuvara gittiğinizde belki çok yeni bir şeyin temsilcisi olacaksınız. Tiyatroda uzun bir hayatınız olur ancak dizilerde böyle uzun bir hayatınız olmaz. Konservatuvar yılları çabuk geçer. Oyunculuk, diplomalıları işe aldıkları bir meslek değildir. Sahneye çıktığınızda konservatuvar bitirmemiş arkadaşlarınızla aynı sahneyi paylaşacaksınız ve onlar belki daha iyi bir performansa sahip olacak. Tiyatro oyuncusu da entelektüel çünkü oyunu anlamak ve bilmek zorunda. Yönetmenler oyuncuları ikna etmek zorundalar. Oyuncunun da bunu anlayacak kapasitesi olmalı.

    Söyleşi Okan Bayülgen’e plaket ve çiçek takdim edilmesiyle sona erdi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Maxxen Türkiye enerji endüstrisini dünyaya açacak

    Maxxen Türkiye enerji endüstrisini dünyaya açacak

    Yenilenebilir enerji sektörünün mühendislik firmalarından Kontek Enerji, batarya depolama teknolojileri alanında güvenilir ve verimli çözümler sunacak Maxxen Energy’i hayata geçirdi. 25 milyon dolar yatırımla kurulan ve 2025 yılında faaliyete geçecek şirket, Çin’in enerji depolama alanında lider üreticileri arasında yer alan Hithium Enerji ile özel stratejik ortaklık anlaşması yaparak iki ülke arasında enerji köprüsü oluşturdu. Türkiye’de, geleceğin enerjisini depolayacak olan Maxxen Energy, önümüzdeki 5 yıl içerisinde 10 GWh’lik enerji depolama ekipmanları üretecek. 

    Enerji verimliliği, otomasyon ve yenilenebilir enerji alanlarında faaliyet gösteren Kontek Enerji, kuruluşunun 30. yıldönümünde yerel ve global ölçekte hedeflerini büyüttü. Şirket, öncelikle 25 milyon dolar yatırımla Aydın Ortaklar Sanayi Bölgesinde 10 bin metrekarelik alanda batarya enerji depolama teknolojileri üretimi alanında iştiraki olan Maxxen Energy’yi hayata geçirdi. Ardından, bu yeni yatırımla birlikte global hedeflerini belirleyen şirket; Çin’in dünyadaki ilk yedi batarya üreticisi arasında yer alan Hithium Enerji ile stratejik ortaklık anlaşmasına imza attı.  Gerçekleştirilen stratejik ortaklıkla birlikte globalde ve yerelde daha sürdürülebilir enerji sistemlerinin oluşturulması ve Türkiye’nin enerji depolama alanında küresel bir güç konumuna gelmesi hedefleniyor.

    ‘‘Yenilenebilir enerji sektöründe yeni bir dönemi başlatıyoruz’’

    Kontek Enerji’nin sektördeki 30 yıllık bilgi ve deneyimini Maxxen markası ile enerji depolama alanına aktararak yenilenebilir enerji alanında yeni bir dönem başlatmayı hedeflediklerini söyleyen Kontek Enerji CEO’su Tolga Murat Özdemir; sektörü değerlendirdi ve yeni yatırımlarıyla ilgili şunları söyledi:

    “Enerji ihtiyacı önümüzdeki yıllarda küresel bazda en çok konuşacağımız konuların başında geliyor. 2035 yılı ulusal eylem planımıza göre; Türkiye’de güneş enerjisi kapasitemizin 53 GW’ye, rüzgar enerjisi kapasitemizin ise 30 GW’ye ulaşması hedefleniyor. Bu hedefe ulaşmak için üstümüze düşen yatırımları gerçekleştirirken enerji depolama teknolojileri ile üretilen enerjiyi daha sürdürülebilir ve verimli kullanabilmeyi de önceliğimize alıyoruz. Bu anlamda, sanayimizi büyütmek ve buradan doğacak enerjiyi depolamalı sistemler temelinde yenilenebilir kaynaklardan karşılamamız önemli’’ dedi. 

    ‘‘Enerji sektörünün geleceğini depolamayla şekillendireceğiz’’

    30 yıldır enerji sektöründe fark yaratan projelere imza atmanın gururunu yaşadıklarını söyleyen Tolga Murat Özdemir sözlerine şöyle devam etti: ‘‘Sağladığımız teknolojiler ile doğal çevrenin ekonomik denge ve kaynaklarını korurken kullanıcıların hayatlarını kolaylaştırıyor, enerji ihtiyaçlarını yüksek performansla karşılıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında sürdürülebilir ve katma değerli projelerle çevresel etkilerin azaltılmasında önemli bir rol üstleniyoruz. 2024 ilk çeyrek  itibarı ile Türkiye’de 106.334 MWe olan toplam elektrik üretim kurulu gücümüzün 14.000 Mwe’nin GES’lerden ve 12.000 Mwe’nin RES’lerden oluştuğunu görüyoruz. Kontek Enerji olarak, Türkiye’nin net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmesi için Solar Alliance partnerimizle birlikte 2024 yılında 300 MWp gücünde güneş enerjisi santrali kurulumuna katkıda bulunmayı hedefliyoruz. 2025 yılında faaliyete geçecek yeni yatırımımız Maxxen Energy yatırımımızla da karbon ayak izini azaltmanın en önemli yollarından biri olan ülkemizde GES ve RES’lerin artmasının garantisi olarak görülen enerji depolama teknolojilerinde Türkiye’yi küresel bir güç haline getirmeyi hedefliyoruz’’ dedi. 

    Hithium ile gerçekleştirdikleri stratejik ortaklık ile pazardaki rekabet güçlerini artıracaklarını söyleyen Tolga Murat Özdemir enerji sektörünün geleceğini depolamayla şekillendireceklerini vurguladı.  

    Yeni fabrika yıllık 3 GWh üretim kapasitesine sahip olacak

    Kontek Enerji’nin kalite güvencesiyle üretilen enerji depolama sistemleri sayesinde, güneş enerjisi projelerinde yakaladıkları başarıyı enerji depolama teknolojileriyle birleştirerek sektöre yenilik ve katma değer sunacaklarını belirten Kontek Enerji CBDO’su Ayhan Şahin yeni yatırımla ilgili şu detayları paylaştı: 

    Enerji depolama sistemleri üretim fabrikası Maxxen Energy’i Aydın Ortaklar Organize Sanayi Bölgesi’nde 10 bin metrekare alana inşa ediyoruz. Üretim tesisimiz; yağmur suyu hasadı, proses atıkları geri dönüşümü, çatı GES sistemi ve sera alanı gibi teknolojileri barındıran akıllı bir bina olarak tasarlandı. Dış görünümü geleceğin teknolojisi ile paralel tasarlanan binamızın dış cephesi solar cam ile kaplanarak karbon nötr bir bina olarak faaliyet gösterecek. Yıllık 3 GWh üretim kapasitesine sahip olacak üretim tesisi, faaliyete geçtiğinde şirket istihdamımızı da yaklaşık yüzde 100 oranında artıracağız. Fabrikamız ile enerji depolama teknolojileri alanında, enerjiyi daha sürdürülebilir ve verimli bir şekilde kullanmak için çözümler sunacağız’’ dedi. 

    “Bu ortaklık, enerji sektörünü yeniden şekillendirecek”

    Enerji depolama ürünlerinin lider üreticilerinden biri olan Hithium Energy ile gerçekleştirdikleri iş birliğine ilişkin açıklamalarda da bulunan Ayhan Şahin: “Hithium gibi dünya çapında lider bir şirket ile güçlerimizi birleştirmekten son derece mutluyuz. Bu stratejik ortaklık, daha temiz bir geleceğe doğru atılan önemli bir adımı temsil ediyor. Söz konusu anlaşmanın devamında sürdürülebilir enerji alanında çığır açan yeniliklere imza atmak için birlikte çaba göstereceğiz Batarya enerji depolama teknolojilerinin geniş kitlelere yayılmasını hızlandırarak, dünya çapındaki enerji dönüşümüne önemli katkılar sağlamayı hedefliyoruz. Önümüzde dönemde bu ortaklığın, enerji depolama teknolojileri alanında ülkemizin enerji sektörüne ne kadar önemli katkılar yapacağını hep birlikte göreceğiz.”

    Enerji dönüşümünde Çin ve Türkiye birlikteliği

    Çin Enerji Depolama Birliği verilerine göre 2023 yılında ürün sevkiyatı bakımından dünyadaki ilk beş batarya üreticisi arasında yer alan Hithium Kurucusu ve MEA bölgesinden Sorumlu Genel Müdürü Sean Sunming Huang ise konuyla ilgili şunları söyledi; “Türkiye pazarına ve enerji sektöründeki büyüme potansiyeline büyük önem veriyoruz. Hithium ve Maxxen arasında gerçekleşen stratejik ortaklık anlaşması ile hem küresel hem de yerel olarak daha sürdürülebilir enerji sistemlerinin yaratılması adına birlikte hareket edecek ve batarya enerji depolama teknolojilerinin daha geniş kitlelere yayılmasını hızlandırarak, dünya çapında enerji dönüşümüne katkı sağlayacağız. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea Açıldı

    Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea Açıldı

    Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea; büyüleyici manzarası ile İstanbul’un kalbinde eşsiz bir konaklama deneyimi için kapılarını açtı.

     

    Accor Grubun bünyesinde yer alan Mövenpick, Zeytinburnu’nda muhteşem manzaraya sahip Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’nin açılışını duyurmaktan heyecan duyuyor. Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea, İstanbul’un kalbindeki konumu ve seçkin ayrıcalıkları ile kapılarını açtı.

    İstanbul’un ikonik Marmara Denizi manzarasına sahip otel, misafirlerin tüm konforu düşünülerek hazırlanan, şık ve ince zevkli tasarıma sahip, son teknoloji ile tasarlanmış, 229 adet odası ile konuklarını ağırlamaya hazır.  Otelin lokasyonu ise hem tarihi yarımadaya hem de şehrin kilit noktalarına hızlı ve kolay ulaşım sağlıyor.

    Tarihi Yarımada ile surlarla ayrılmış Zeytinburnu’nda Marmara Denizi’nin göz alıcı manzarası ile taçlanan sıra dışı konumu, aynı zamanda da İstanbul’un her noktasına kolay ve hızlı ulaşıma olanak sağlıyor. Marmaray’a yürüme mesafesindeki otelden Taksim Meydanı’na veya Tarihi Yarımada’ya kısa bir sürede ulaşım sağlanabiliyor. Avrasya Tüneli’ne yakınlığı sayesinde de Anadolu Yakası’na çok hızlı geçiş imkânı veriyor.

    Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea Genel Müdürü Eray Dursun, Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’nin açılışı ile ilgili heyecanını şu sözler ile dile getirdi : ‘Misafirlerimize hem iş hem de tatil amaçlı konaklamayı mükemmel bir kombinasyonla sunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Gerek toplantılar gerekse etkinlikler için ideal lokasyonumuz ile öne çıkarken, misafirlerimizi gurme lezzetlerimiz eşliğinde, Türk ve İsviçre misafirperverliğini yansıtarak ağırlamak bizler için gerçekten heyecan verici olacak. Misafirlerimize unutulmaz anlar yaşatmak için sabırsızlıkla bekliyoruz.

    Eşsiz konumu ile iş veya kültürel gezi amaçlı seyahat eden misafirlere ideal ve konforlu bir konaklama deneyimi vadeden Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea, farklı oda kategorileri ile her zevke mükemmel seçenekler sunuyor. 27 metrekareden 234 metrekareye kadar birçok oda alternatifi bulunan otelde , odaların mükemmel manzarası ve teknolojik özellikleri öne çıkarken, uzun süreli konaklama yapmak isteyen misafirler için de içerisinde mutfaktan  spor odasına kadar farklı hizmetler sunulan geniş alanlı odaları fark yaratıyor.

    Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’de çocukların hem eğlenip hem öğrenebileceği ‘Little Birds’ isimli bir çocuk kulübü bulunuyor. Tüm aile üyelerinin keyifli bir tatil geçirebilmesi için Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’de sunulan bir başka deneyim de yine çocuklar için oluşturulmuş cep sineması. “Pocket Cinema”, çok da uzağa gitmeden sinema keyfini konforlu ve samimi bir ortamda yaşayabilme olanağı sağlarken, çocuklarınızı güvenle emanet edebileceğiniz  çocuk bakım hizmeti de otelin ayrıcalıkları arasında yer alıyor. Çocuklara özel şeflerle birlikte yemek ve kurabiye atölyeleri yapabilecekleri ‘’ Cooking Class ‘’ alanı da keyifle eğlenebilecekleri bir alternatif oluyor.

    İş seyahatinde olanlara da rahat bir çalışma ortamı yaratan Mövenpick Hotel Istanbul Marmara Sea, konforlu toplantı odaları, teknolojik altyapısı, hızlı internet erişimi ile fark yaratıyor. 50 metrekareden 300 metre kareye kadar 7 farklı tipte toplantı odası sunan Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea, tüm misafirlerini en mükemmel şekilde ağırlamaya hazır. Gün ışığı alan toplantı odaları ayrıca kendine ait terasları ve özel fuaye alanları ile de öne çıkıyor.

    Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’de ayrıca düğün ve her türlü özel etkinlik için de ‘Porta Aurea Ballroom’ isimli balo salonunu bulunuyor. Modern mimarisi ve yüksek teknolojisiyle dikkat çeken 530 metrekarelik iç alanı ve 360 metrekarelik fuaye alanı ile Porta Aurea Ballroom’da gerçekleştirilecek davetler  Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’nin ödüllü şefleri  tarafından hazırlanan gurme lezzetler ile daha da keyifli hale gelecek.

    Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea, gurme lezzetleri ile de öne çıkıyor. Akdeniz mutfağının eşsiz lezzetlerini sunan “Leccino Mediterranean Restaurant” ve teras katının muhteşem manzarası eşliğinde zengin menüsü ve enfes kokteyllerini sunan “Sky167 Rooftop ”  keyifli ve lezzetli anıların yeni adresi olmaya aday. Ayrıca yine teras katının büyüleyici deniz manzarasına nazır konumlanan restoranı da enfes lezzetleri deneyimlemek isteyenlerin vazgeçemeyeceği bir adres olacak.  “Leccino Lounge Bar” ise misafirlerini her zaman konforlu ve şık ambiyansı ile ağırlamaya hazır.

    Herkesi kendine özgü eşsiz lezzetler ile şımartmayı seven Mövenpick markası, Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’de her gün çikolata saatinde meşhur Alp dağlarında üretilen İsviçre çikolatasını, tamamen katkısız ve Alp Dağları’ndan gelen süt ile hazırlanan Mövenpick dondurmasını canlı piyano resitali eşliğinde misafirlerine sunuyor. Mövenpick çikolatasını daha da özel kılan bir faktör de Mövenpick kahvesi. Aromatik kahvesini de çikolataya eşlik etmesi için sunan Mövenpick tüm kahve sevenlerin beğenisini topluyor.

    Accor Premium, Orta ölçekli ve Ekonomi segmentlerinden sorumlu Orta Doğu, Afrika ve Türkiye COO’su Paul Stevens Mövenpick Hotel Istanbul Marmara Sea açılışı ile ilgili; “Markamızın ruhu Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’nin eşsiz servis anlayışı, sunduğu samimi anlar ve sürdürülebilirlik bilinci sayesinde tam anlamıyla ortaya çıkıyor. ‘Little Birds’ çocuk kulübü gibi aile dostu dokunuşları ve sunduğu gastronomik seçenekleri ile Mövenpick felsefesi ile gerçek anlamda örtüşüyor. Çikolata saati, Mövenpick dondurması ve muhteşem kahve harmanları ile tüm misafirlerin seyahat deneyimi eşsiz bir hal alacak.” dedi.

    Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea; günün stresinden arınmak isteyenlerin de yeni adresi. Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea Spa & Wellness hamamdan, saunaya, buhar odasına, masaj odalarından, buz çeşmesine kadar birçok terapi sunan Spa & Wellness alanının yanı sıra en modern şekilde tasarlanmış spor salonu, kapalı yüzme havuzu ve vitamin barı ile sağlığına özen gösterenlerin vazgeçemeyecekleri bir ortam yaratıyor. Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea Spa & Wellness profesyonel ekibi tüm misafirlerine bedensel ve ruhsal olarak yenilenme deneyimi vadediyor.

    Doğaya tam anlamıyla adanmışlık gösteren Accor, sürdürebilirliği en önemli bileşenlerinden olarak görüyor ve yaşayan her canlıya gösterdiği saygıyı merkezinde tutuyor. Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’de sürdürülebilirlik felsefesini otelin her alanında uyguluyor. Sıfır atık politikasına ek olarak Sürdürülebilir Turizm sertifikası ve Uluslararası « Green Globe »  Sürdürülebilir Turizm Programı’nın  tüm kriterlerini tamamlanmış bulunuyor.

    Bu eşsiz otelin açılışını kutlarken, Accor’un sadakat programı ALL – Accor Live Limitless üyeleri, 15 Nisan 2024 ve 28 Temmuz 2024 tarihleri arasındaki konaklamaları için ödül puanlarını 4 kat daha fazla kazanabilirler. Üyeler, konaklamaları sırasında sunulan özel ayrıcalıkların tadını çıkarırken, ödüller dünyasını, eşsiz faydaları ve olağanüstü etkinlikleri keşfetmeye davet ediliyor.

     

    Mövenpick Hakkında

    1948’de İsviçre’de Ueli Prager, herkesin iyi şarabın, güzel zamanların ve güzel yaşamın tadını çıkarabileceği devrim niteliğinde bir yemek konsepti olan Mövenpick’i yarattı. Bugün, herkesin yaşamın temel zevklerini gerçek hoşgörü anlarıyla takdir edebildiği her Mövenpick otelinde aynı misafirperverlik varlığını sürdürüyor. Dünya çapında 120’den fazla otel ve resortla ve 2025’e kadar 50 otelinin daha açılması planlanan Mövenpick, İsviçre mirasına ve zengin mutfak mirasına sadık kalıyor ve kurucusunun işleri doğru yaparak işleri iyi yapma sözünü yerine getiriyor. Green Globe, markanın sürdürülebilirliğe yönelik bütünsel yaklaşımının ve yerel çevrelere ve topluluklara olan derin bağlılığının bilincinde olarak, 2017’den bu yana her yıl Mövenpick’i dünyanın en sürdürülebilir otel şirketi olarak adlandırıyor. Mövenpick, 5.500’den fazla üyesi bulunan dünya lideri bir konaklama grubu olan Accor’un bir parçasıdır. 110’dan fazla ülkede mülkleri ve çok çeşitli ödüllere, hizmetlere ve deneyimlere erişim sağlayan bir yaşam tarzı sadakat programı olan ALL – Accor Live Limitless’a katılan bir markadır.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Büyük şehirlere yakın tatil destinasyonları

    Büyük şehirlere yakın tatil destinasyonları

    Türkiye’nin lider seyahat platformu ENUYGUN, 9 güne uzayan Ramazan Bayramı tatil dönemini şehirde geçirenler için araç kiralayarak günübirlik ya da kısa süreyle konaklayarak seyahat edilebilecek en yakın ve güzel rotaları derledi.

     

    9 günlük bayram tatili, şehir dışına ve yurt dışına seyahati artırsa da bayramı şehirde geçirenler için de çok sayıda tatil seçeneği bulunuyor. 6-14 Nisan tarihleri arasındaki tatil dönemini şehirde geçiren sehayat severler, bu dönemde yakın rotalara kısa süreli geziler planlayabilir.

    Türkiye’nin lider seyahat platformu ENUYGUN, güzelliklerle dolu ülkemizin metropollerinde yer alan yakın gezi rotalarını derledi. Araç kiralayarak birkaç saat içinde ulaşabileceğiniz, isterseniz günübirlik isterseniz 1-2 gece konaklayarak planlayabileceğiniz gezilerle şehir hayatına kısa bir mola verebilirsiniz.

    İstanbullular için: Polenezköy-Şile-Ağva

    ENUYGUN’un İstanbul için ilk önerisi, popülerliğini koruyan Ağva. Yeşilliği, dere kıyısına kurulmuş restoranları, sevimli bungalovları ile araçla bir saatte ulaşılabilecek eski bir köy yerleşimi olan Ağva’da doğanın canlanışına tanık olabilirsiniz.

    Ağva’ya yolculuğunuzu ara duraklarla zenginleştirmek isterseniz, başlangıcı Polonezköy’le yapabilirsiniz. İstanbul içinde bir Polonya köyü atmosferini koruyan Polonezköy’ü keşfettikten sonra Şile kalesinden eşsiz manzarayı seyredebilir ve Ağva’da güzel bir akşam yemeğine doğru yol alabilirsiniz.

    İzmir’in sakin şehri Seferihisar

    İzmir’in uzun kıyı şeridinde şehrin her noktasından hızlı ulaşılabilecek harika bir sahil rotası var: Sakin şehir Seferihisar. Kültürel dokusunu ve mimarisini koruyan Seferihisar’da yerel pazarlardan alışveriş yapabilir, Teos Antik Kenti ve Dionyzos Tapınağı’nı gezebilirsiniz. Aracınızın yönünü Seferihisar’a 6 kilometre uzaklıktaki Sığacık’a doğrultursanız sizi camlarından çiçekler sarkan şirin evler karşılayacak. Burada büyülü sokaklarda gezebilir, sonrasında Sıcağık Kalesi’nde harika manzara fotoğrafları çekebilirsiniz. Ayrıca Seferihisar gezinizde özgün bir lezzet olan Armola peynirini de mutlaka denemelisiniz.

    Ankara’nın gölleri ve kaplıcaları

    ENUYGUN’un bayramı şehirde geçiren Ankaralılar için bu yıl her zamankinden erken gelen baharda çok daha güzel görünen üç rota önerisi var: İlki Eymir Gölü. Kızılay Meydanı’ndan yarım saat içinde ulaşılan Eymir Gölü ODTÜ ormanı içinde yer alıyor. Göl çevresinde 45 kilometrekarelik alanda doğa içinde keyifli vakit geçirmek için her ayrıntı düşünülmüş. 

    Doğa harikaları Mavi Göl ve Tuz Gölü de, kendi aracınızla ya da araç kiralama hizmetinden yararlanarak gidebileceğiniz eşsiz yerler. 

    Ankara’nın popüler rotalarından Kızılcahamam, bayramda sağlığı için vakit ayırmak isteyen Ankaralılar için en uygun seçim olacak. Merkeze 1 saat uzaklıkta yer alan ve kaplıcalarıyla ünlü olan Kızılcahamam, doğal dokunun korunduğu termal tesislere sahip. 

    Antalya’nın antik kentleri

    Türkiye’nin turizm başkenti Antalya’da, bayramı şehirde geçirecekler için yaz sıcakları başlamadan antik kentleri gezmek uygun bir seçenek olabilir. Deniz turizmi ile tüm dünyada popüler olan Antalya, Likya uygarlığını aktaran pek çok tarihi esere de ev sahipliği yapıyor. Merkeze 12 km uzaklıkta Roma döneminde inşa edilen  Perge Antik Kenti yer alıyor. 2 bin yıl önce 15 bin kişilik tiyatroya sahip olan büyük bir kentten kalanları görebileceğiniz şaşırtıcı bir deneyim sunuyor. 

    Gezinize Antalya’ya 80 km uzaklıkta Manavgat yakınlarında kalan Side Antik Kenti ile devam edebilirsiniz.  400 metre genişliğinde bir yarımada üzerinde kurulan antik kentten kalan dev sütunlar hala görkemini koruyor.

    Bir diğer antik kent Patara ise Kaş ile Kalkan arasında yer alıyor.  Antik bir liman olan Patara, zamanla kumla dolmuş ve işlevini yitirmiş. Süren kazılarla deniz kıyısındaki antik kent açığa çıkarılmaya devam ediyor. 

     Adana: Doğaya kaçış

    Adana’da ailecek bir arada olmak için ideal noktalardan biri merkeze araçla yarım saat mesafedeki Yerköprü Mesire alanı. Piknik alanı olarak düzenlenmiş yemyeşil alan içinde bir dere ve balık çiftlikleri bulunuyor. Ayrıca balık da avlanabiliyor. Kazları ve ördekleri izleyebileceğiniz, dilerseniz mesire alanı içindeki tesislerden yemek hizmeti alabileceğiniz Yerköprü Mesire Alanı’nda dopdolu bir gün geçirebilirsiniz.

    Farklı bir deneyim için ise komşu şehir Mersin’de Tarsus Doğa Parkı ve Hayvanat Bahçesi’ni seçebilirsiniz. 69 farklı türe evsahipliği yapan; zebra, kurt, arslan, lama, ceylanları görebileceğiz  hayvanat bahçesi, flamingo ve leyleklerin de barındığı doğal bir park konumunda. Adana merkezden aracınızla 45 dakika içinde ulaşabileceğiniz park, çocuklarınızla harika bir gün geçirmenizi sağlayacak. 

    Gazianteplilere öneri: Nemrut Harabeleri

    Gaziantep deyince bir de bayramsa ilk akla gelen baklava olur. Dünyanın gastronomi rotalarından birinde yaşayan, özel günleri ve misafirperverlikleriyle bilinen Gaziantepliler için şehirleri başlı başına bir mutluluk kaynağıdır. Yine de biraz hava değişimi ve keşif için çevrede çok güzel yerleşimler olduğunu hatırlatalım. Bunların başında Adıyaman-Nemrut geliyor. Milli Park statüsündeki Nemrut Dağı ve çevresi, etkileyici arkeolojik kalıntılara ev sahipliği yapıyor. Araçla Gaziantep’ten 3 saatte ulaşabileceğiniz Nemrut dağı geziniz sonrasında Adıyaman’ın meşhur lezzetlerini tatmak için bir mola verebilir; her ne kadar bütün Güneydoğu’da yaygın bir lezzet olsa da Adıyaman’la özdeşleşmiş çiğköfteyi deneyebilirsiniz. Tirşik, dövmeç, kavurmalı hıtap, yarpuzlu köfte, tevenk sarması ile burma tatlısı da bu gezide favori lezzetleriniz olabilir.

    Şehir dışına çıkmayıp Gaziantep sınırları içinde bir geziye çıkmak isteyenler için ise ENUYGUN’un önerisi Birecik Baraj Gölü. Şehre bir saat mesafede, mesire yeri olarak düzenlenmiş göl kıyısında dinlenebilirsiniz. Dilerseniz aracınızı Urfa Halfeti’ye yöneltip her yıl tüm dünyadan binlerce gezgini ağırlayan açık hava müzesi konumundaki yerleşimi görebilirsiniz.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • DemirDöküm, Akademik Eğitimlerle Müşteri Memnuniyetini Şekillendiriyor

    DemirDöküm, Akademik Eğitimlerle Müşteri Memnuniyetini Şekillendiriyor

    DemirDöküm, Türkiye genelindeki müşteri memnuniyetini mükemmelleştirme hedefi doğrultusunda Sabancı Üniversitesi EDU iş birliği ile sürdürdüğü DemirDöküm Akademi ve “Müşterinin Yıldızları” programıyla iş ortaklarını geleceğe hazırlıyor.

    Müşteri memnuniyetinin DemirDöküm’ün DNA’sında yer aldığını belirten Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan; “İş ortaklarımızın müşterilerimize en üstün deneyimi sunmalarını desteklemek, farklı alanlarda yetkinliklerini artırmak, bizi hedeflerimize bir adım daha yaklaştırıyor” dedi.

    İklimlendirme sektörünün öncü markalarından DemirDöküm, müşteri memnuniyetini mükemmelleştirme hedefi doğrultusunda DemirDöküm Akademi ve “Müşterinin Yıldızları” programı ile iş ortaklarını geleceğe hazırlıyor. 2018 yılında Sabancı Üniversitesi EDU iş birliğiyle hayata geçirilen DemirDöküm Akademi ve hemen ardından hayata geçirilen “Müşterinin Yıldızları” programı ile şirket, bir taraftan iş ortaklarını geleceğe hazırlarken diğer taraftan “Müşteri Deneyimi” ve “Müşteri Memnuniyeti” alanındaki önemli hedeflere hızlı adımlarla ilerliyor.

    SÜRDÜRÜLEBİLİR VE ÖZGÜN BİR PROGRAM

    DemirDöküm Akademi, her yıl farklı bir konseptte gerçekleştirilen eğitimlerle iş ortaklarının hizmet, satış ve pazarlama yetkinliklerini geliştiriyor. Yetkinlik geliştirmenin yanı sıra DemirDöküm Akademi, memnuniyet ölçümleri ile bu yetkinliklerin uygulanabilirliğini de izliyor. Müşteri deneyiminde üstün performans sergileyen DemirDöküm iş ortakları ise “Müşterinin Yıldızları” programı ile ödüllendiriliyor.

    Müşteri memnuniyetinin DemirDöküm’ün DNA’sında yer alan değişmez bir değer olduğunu belirten Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan, “İş ortaklarımızın müşterilerimize en üstün deneyimi sunmalarını desteklemek için DemirDöküm Akademi ve Müşterinin Yıldızları programlarını geliştirdik. Bu programlar sayesinde, iş ortaklarımızın yetkinliklerini artırıyor, performanslarını ölçüyoruz ve başarılarını ödüllendiriyoruz. İş ortaklarımızın müşterilerimize en üstün deneyimi sunmalarını desteklemek, farklı alanlarda yetkinliklerini artırmak, bizi hedeflerimize bir adım daha yaklaştırıyor” dedi.

    “MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ BÜTÜNSEL BİR SİSTEM BAKIŞ AÇISI”

    Sektördeki ilk ve tek üniversite iş birliği olan DemirDöküm Akademi’nin geride bıraktığı 6 yıllık sürecini değerlendiren Ufuk Atan, “Kurulduğumuz 1954’ten günümüze kullanıcılarımızla olan güven ilişkimiz ve duygusal bağımızın devamlılığı müşteri memnuniyetinden geçiyor. DemirDöküm olarak müşteri memnuniyetini bütünsel ve sürdürebilir bir sistem bakış açısı ile ele alıyoruz. Bugüne kadar DemirDöküm Akademi ve Müşterinin Yıldızları programı ile önemli bir yol kat ettik. Önümüzdeki süreçte gelişim alanlarını sürekli gözden geçirerek, inovatif çözümler üretmeye ve sektörde öncü rolümüzü sürdürmeye devam edeceğiz. Kullanıcılarımızın değişen ihtiyaç ve beklentilerine en hızlı şekilde yanıt vererek, onlara özgü çözümler üreten ve her zaman kalplerinde yer alan bir marka olmayı sürdüreceğiz” açıklamasını yaptı.

    İHTİYACA ÖZEL EĞİTİM KURGULANIYOR

    Bugüne kadar 1.500’den fazla iş ortağının DemirDöküm Akademi’ye katıldığını belirten Atan şöyle konuştu: “İş ortaklarımız 15 farklı başlıkta, 600 saat sınıf ve 685 saat sanal eğitim aldı. Eğitimleri her sene üstüne koyarak zenginleştiriyoruz. Tüm eğitimleri DemirDöküm markasına ve paydaşlarının ihtiyaçlarına özel olarak geliştiriyoruz. İçerik ve eğitim sistemlerini koşullara ve ihtiyaçlara göre çok hızlı uyarlama kabiliyetine sahibiz. Örneğin pandemi döneminde 1 ay gibi kısa bir sürede tüm eğitim sistemlerini online sınıflara taşıdık. Şu an eğitimlerimiz ağırlıklı yüz yüze olmak üzere hibrit olarak devam ediyor. 2024 ve sonrasında da müşteri memnuniyeti alanındaki yatırımlarımızı artırarak devam ettirmeyi ve bu alandaki öncülüğümüzü sürdürmeyi hedefliyoruz.”

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Astronergy ve ZES Solar’dan Güneş Enerjisinde Stratejik İş Birliği

    Astronergy ve ZES Solar’dan Güneş Enerjisinde Stratejik İş Birliği

    Yenilenebilir enerji sektörünün önde gelen şirketlerinden ZES Solar ile dünyanın en kaliteli ve güvenilir güneş paneli üreticilerinden Astronergy arasında stratejik iş birliği anlaşması imzalandı. ZES Solar, Astronergy’nin Türkiye’deki yetkili distribütörü oldu.

    Çevreye duyarlı ve yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimi ve dağıtımı için ürün tedariki sağlayan ZES Solar ile dünyanın en kaliteli ve güvenilir güneş paneli üreticilerinden Astronergy stratejik iş birliğine imza attı. Üretim, yatırım ve satış alanındaki tecrübesi ile sektörde örnek uygulamalar sergileyen iki şirket arasındaki anlaşma, Astronergy’nin N-Type TOPCon teknolojisine sahip PV modüllerini, ZES Solar iş birliği ile Türkiye’deki yatırımcılara ulaştırmayı ve güneş enerjisinin sektörel olarak büyümesine ve kullanımının artmasına katkıda bulunmayı hedefliyor.

    Astronergy’nin ABD merkezli bağımsız test laboratuvarı PVEL tarafından 2014 yılından itibaren yapılan “PV Module Reliability Scorecard” teknik testlerinde “En İyi Performans Gösteren PV Modüller” listesinde yer alan güneş paneli üreticisi olduğunu belirten ZES Solar Genel Müdürü Evren Evcit, yapılan iş birliğiyle ilgili şunları söyledi;

     “Yenilenebilir enerjinin en önemli unsurlarından olan güneş panellerinin tedariki için ZES markamızla üst segment, kaliteli güneş panellerini ve inverterleri müşterilerimizle buluşturuyoruz. Bu alanda uluslararası kalite standartlarına uygun ürün tedarikine büyük önem veriyor; önemli yatırımlara ve iş birlikteliklerine imza atıyoruz. Dünyanın en kaliteli güneş paneli üreticilerinden Astronergy ile yaptığımız bu iş birliği sayesinde de pazardaki konumumuzu güçlendireceğimize inanıyoruz. Güneş enerjisi alanındaki katma değerli çözümleri, yeni nesil teknolojileri ve farklı iş modellerini başta Türkiye olmak üzere geniş bir coğrafyada sunmayı ve güneş enerjisi alanının gelişiminde öncü şirketlerden biri olmayı amaçlıyoruz.”

    Yapılan iş birliği ile ilgili görüşlerini aktaran Astronergy Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Kaya ise, ‘’2015 Yılında Türkiye pazarında güneş enerjisi alanında faaliyetlerimize başladık. Global bir enerji şirketi olarak 140 ülkede, 40.000’den fazla çalışanımız ile dünyanın önde gelen güneş enerjisi üreticilerinden ve yatırımcılarından biriyiz. Ülkemizin yenilenebilir enerji altyapısına katkı sağlamak adına çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bu kapsamda, uçtan uca sağladığımız enerji çözümlerini bir adım ileri taşıyoruz. Türkiye’de güneş enerjisi alanında güvenirliğini kanıtlamış, uçtan uca en büyük enerji yatırımcılarından biri olan ve en geniş satış ağına sahip ZES Solar ile resmi distribütörlük anlaşması imzaladık. Astronergy ve ZES Solar olarak 3 yıllık gerçekleştirdiğimiz anlaşma kapsamında Türkiye’de ve faaliyet gösterdiğimiz coğrafyalarda toplamda 1 GW’lık PV modül tedarik edeceğiz. İmzaladığımız bu anlaşmanın her iki taraf içinde hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Inveo Ventures, yapay zeka ve finteklere yatırım yaparak büyüyecek

    Inveo Ventures, yapay zeka ve finteklere yatırım yaparak büyüyecek

    Yeni teknoloji girişimlerine yatırım yapan, startuplar için bir yatırımcıdan öte yol arkadaşı olmayı amaçlayan Inveo Ventures, kurulduğu Nisan 2022’den bu yana 14 farklı yatırıma 2 milyon doların üzerinde yatırım gerçekleştirdi. Inveo Ventures, yapay zeka ve finansal teknolojiler başta olmak üzere, gelişme potansiyeli yüksek olan alanlarda yatırımlarına 2024 yılında da devam edecek.

    Türkiye’nin parlayan, inovatif ve yeni nesil teknolojilerini oluşturan girişimlere yatırım yapan Inveo Ventures Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı, kurulduğu Nisan 2022’den bu yana, girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve fonlarından oluşan 3 farklı yapı aracılığıyla 14 farklı yatırıma 2 milyon doların üzerinde yatırım gerçekleştirdi. Inveo Ventures’ın portföy değeri, grubun 6 Mart 2024 tarihinde ilettiği KAP açıklamasında yer alan sadeleşme planı sonrası 550 milyon TL seviyelerine ulaştı. Şirket, 2024 yılında 20 yeni yatırım ve mevcut şirketlere devam yatırımları yaparak portföy değerini artırmayı hedefliyor.

    Inveo Ventures, bölgenin lider kurumsal girişim sermayesi olma yolunda ilerliyor

    Değer yatırımcısı olma vizyonuyla ilerleyen Inveo Ventures, bölgenin lider kurumsal girişim sermayesi (CVC) olma vizyonuyla 10 yılda 100’den fazla girişime 20 milyon dolardan fazla yatırım yapan Inveo Yatırım Holding’in kurumsal bilgi ve deneyimini ‘Bugün ile yarın arasındaki değer köprüsü’ mottosuyla geleceğe taşıyor. Şirket, yatırımları gerçekleştirirken yenilikçi teknolojiye sahip, uluslararası pazarlarda yıkıcı etki potansiyeli bulunan, metriklerinde büyüme gösteren ve gösterme potansiyeli olan, Seri A ve Seri A Öncesi Köprü Yatırım Turu aşamasında olan girişimlere odaklanıyor.

    Ekosistemde Teknoloji Girişimciliği alanındaki tüm yatırımların toplandığı bir yapının, teknoloji girişimleri yatırımlarıyla sürekli büyümeye ve değerlenmeye devam ettiğini vurgulayan Inveo Ventures Genel Müdürü Haluk Nişli, “Inveo Ventures, yatırımlarımızı gerçekleştirirken ‘sektör bağımsız’ hareket ediyoruz. Inveo Yatırım Holding ve Gedik Yatırım ekiplerinin de içinde bulunduğu 14 kişilik bir çalışan kadrosuyla birlikte girişimlere Inveo’nun güçlü kurumsal bilgi birikimini aktarıyor, girişimin iş geliştirme faaliyetlerinden bir sonraki yatırım turunda verilecek desteğe kadar her aşamada yanında yer alıyoruz. Aynı zamanda ekosistemi de sürekli destekliyor, doğrudan yatırımlarımızın dışında, dolaylı olarak yatırımcısı olduğumuz fonlar aracılığıyla yatırımlar gerçekleştiriyoruz. Girişimlerin sunduğu ürün ve servisleri, kendi ana faaliyet alanımıza nasıl entegre edebileceğimiz üzerinde de çalışıyoruz” dedi.

    Dönemsel olarak yatırım almanın zorlaştığına dikkat çeken Haluk Nişli, Inveo Ventures olarak bir girişime birden fazla yatırım turunda yatırımcı olmanın (devam yatırımları gerçekleştirmenin) ve diğer dış yatırımcılarla olan yatırım bulma süreçlerinde verilen desteğin önemini vurguladı.

    Trendi oluşturan öncülerden olmak

    Inveo Ventures, özellikle yapay zeka alanındaki yatırımları, diğer tüm sektörlere artı değer sağlayabilecek ve aynı zamanda grubun diğer paydaşlarının da faydalanabileceği bir fırsat olarak görüyor. Bu nedenle 2022 yılından beri yaptığı yatırımlarda yapay zekaya dokunan, 2023 yılında da 3 adet doğrudan yapay zeka tabanlı girişime yatırım gerçekleştiren Inveo Ventures, yatırım alanında trendi takip eden değil, trendi oluşturan öncülerden olma hedefi doğrultusunda ilerliyor.

     3 yılda toplam 60 yatırım hedefleniyor

    Şirketin bu alanlarla sınırlı olmamak üzere, gelişme ve yerelden küresele açılma potansiyeli yüksek olan tüm sektörlerde yatırımları önümüzdeki dönemde de devam edecek. 2024 yılında en az 2023 yılındaki kadar aktif yatırım yapmayı planlayan Inveo Ventures, gelecek 3 yılda toplam 60 yatırım yapmayı planlıyor. Portföydeki girişimlerin büyüme yolculuklarında aktif rol alan Inveo Ventures, her üç yatırım yaptığı girişimden birinin yeni yatırım turlarında devam yatırımı almasını hedefliyor.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı