Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Backlink paketleri

Hacklink Panel

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink

betzula

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Eros Maç Tv

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink satın al

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

deneme bonusu

Hacklink panel

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

Illuminati

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

interbahis

Masal oku

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

alobet

Hacklink

Hacklink

Hacklink

anadoluslot

Hacklink panel

Postegro

Masal Oku

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

sezarcasino

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Buy Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Masal Oku

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

หวยออนไลน์

Hacklink

Hacklink satın al

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

Hacklink Panel

scam clickbait

cloaking

cloaks content scam

impersonates doeda fake page

Jasminbet

marsbahis giriş

marsbahis giriş telegram

meritking giriş twitter

casibom

Brain Savior Review

betlike

Etiket: Araştırma

  • ‘Uluslararası Bilim Ortaklıkları Fonu’ndan yeni araştırma iş birlikleri için 80 bin Sterlin destek

    ‘Uluslararası Bilim Ortaklıkları Fonu’ndan yeni araştırma iş birlikleri için 80 bin Sterlin destek

    Birleşik Krallık Bilim, Yenilik ve Teknoloji Bakanlığı tarafından kurulan ve British Council’ın ortaklarından biri olduğu ‘Uluslararası Bilim Ortaklıkları Fonu’, ikinci kez hayata geçirdiği araştırma iş birlikleri programı ile Türkiye ve Birleşik Krallık’tan araştırmacılara eşsiz bir fırsat sunuyor. Birleşik Krallık ve Türkiye arasındaki ikili araştırma ve inovasyon ortaklıklarını desteklemek üzere hayata geçen program, araştırmacıları üç ana küresel tema üzerinde uluslararası iş birlikleri oluşturmaları için fon sağlıyor. 

    İki ülkedeki üniversiteler ve araştırma kurumları arasındaki ortaklıkları kapsayan ‘Uluslararası Bilim Ortaklıkları Fonu’, küresel zorluklarla mücadele eden araştırmaları desteklemek ve kolaylaştırmak üzere ikili araştırma ve inovasyon iş birliklerini finanse ediyor. Araştırma iş birlikleri programının ana temaları arasında; ‘dayanıklı gezegen’ başlığı altında temiz enerji, hava koşulları ve iklim, tarım teknolojileri ve çevresel dayanıklılığa; yapay zeka, kuantum ve geleceğin telekomünikasyonunu içeren ‘dönüştürücü teknoloji’lere ve ‘sağlıklı insanlar, hayvanlar ve bitkiler’ başlığında biyogüvenlik, küresel sağlık ve pandemiler, genomik, dijital sağlık ve antimikrobiyal direnç konularına yer veriliyor. 

    Birleşik Krallık’tan bir proje lideri ve Türkiye’den bir proje ortağı bulunması şartı koşulan ve 80 bin Sterlin’e kadar fon sağlanacak olan araştırma iş birlikleri programa başvuruların, Türkiye’nin kısa ve orta vadeli ekonomik kalkınması veya sosyal refahı üzerinde olumlu bir etki yaratacak çözümler sunması bekleniyor. 9 Temmuz 2024 tarihine kadar başvurulabilen ikinci açık çağrı hakkında detaylı bilgi ve başvuru formuna, British Council Türkiye web sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.

    Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris: “Bilim, İnovasyon ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yönetilen ve Birleşik Krallık’ın önde gelen araştırma kurumlarından oluşan bir konsorsiyum tarafından sağlanan Uluslararası Bilim Ortaklıkları Fonu aracılığıyla Birleşik Krallık ve Türkiye arasındaki bilimsel iş birliğini teşvik etmeye devam etmekten heyecan duyuyoruz. Her iki ülkeden en iyi beyinleri bir araya getirerek küresel zorlukların üstesinden gelebilir ve hepimize fayda sağlayacak yenilikleri teşvik edebiliriz.”

    British Council Ülke Direktörü Gill Caldicott, “Ocak ayında ilkini gerçekleştirdiğimiz ve ortaklarından biri olduğumuz ‘Uluslararası Bilim Ortaklıkları Fonu’ altındaki araştırma iş birliklerinin ikinci açık çağrısını duyurmaktan mutluluk duyuyoruz. Türkiye ve Birleşik Krallık arasında başarılı stratejik araştırma ve inovasyon iş birliklerinin kapısını araladığımız ilk fonumuzla 10 araştırma projesine destek sağladık. İkinci çağrımızla da her iki ülkeden araştırmacılara, küresel zorluklarla mücadele eden araştırmalara ışık tutmaları için eşsiz bir imkan sunuyoruz” dedi. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Ericsson ConsumerLab Raporu: Türkiye’de Sabit Kablosuz Erişim Güçlü Bir Tercih

    Ericsson ConsumerLab Raporu: Türkiye’de Sabit Kablosuz Erişim Güçlü Bir Tercih

    Ericsson (NASDAQ: ERIC), tüketicilerin Sabit Kablosuz Erişim (FWA) algılarına ilişkin araştırma sonuçlarını ortaya koyan en son ConsumerLab Raporu’nu yayınladı.

    Türkiye dahil 19 ülkeyi kapsayan ve 1,2 milyar bireyin yaşadığı 370 milyon haneyi temsil eden Ericsson ConsumerLab araştırmasının bulguları, bir bağlantı seçeneği olarak Sabit Kablosuz Erişim (FWA) ile ilgili gelişen tüketici seçimleri ve algıları hakkında çeşitli ve kapsamlı bir bakış açısı sunuyor.

    Araştırma, servis sağlayıcılara Sabit Kablosuz Erişim büyümesini yakalamak için hanelerin ihtiyaç duydukları farklı bağlantı çözümleri konusunda tavsiyelerde bulunuyor. Ayrıca, FWA’nın etkili bir şekilde uygulanması için farklı konumlandırma stratejileri öneriyor.

    Araştırma, Türkiye’de 100’ü aktif olarak Sabit Kablosuz Erişim kullanıcısı olmak üzere, 1.000 hane temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirildi. Anket, yapılan hanelerde yaşayan toplam 50 milyonluk bir nüfusu temsil ediyor. 

    Türkiye’deki bulgular, bir eğilim değişikliği olduğunu ve FWA’in internet erişimi için birincil tercih haline geldiğini belirtiyor.  10 haneden 8’i FWA’yi daha önce kullandıkları bağlantı hizmetinin yerine tercih ediyor. Bu bağlantı hizmetinin getirdiği gelişmiş yetenekler, iyi ve güvenilir bir internet bağlantısı sağladığı görüşünü de desteklemektedir. Bu sayede haneler daha iyi bir internet bağlantısının keyfini çıkarabilirler. Ayrıca, araştırmada FWA’in şebeke perfomansı açısından fiberle aynı düzeyde olduğu belirtilmektedir. 

    Ericsson Orta Doğu ve Afrika Başkan Yardımcısı ve Türkiye Başkanı Işıl Yalçın şunları söyledi: “Son Ericsson ConsumerLab Raporu, Türkiye’deki 12 milyon hanedeki kullanıcıların durumunu temsil ediyor. Sabit Kablosuz Erişimin (FWA) uygun maliyetli, esnek, kolay kurulan ve hızlı bağlantı sağlayan özellikleri ile öne çıkmaktadır. Nitekim bu güncel raporun bulguları, Türkiye’de hanelerin yüksek hızlı genişbant ve kolaylık açısından FWA’i tercih ettiğini doğruluyor.”

    ConsumerLab Başkanı Jasmeet Singh Sethi ise şunları söyledi: “Raporda her 2 haneden 1’i  FWA’e ilgi duyduğunu belirtiliyor. Rapor, FWA pazarının yüksek büyüme potansiyelini araştırıyor ve Amerika Birleşik Devletleri pazarının ötesinde bile FWA’i seçen hanelerin önceki geniş bant bağlantılarına ihtiyaç duymadıklarını gösteriyor.” 

    Ericsson ConsumerLab raporunun hane halkı görüşüne dair detayları incelemek için linki ziyaret edebilirsiniz.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Careto APT 10 yıl sonra yeniden ortaya çıktı

    Careto APT 10 yıl sonra yeniden ortaya çıktı

    Oldukça yüksek bir gelişmişlik düzeyi sergileyen saldırganlar, çok modlu bir çerçeve kullanarak iki karmaşık siber casusluk kampanyası yürüttü. Kullanılan çerçeve mikrofon girdisinin kaydedilmesini, çok çeşitli dosya ve verilerin çalınmasını ve virüs bulaşmış makine üzerinde genel kontrol elde edilmesini sağlıyor. Kampanyalar Latin Amerika ve Orta Afrika’daki kuruluşları hedef alıyor.

    Gelişmiş Kalıcı Tehdit (APT) grubu Careto, öncelikle kamu kurumlarını, diplomatik kuruluşları, enerji şirketlerini ve araştırma kurumlarını hedef alan son derece sofistike saldırılarıyla biliniyor. Bu APT tehdit aktörünün faaliyetleri 2007 yılından 2013 yılına kadar gözlemlenmişti, ancak o zamandan beri bu tehdit grubuyla ilgili herhangi bir haber olmaması dikkat çekiciydi. Kaspersky araştırmacıları, APT trendleri hakkındaki üç aylık raporlarında, Careto’ya atfettikleri son kötü amaçlı kampanyaların arkasındaki ayrıntıları açıkladı.

    Saldırganların ilk bulaşma vektörü, MDaemon e-posta yazılımını çalıştıran kuruluşun e-posta sunucusunu tehlikeye atmayı başardı. Bu sunucuya daha sonra saldırgana ağ üzerinde kontrol sağlayan farklı bir arka kapı bulaştırıldı. Tehdit aktörü, dahili ağ içinde yayılmak için bir güvenlik çözümünde daha önce tanımlanmamış bir hatadan faydalanarak kötü amaçlı implantların birden fazla makineye gizlice dağıtılmasını sağladı. Saldırgan, etkiyi artırmak için profesyonel uzmanlıkla tasarlanmış dört sofistike, çok modüler implant kullandı.

    Çok modlu bir çerçeve olarak kötü amaçlı yazılım, sistem yapılandırması, oturum açma adları, parolalar, yerel makinedeki dizinlerin yolları ve daha fazlasını toplamak amacıyla mikrofon kaydedici ve dosya hırsızı gibi işlevler içeriyor. Operatörlerin özellikle kurumun gizli belgeleri, çerezleri, form geçmişi ve Edge, Chrome, Firefox ve Opera tarayıcıları için oturum açma verilerinin yanı sıra Threema, WeChat ve WhatsApp mesajlaşma programlarından gelen çerezlerle ilgilendikleri gözlemlendi.

    Kaspersky’nin tespitlerine göre yeni keşfedilen Careto implantlarının hedef aldığı kurbanlar arasında, daha önce 2022, 2019 ve 10 yıldan daha uzun bir süre önce Careto ile tehlikeye atılan Latin Amerika’daki bir kuruluş ve Orta Afrika’daki bir kuruluş yer alıyor.

    Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi Güvenlik Araştırmacısı Georgy Kucherin, şunları söyledi:”’Careto APT, yıllardır oldukça yüksek düzeyde karmaşıklığa sahip kötü amaçlı yazılımlar geliştiriyor. Yeni keşfedilen implantlar, hem benzersiz hem de sofistike dağıtım taktikleri ve teknikleri ile karmaşık çok modlu çerçevelerden oluşuyor. Bunların varlığı Careto’nun operasyonlarının gelişmiş doğasına işaret ediyor. Keşfedilen kötü amaçlı yazılımın gelecekteki Careto saldırılarında kullanılmasını beklediğimiz için bu tehdit aktörünün faaliyetlerini yakından izlemeye devam edeceğiz.”

    Kaspersky araştırmacıları, APT grupları tarafından dünya çapında siber saldırılarda başlatılan yeni araçları, teknikleri ve kampanyaları sürekli olarak gözlemliyor. Şirketin uzmanları, %90’ı casuslukla ilgili olmak üzere 900’den fazla operasyon ve grubu izlemeye aldı. Careto kampanyası, Kaspersky’nin en son APT Q1 trend raporunda açıklandı. Diğer gelişmiş kampanyalar hakkında daha fazla bilgi edinmek için Securelist adresini ziyaret edin.

    Careto’nun geri dönüşüyle ilgili daha fazla ayrıntı önümüzdeki Virus Bulletin konferansında açıklanacak.

    Kaspersky araştırmacıları, bilinen veya bilinmeyen tehdit aktörlerinin hedefli saldırısının kurbanı olmamanız için aşağıdaki önlemlerin alınmasını öneriyor:

    • SOC ekibinizin en son tehdit istihbaratına (TI) erişimini sağlayın. Kaspersky Tehdit İstihbaratı Portalı, şirketin TI’sına ortak erişim noktasıdır ve Kaspersky tarafından 20 yılı aşkın bir süredir toplanan siber saldırı verilerini ve içgörülerini sağlar.
    • GReAT uzmanları tarafından geliştirilen Kaspersky çevrimiçi eğitimiyle siber güvenlik ekibinizi en yeni hedefli tehditlerle mücadele edecek şekilde geliştirin.
    • Uç nokta düzeyinde tespit, araştırma ve olayların zamanında düzeltilmesi için Kaspersky NEXT gibi EDR çözümlerini uygulayın.
    • Temel uç nokta korumasını benimsemenin yanı sıra, Kaspersky Anti Targeted Attack Platform gibi gelişmiş tehditleri ağ düzeyinde erken aşamada tespit eden kurumsal düzeyde bir güvenlik çözümü uygulayın

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Yeni DuneQuixote siber casusluk kampanyası dünya genelindeki kamu kurumlarını hedef alıyor

    Yeni DuneQuixote siber casusluk kampanyası dünya genelindeki kamu kurumlarını hedef alıyor

    Kaspersky araştırmacıları, başlangıçta Orta Doğu’daki bir kamu kurumunu hedef alan ve halen devam eden yeni bir kötü amaçlı kampanya keşfetti.

    Daha fazla araştırma, bu kampanyada aktif olarak kullanılan ve mağduriyet alanını APAC, Avrupa ve Kuzey Amerika’ya genişlettiği iddia edilen 30’dan fazla kötü amaçlı yazılım örneğini ortaya çıkardı. DuneQuixote olarak adlandırılan kötü amaçlı yazılım dizisi, siber casusluk nihai hedefiyle, kalıcılığı artırmak ve tespit edilmekten kaçınmak için İspanyol şiirlerinden alınmış dizeler içeriyor.

    Kaspersky uzmanları, devam eden kötü amaçlı etkinlik takibinin bir parçası olarak, Şubat 2024’te Orta Doğu’daki bir devlet kurumunu hedef alan, daha önce bilinmeyen bir siber casusluk kampanyasını ortaya çıkardı. Saldırgan, gizlilik ve kalıcılık için tasarlanmış, sofistike bir şekilde hazırlanmış bir dizi araç kullanarak hedefini gizlice gözetliyor ve hassas verileri topluyor.

    Kötü amaçlı yazılımın ilk taşıyıcıları kendilerini Total Commander adlı yasal bir araç için tahrif edilmiş yükleyici dosyaları şeklinde gizliyor. Bu taşıyıcıların içinde bir örnekten diğerine değişen, İspanyol şiirlerinden alınma dizeler gömülüyor. Bu teknik, her bir örneğin farklı bir imzaya sahip olmasını sağlayarak geleneksel metodolojiler tarafından tespit edilmesini zorlaştırmayı amaçlıyor.

    Taşıyıcı içinde CR4T adlı bir arka kapı şeklinde ek yükler indirmek için tasarlanmış kötü amaçlı kod bulunuyor. C/C++ ve GoLang dillerinde geliştirilen bu arka kapılar, saldırganlara kurbanın makinesine erişim izni vermeyi amaçlıyor. Özellikle, GoLang varyantı, komuta ve kontrol iletişimi için Telegram API’sini kullanıyor ve genel Golang telegram API bağlantılarını devreye alıyor.

    Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi Baş Güvenlik Araştırmacısı Sergey Lozhkin“Kötü amaçlı yazılımın varyasyonları, bu kampanyanın arkasındaki tehdit aktörlerinin yeni koşullara uyum sağlama becerisini gösteriyor. Şu anda bu tür iki implant keşfettik, ancak başka implantların varlığından da şüpheleniyoruz” diyor.

    Kaspersky telemetrisi, Şubat 2024’te Orta Doğu’da kampanyanın bir kurbanını tespit etti. Ayrıca aynı kötü amaçlı yazılımın yarı halka açık bir kötü amaçlı yazılım tarama hizmetine yüklenmesi, 2023’ün sonunda 30’dan fazla gönderimin yolunu açtı. VPN çıkış düğümleri olduğundan şüphelenilen diğer kaynaklar Güney Kore, Lüksemburg, Japonya, Kanada, Hollanda ve ABD’de bulunuyor.

    Yeni DuneQuixote kampanyası hakkında daha fazla bilgi edinmek için Securelist adresini ziyaret edin.

    Kaspersky araştırmacıları, bilinen veya bilinmeyen tehdit aktörlerinin hedefli saldırılarının kurbanı olmamak için aşağıdaki önlemleri öneriyor:

    • SOC ekibinizin en son tehdit istihbaratına (TI) erişmesini sağlayın. Kaspersky Tehdit İstihbaratı Portalı, şirketin TI’sına ortak erişim noktasıdır ve Kaspersky tarafından 20 yılı aşkın bir süredir toplanan siber saldırı verilerini ve içgörülerini sağlar.
    • Global Araştırma ve Analiz Ekibi uzmanları tarafından geliştirilen Kaspersky çevrimiçi eğitimi ile siber güvenlik ekibinizi en son hedefli tehditlerle mücadele edecek şekilde geliştirin.
    • Uç nokta düzeyinde tespit, araştırma ve olayların zamanında düzeltilmesi için Kaspersky Next gibi güvenlik çözümlerini uygulayın.
    • Temel uç nokta korumasını benimsemenin yanı sıra, Kaspersky Anti Targeted Attack Platform gibi gelişmiş tehditleri ağ düzeyinde erken bir aşamada tespit eden kurumsal düzeyde bir güvenlik çözümü uygulayın.
    • Birçok hedefli saldırı kimlik avı veya diğer sosyal mühendislik teknikleriyle başladığından, Kaspersky Automated Security Awareness Platform aracılığıyla ekibinize güvenlik farkındalığı eğitimi verin ve pratik beceriler kazandırın.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Dell Technologies’den yapay zekâ araştırması…

    Dell Technologies’den yapay zekâ araştırması…

    Dell Technologies Araştırması: Yüksek büyüme gösteren şirketler yapay zekâ ve üretken yapay zekânın sektörleri dönüştürmesini bekliyor

    Dell Technologies, aralarında Türkiye’nin de olduğu 40 ülkeden 6.600 kişiyle yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. ‘Innovation Catalyst’ başlıklı araştırmaya göre katılımcıların yüzde 58’i üretken yapay zekâyı uygulamaya başladıklarını belirtiyor.

    Dell Technologies; Kuzey Amerika, Latin Amerika, EMEA (Avrupa, Ortadoğu, Afrika), APJ (Asya Pasific ve Japonya) ve Çin’de 100’den fazla çalışanı olan kuruluşlardan 6.600 katılımcının yer aldığı ‘Innovation Catalyst’ adlı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. 

    Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 81’i üretken yapay zekâ (GenAI) ve yapay zekânın (AI) gelecekte sektörleri önemli ölçüde dönüştüreceğine inanıyor. Bu oran, 2023’te yüksek ciro artışı (+yüzde 25) elde eden kuruluşlar için yüzde 91 olurken, düşük ciro artışı (yüzde1-5), sabit ciro veya ciro düşüşü kaydeden kuruluşlar için yüzde 75’e düşüyor.

    Aralarında Türkiye’nin de olduğu 40 ülkeden 6.600 bilgi teknolojileri (BT) öncüleri ve şirket yetkilisinin yanıtlarına dayanan araştırma, AI ve GenAI’ya ilişkin önemli bir iyimserlik ortaya koysa da kuruluşların hızlı değişime hazır bulunuşları önemli ölçüde değişiyor. Katılımcıların yüzde 82’si rekabet açısından iyi konumlandıklarını ve sağlam bir stratejiye sahip olduklarını belirtiyor. Bununla birlikte, neredeyse yarısı (yüzde 48) önümüzdeki üç ila beş yıl içinde sektörlerinin neye benzeyeceğinden emin olmadığını ve neredeyse her on katılımcıdan altısı (yüzde 57) değişime ayak uydurmakta zorlandığını ifade ediyor. Katılımcılar, inovasyonu teşvik etmede karşılaştıkları zorluklar arasında doğru yetenek eksikliği (yüzde 35), veri gizliliği ve siber güvenlikle ilgili endişeler (yüzde 31) ve sınırlı bütçenin (yüzde 29) yer aldığını belirtiyor.

    GenAI, uygulamaya hazır!

    Katılımcılar, GenAI’nin BT güvenlik duruşunu iyileştirme (yüzde 52), üretkenliği artırma (yüzde 52) ve müşteri deneyimini geliştirme (yüzde 51) konularında dönüştürücü veya önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, üstesinden gelinmesi gereken zorlukların da farkındalar. Örneğin yüzde 68’i GenAI’ın yeni güvenlik ve gizlilik sorunları yaratacağından korkuyor, yüzde 73’ü ise verilerinin ve IP’lerinin üçüncü tarafın erişebileceği bir GenAI aracına yerleştirilemeyecek kadar değerli olduğu konusunda hemfikir.

    Genel olarak verilen yanıtlar, kuruluşların fikir aşamasından uygulama aşamasına geçerken GenAI pratikleri üzerinde çalıştıklarını gösteriyor; yüzde 58’i GenAI’yi uygulamaya başladıklarını belirtiyor. Kuruluşlarda kullanım arttıkça, risklerin nerede olduğu ve bunlardan kimin sorumlu olduğunun belirlenmesine odaklanılıyor. Katılımcıların yüzde 77’si, herhangi bir AI arızasından veya istenmeyen davranışlardan makine, kullanıcı veya kamu yerine kuruluşun sorumlu olduğu konusunda hemfikir.

    Dell Technologies EMEA Başkanı Adrian McDonald konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Birçok kişi GenAI gibi dönüştürücü etkisi olan teknolojilerden faydalanmak için harekete geçiyor; değeri ortaya çıkarmak ve büyümeyi desteklemek için yapay zekâyı verilerine entegre ediyor. Bu fırsatı değerlendirmek, sürdürülebilirlik göz önünde bulundurularak tasarlanmış, inovasyon alanında güvenli ve ölçeklenebilir teknoloji temelleri oluşturmak açısından güvenilir ortaklardan oluşan güçlü bir ekosistem gerektiriyor” ifadelerini kullandı.

    Kuruluşlar, günümüz tehdit ortamı zorluklarına göğüs geriyor

    Siber güvenlik, kuruluşlar için önemli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Katılımcıların yüzde 83’ü son 12 ay içinde bir güvenlik saldırısına maruz kaldıklarını bildirerek bu endişeleri doğruluyor. Çoğunluk (yüzde 89) ‘Sıfır Güven’ dağıtım stratejisini benimsiyor, yüzde 78’i ise bir siber saldırı veya veri sızıntısından kurtulmak için bir ‘Olay Müdahale Planı’na sahip olduklarını söylüyor.

    Belirtilen ilk üç sorun arasında kötü amaçlı yazılım, kimlik avı ve veri ihlalleri yer alıyor. Kimlik avına ilişkin sorunlar, çalışanların tehdit ortamında oynadığı rol olmak üzere raporda vurgulanan daha geniş bir sorunun altını çiziyor. Örneğin, katılımcıların yüzde 67’si bazı çalışanların verimlilik ve üretkenliği artırmak için BT güvenlik kurallarını ve uygulamalarını atladığına inanıyor, yüzde 65’i ise içeriden gelen tehditlerle ilgili endişelerini dile getiriyor. Bu durum, çalışanlar siber güvenlik tehditlerine karşı ilk savunma hattını temsil ettiğinden eğitime odaklanılması gerektiğine işaret ediyor. 

    Doğru teknoloji altyapısı, kuruluşların başarılı olmasına yardımcı olacak 

    Araştırma ayrıca, GenAI gibi teknolojiler ivme kazandıkça ve veri hacimleri arttıkça modern veri altyapısının kritik rolünü de ortaya koyuyor. Modern, ölçeklenebilir bir altyapıya yatırım yapmak, işletmelerde inovasyonu hızlandırmak için en önemli iyileştirme alanı olarak gösteriliyor. BT karar vericilerinin çoğu (yüzde 82), GenAI’ın uygulanmasında öngördükleri zorlukların üstesinden gelmek için şirket içi veya hibrit bir modeli tercih ettiklerini söylüyor.

    Verilerin işletme genelinde paylaşılabilmesi inovasyon bulmacasının önemli bir parçasıyken, katılımcıların yalnızca üçte biri (yüzde 33), mevcutta inovasyon çalışmalarını desteklemek için verileri gerçek zamanlı içgörülere dönüştürebildiklerini söylüyor. Bununla birlikte verilen yanıtlar, kuruluşların bu zorluk karşısında harekete geçtiğini gösteriyor. Katılımcıların yüzde 82’si, verilerin farklılaştırıcı olduğunu ve GenAI stratejilerinin verilerden yararlanmayı ve verileri korumayı içermesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca neredeyse yarısı (yüzde 42), önümüzdeki beş yıl içinde verilerinin büyük bir kısmının uçtan geleceğini tahmin ettiklerini belirtiyor.

    Diğer araştırma bulguları arasında şunlar yer alıyor:

    • Beceriler: Katılımcıların üçte ikisi (yüzde 67) şu anda sektörlerinde inovasyon için gerekli yeteneklerin mevcut olmadığını belirtiyor. Öğrenme çevikliği ve isteği, yapay zekâ akıcılığı, yaratıcılık ve yaratıcı düşünme, önümüzdeki beş yıl için ihtiyaç duyulan en önemli beceri ve yetkinlikler olarak sıralanıyor.
    • Sürdürebilirlik: Katılımcıların yüzde 42’si ‘çevresel açıdan sürdürülebilir inovasyonların teşvik edilmesinin’ önemli bir iyileştirme alanı olduğunu düşünüyor. Enerji verimliliği üst sıralarda yer alıyor; yüzde 79’u BT ortamlarını daha verimli yönetmek için hizmet olarak sunulan çözümleri deniyor ve yüzde 73’ü daha enerji verimli hâle gelmek için yapay zekâ çıkarımını aktif olarak uç noktalara taşıyor (örneğin, akıllı binalar).
    • BT’yi stratejik bir ortak hâline getirmek: Hâlihazırda, şirket karar vericilerinin yüzde 81’i BT karar vericilerini stratejik görüşmelere dâhil etmiyor, ancak her iki taraf da daha güçlü bir ilişkiyi ikinci en önemli iyileştirme alanı olarak sıralıyor.   

    ‘Innovation Catalyst’ Araştırması hakkında:

    Dell Technologies; Kuzey Amerika, Latin Amerika, EMEA, APJ ve Çin’de 100’den fazla çalışanı olan kuruluşlardan 6.600 katılımcının yer aldığı bu araştırmayı yürütmesi için Vanson Bourne ile iş birliği yaptı. Söz konusu kuruluşlar hem kamu hem de özel sektör kuruluşlarından oluşuyor.

    Araştırmaya katılanların tamamı, kuruluşları içinde inovasyona yön vermekte ya da etki etmekte olup toplam katılımcıların 3.330’u BT karar vericileri, 3.330’u ise şirket karar vericilerinden oluşuyor.

    Görüşmeler Eylül, Ekim ve Kasım 2023’te çevrimiçi olarak ve telefon aracılığıyla gerçekleştirildi. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Egeli bilim ekibinden sürdürülebilir gelecek ve gıda üretimine katkı sunacak proje

    Egeli bilim ekibinden sürdürülebilir gelecek ve gıda üretimine katkı sunacak proje

    Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Genel Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aşkım Hediye Çetinel’in yürütücülüğünü yaptığı “AtPUB18 ve AtPUB19 U-BOX E3 Ubiquitin Ligazlarının, ABA-Teşvikli Stoma Kapanmasında NO ve H2S Sinyal Molekülleri ile Etkileşimi” başlıklı proje, TÜBİTAK- ARDEB 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.

    Proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Ülkemizin tam akreditasyona sahip, öğrenci odaklı, öncü bir araştırma üniversitesi olarak, TÜBİTAK’taki liderliğimizi sürdürüyoruz. Bir kültüre dönüştürerek sürdürülebilir hale getirdiğimiz araştırma ve bilim üretme ekosistemimiz her geçen gün daha da güçlenmeye devam ediyor. Araştırmacılarımızın bilimsel çalışmaları TÜBİTAK başta olmak üzere hem ulusal hem de uluslararası değerlendirme ve fonlama kuruluşları tarafından destek almayı sürdürüyor. Bilim üretme vizyonumuz kapsamında nitelikli araştırmalarına devam eden Fen Fakültesi öğretim üyemiz Prof. Dr. Aşkım Hediye Çetinel’i ve proje ekibini tebrik ediyorum” dedi.

    Hazırladıkları projenin detayları ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Aşkım Hediye Çetinel, “Projemizin amacı; çevresel streslere karşı bitki savunmasında ve adaptasyonunda önemli bir rol oynayan sitoplazma ve çekirdekte aktif çalışarak hücre içi düzenleyici proteinlerin seviyelerini kontrol eden biyotik-abiyotik stresler sonucunda yanlış katlanmış veya hasar görmüş proteinleri tanıyan, parçalayan ve uzaklaştıran Ubiquitin/26S proteozom sisteminin (UPS) E3 ligazlarından biri olan Bitki U-Box [Plant U-box (PUB)] 18 ve 19 ligazlarının normal ve kuraklık stresi koşulları altında ABA-teşvikli stoma kapanmasında NO ve H2S sinyalizasyonunu nasıl etkilediği ilk defa araştırılacaktır. Ayrıca adı geçen E3 ligazların ABA tarafından uyarılan stoma hücrelerindeki sinyalizasyon bileşenleri üzerindeki olası rollerinin ilk defa ortaya konulacak olması da bilimsel açıdan oldukça ilgi çekicidir” diye konuştu.

    Araştırmanın hem literatüre hem de ülkemizin 12. Kalkınma Planı’nda yer alan gelecekteki olası besin yetersizliği sorununun çözülebilmesine katkı sunacağını ifade eden Prof. Dr. Aşkım Hediye Çetinel, “Sürdürülebilir gelecek gıda üretimine dolayısıyla iklim değişikliğine dayanıklı mahsüllerin yetiştirilmesine katkı sağlamak için çevresel stres faktörlerinin bitki büyümesi ve savunma cevapları üzerindeki etkilerini anlamalıyız. Bu bağlamda araştırma sonuçlarımızın tarımda stres faktörlerine dayanıklı bitkilerin kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla yapılan çalışmalar ya da bitkilerin strese dayanıklılığını klasik ve biyoteknolojik yollarla artırılmasını hedefleyen diğer araştırmalar için temel oluşturacaktır. Diğer yandan araştırmadan elde edilen sonuçların tarımsal alanda uygulamaya yönelik çalışmalar için de temel oluşturabileceği kanısındayız” dedi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • EY CEO Görünümü 2024 Araştırması yayımlandı

    EY CEO Görünümü 2024 Araştırması yayımlandı

    EY’ın CEO Görünümü 2024 Araştırması yayımlandı. Dünya çapında 21 ülkeden 1.200 CEO’nun katılımıyla gerçekleşen ankete göre; stratejik dönüşüm planlarını hayata geçiren CEO’ların, küresel ekonomik olumsuzluklara rağmen 2024 yılında gelir artışı ve kârlılık konusunda iyimser olduğu görülüyor. Rapor, CEO’ların %58’inin dönüşüm planlarını hızlandırdığını gösteriyor. Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri de maliyet yönetimi yapmak ve verimliliği artırmak isteyen CEO’ların yapay zekayı kullanmaya sıcak bakmaları. 

    Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY (Ernst & Young), CEO Görünümü 2024 Araştırma sonuçlarını açıkladı. Dünya çapında 21 ülkeden 1.200 CEO’nun önümüzdeki döneme dair beklentileri, zorluklar ve fırsatlar üzerine gerçekleştirilen araştırma, CEO’ların önemli çoğunluğunun iyimser olduğunu gösteriyor. Rapora göre stratejik dönüşüm planlarını hayata geçirme konusunda aktif davranan CEO’lar gelir artışında %64 ve kârlılıkta %63 artış bekliyor. Rapor; bu dönüşümü gerçekleştiren CEO’ların oranının %58 olduğunu ve Temmuz 2023’te yüzde 21 olan bu oranın üç katına çıkarak ciddi bir sıçrama kaydettiğini gösteriyor.

    Araştırmaya katılan CEO’ların dörtte üçü (%76), küresel ekonominin düşük büyümeyle devam edeceğini veya hiç büyümeyeceğini düşünüyor.  Katılımcıların %78’i, devam eden enflasyonist baskılar nedeniyle faiz oranlarının “daha uzun süre yüksek” kalması için hazırlanırken, yarıdan fazlası (%57) işletme maliyetinde artış öngörüyor.

    Araştırma aynı zamanda 20’den fazla ülkede 300 özel sermaye (PE) liderinin yatırım ve portföy yönetimi görünümlerine ilişkin bakış açılarını da açıklıyor. Ankete katılan PE liderlerinin çoğunluğu (%71) CEO’nun düşüncelerini yansıtarak, mega işlemlerde de artış öngörüyor. Ankete katılan PE liderlerinin %70’i, 2024’te kurumsal yatırımlarda veya faaliyetlerde artış olacağını tahmin ediyor; bu da bir önceki yıla kıyasla daha canlı bir işlem pazarına işaret ediyor.

    Birleşme ve satın alma işlemlerinde artış bekleniyor

    CEO’lar, birleşme ve satın alma işlemlerinde bir toparlanma bekliyor. Araştırmaya katılan 10 CEO’dan 8’i (%79) birleşme ve satın alma işlemlerinde 10 milyar ABD dolarının üzerinde bir artış olacağını öngörüyor. Ankete katılan CEO’ların %36’sı önümüzdeki 12 ay boyunca birleşme ve satın alma yapmayı planlıyor.

    CEO Görünümü 2024 Araştırması’na göre ABD, birleşme ve satın alma faaliyetleri açısından en cazip hedef bölge konumunu korurken ABD’yi Japonya, İngiltere, Çin ve Hindistan takip ediyor. Birleşme ve satın alma işlemlerinde ‘gelişmiş üretim’ sektörü en üst sırada yer alan sektör olarak belirleniyor ve bunu ‘bankacılık ve sermaye piyasaları’, ‘sigorta’, ‘tüketici ürünleri’ ve ‘mobilite’ takip ederek ilk 5’te yer alıyor.

    Verimlilik odaklı dönüşüm planları hızlanıyor  

    Araştırma, CEO’ların stratejik dönüşümde hem olumlu hem de proaktif davrandığını ortaya koyuyor. Ankete katılan CEO’ların %58’i stratejik dönüşüm planlarını 12 ay içinde hızlandırmayı planladıklarını belirtirken, Temmuz 2023’te %21 olan bu oran neredeyse üç katına çıkarak önemli bir sıçrama kaydediyor. Temmuz 2023’te CEO’ların %37’si herhangi bir dönüşüm planı olmadığını söylerken CEO Görünümü 2024 Araştırması’nda ise bu oran sadece %5 olarak belirtiliyor.

    Asya-Pasifik’teki katılımcıların %58’i ve Avrupa’daki katılımcıların %55’i; ABD’nin hâkim olduğu Amerika kıtasındaki CEO’ların %60’ı iş dönüşümlerini hızlandırmayı planlıyor.

    CEO’ların öncelikli odak alanları arasında verimlilik artırımları ve maliyet yönetimi stratejileri yer alıyor. Ankete katılan CEO’ların %42’si ve özel sermaye liderlerinin %45’i işletme sermayelerini etkin bir şekilde yönetmeye öncelik veriyor. Teknolojiyi verimli bir itici güç olarak benimseyen CEO’ların %41’i verimliliği artırmak ve iş performansını desteklemek için “yapay zekayı” çıkış noktası olarak görüyor. Dörtte üçü (%76) ise teknolojinin gelir artışı üzerinde çok az etkisi olacağını düşünüyor.

    İtalyan CEO’lar GenAI’ya büyük yatırım yapıyor

    İtalyan CEO’lar, GenAI’nin kendi işleri üzerindeki önemini kabul ediyor ve CEO’ların yaklaşık %80’i, rakiplerine göre stratejik bir avantaj elde etmek için GenAI üzerinde hemen harekete geçmeleri gerektiğini kabul ediyor. İtalyan CEO’ların beşte dördünden fazlası (%88) GenAI’nin onları kendi iş modellerini bozmaya zorlayacağı gerçeğini de kabul ediyor.

    İngiltere, İtalya’yı yakından takip ediyor; CEO’ların yaklaşık dörtte üçü (%74) şirketlerini GenAI konusunda hızlı hareket etmeye zorlamaları gerektiğinin sinyalini veriyor. Birleşik Krallık CEO’larının dörtte üçünden fazlası (%77), yapay zekâ uzmanlığına sahip olduğunu iddia eden şirketlerde keskin bir artış olduğunu ve bunun da güvenilir tedarikçileri, ortakları veya birleşme ve satın alma (M&A) hedeflerini belirlemeyi zorlaştırdığını kabul ediyor.

    Alman CEO’ların %97’si yapay zekaya önemli yatırımlar yapıyor veya planlıyor olsa da yalnızca %64’ü  GenAI konusunda hemen harekete geçmeleri gerektiğini düşünüyor. Harekete geçme aciliyeti, faydalar ve riskler arasındaki mevcut belirsizlikten etkilenirken, bu da bir yapay zekâ stratejisi uygulanmasını zorlaştırıyor.

    Jeopolitik riskler kurumsal stratejinin ayrılmaz bir parçası oldu

    Önümüzdeki 12 ay içinde dünya nüfusunun yarıdan fazlasının oy verme kabinine gideceği göz önüne alındığında, CEO’lar jeopolitik risklerin ve potansiyel iş etkilerinin son derece farkında. Ankete katılanların dörtte üçünden fazlası (%78), popülist hareketlerin jeopolitik belirsizliği artırması ve ticari zorluklar oluşturmasından endişe duyuyor. Ankete katılanların %76’sı, 2024’teki büyük seçimlerde yapay zekanın siyasi olarak kötüye kullanılması konusunda da endişeli.

    Çoğu CEO, kuruluşlarının jeopolitik belirsizliği karar alma süreçlerine entegre etme becerisinden emin olsa da katılımcıların neredeyse yarısı (%48) jeopolitik riskleri yönetmek için aktif süreçlerinde iyileştirme yapılması gerektiğine inanıyor. Aslında, ankete katılan CEO’ların ve PE liderlerinin %98’i, belirli iş kollarından çıkmak (CEO yanıt verenlerin %32’si ve PE yanıt verenlerin %38’i) veya planlanan bir yatırımı ertelemek (CEO yanıt verenlerin %42’si ve PE katılımcılarının %32’si) dahil olmak üzere yatırım planlarında değişiklikler yapmak zorunda kalıyor.

    EY Türkiye Strateji ve Kurumsal Finansman Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:

    “Her ne kadar CEO’lar küresel ekonomide durgunluğun devam edeceğini beklese de bu onların kârlılık beklentilerini azaltmadı. CEO’ların %64’ü gelir artışında ve %63’ü ise kârlılıkta artış bekliyor, verimliliği artırma ve işlerini büyütme konusunda dönüşüm fırsatlarını değerlendiriyor. Birleşme ve satın alma piyasasında iyileşme belirtilerinin gelmesiyle şirketler, planlarını yeniden gözden geçiriyor, akıllı yatırımlar arayarak potansiyel iş birlikleri için zemin hazırlıyor. Aynı zamanda CEO’lar jeopolitik risklerin kurumsal stratejinin ayrılmaz bir parçası olduğunu kabul ediyor ve jeopolitik riskleri yönetmek için süreçlerinde iyileştirme yapıyorlar.”

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırması yayımlandı

    EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırması yayımlandı

    Günümüzün üst düzey risk yöneticilerinin sorumluluk alanları artıyor

    Bankaların CRO’ları artık birçok konuda uzman olmalı

    EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırması, bankacılık sektöründe üst düzey risk yöneticilerinin (CRO) günümüzde ve önümüzdeki beş yıl içinde karşılaşacağı en kritik sorunlara ilişkin görüşleri ortaya koyuyor. Anket sonuçlarına göre; siber saldırılar, teknoloji dönüşümü ve jeopolitik gelişmeler risk sıralamasında öncelik taşıyor. Bu kapsamda riskleri yönetmek ve önüne geçmek için daha eleştirel düşünme becerisine, daha güçlü analitik yetkinliklere ve daha fazla kurumsal çevikliğe sahip olunması gerekiyor.

    Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst & Young) ve Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından 13’üncüsü gerçekleştirilen EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırmasının sonuçları; küresel çapta bankaların artan risk hacmi ve farklı risklerle karşı karşıya kalmasıyla, bankaların üst düzey risk yöneticilerinin (CRO) kendilerini daha fazla sorumluluk ve daha geniş bir yelpazedeki sorunlarla ilgilendiğini gösteriyor.

    Günümüzde bankacılık risk yönetiminin dinamik yapısına vurgu yapan araştırmaya göre; finansal risk konusu yeniden bankacılık sektörü gündeminin üst sıralarına çıktı. Bununla birlikte siber tehditler; teknolojinin, jeopolitik gelişmelerin ve üçüncü taraf risklerinin etkileriyle sürekli olarak dönüşüm geçiriyor. 

    Bu doğrultuda CRO iş tanımı çok yönlü bir hale gelirken, ilgili araştırmadan elde edilen bulgular, risklerin doğru bir şekilde tanımlanması, etkili bir şekilde yönetilmesi ve verimli bir şekilde raporlanması konusunda atılması gereken yedi adımı ortaya koyuyor.

    1) Risk etkilerinin geniş senaryo yelpazesine göre öngörülmesi

    Risklerin önüne geçmek için sorulması gereken soruların neredeyse sonu yok. Düzenleyiciler bundan sonra hangi konulara odaklanacak? İleri teknolojilerdeki gelişmelerle beraber siber saldırılar nasıl bir biçim alacak? Hangi ekonomik ve jeopolitik gelişmeler işimizi tehlikeye atabilir? Dönüşüm gündemimiz gelecekteki müşteriler için yeterince uygun mu? gibi sorular sıralanabilir. Dolayısıyla araştırma sonuçları; CRO’ların, gelecekteki riskleri değerlendirirken oldukça geniş kapsamlı düşünmeleri gerektiğini gösteriyor.

    2) Geleneksel risk yönetimi ile temel yeteneklerin geliştirilmeye devam edilmesi

    Son yıllarda ortaya çıkan tüm “yeni” tehditlere rağmen, CRO’lar operasyonel esneklik de dahil olmak üzere geleneksel risk türlerini de gözden kaçırmamalıdır. Ankete katılanların önemli bir kısmı, daha fazla operasyonel esneklik ve iş sürekliliği becerilerine ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. Araştırmaya göre; süregelen makroekonomik belirsizlik, finansal riskin katılımcılar arasında endişe kaynağı olarak yeniden canlanmasına yol açtı. CRO’ların üçte biri, geçen yıl %15 olan likidite riskini önümüzdeki 12 ay için en önemli öncelik olarak gösteriyor. Likidite riski, CRO’ların üçte ikisi (%66) tarafından gelecek yıl için en önemli finansal risk olarak belirlenirken, bunu tüketici veya perakende kredi riski (%56), toptan kredi riski (%52) ve bankacılık defteri için faiz oranı riski (%48) takip ediyor.

    3) Acil durumları önlemek için dikkatli izleme yapılması

    EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırmasının sonuçlarına göre siber riskler; CRO’ların ve yönetim kurullarının endişeleri arasında ilk sırada yer alıyor ve önümüzdeki yıllarda da bu listede kalması bekleniyor. Siber; farklı türdeki fidye yazılımı saldırıları, üretken yapay zekâ (GenAI) ve diğer ilişkili riskler dahil olmak üzere çoklu risklerden oluşan bir portföy olduğundan dolayı bu alanda kapsamlı ve düzenli olarak izleme yapılması gerektiğine vurgu yapılıyor. Ayrıca ekonomik stresin neden olduğu dolandırıcılık ve diğer mali suçlardaki artış gibi konuların da göz ardı edilmemesi gerekiyor.

    4) Güvenli dönüşüm için bir çerçeve oluşturulması

    Bankalar; altyapılarını modernize etmek, tüketici beklentilerine ayak uydurmak ve rekabetçi kalmak için önemli dijital dönüşüm programları yürütüyor. Çoğu durumda, sınırlı kaynaklar ve birbiriyle yarışan öncelikler gibi kısıtlayıcı faktörlere rağmen bu girişimleri hızlandırmanın yollarını arıyor. Bununla birlikte, CRO’ların hem genel iş hedeflerini hem de yeni nesil teknolojilerin beraberinde getirdiği riskleri de net bir şekilde kavraması gerekiyor. Bu kapsamda makine öğrenimi ve yapay zekâ kullanımı, ankete katılanlar tarafından önümüzdeki beş yıl için en önemli ikinci risk kaynağı olarak gösteriliyor.

    5) Bankaların en büyük varlığına ilişkin strateji geliştirilerek koruma sağlanması

    “Veri”, işletmelerin her bölümü için kritik öneme sahip. Yasal gerekliliklerin yönetilmesi ve müşteri içgörüleriyle büyüme sağlanması için de işletmelerin yüksek kalitede ve yüksen güvenlikte verilere sahip olması gerekir. Ancak önemli olan, güçlü bir koruma sağlarken aynı zamanda işletmenin verileri etkin ve verimli bir şekilde (örneğin, kişiselleştirilmiş müşteri deneyimleri aracılığıyla) kullanma yeteneğini desteklemektir. CRO’ların büyük çoğunluğu (%71) da bankaların veri yeteneklerini ve çerçevelerini aktif olarak geliştirdiği konusunda hemfikir.

    6) Küresel jeopolitik gelişmelerin ve potansiyel etkilerinin takip edilmesi

    Bankaların üst düzey risk yöneticileri, dünya çapındaki merkez bankalarının açıklamalarını ve politikalarını yakından takip ediyor. Ancak son zamanlarda buna ek olarak uluslararası alanda yaşanan gelişmeler konusunda uzman olmak için daha kapsamlı bir analiz yapmaları gerekiyor. Bu doğrultuda CRO’ların tam %83’ü, jeopolitik risklerin beş yıl içinde bugün olduğundan biraz daha önemli (%35) veya aynı etkiye (%48) sahip olacağını söylüyor. 

    7) Risklere ilişkin stratejik rehberlik sağlanması

    CRO’lar kritik stratejik girişimlere giderek daha fazla dahil oluyor. Neredeyse yarısı (%46) çevre, sosyal ve yönetişim (ESG) konularına ilişkin yeni ürün geliştirme ve büyüme fırsatlarının yanı sıra veri yönetiminde ve kalite çerçeveleri üzerindeki çalışmalarda önemli bir rol aldıklarını söylüyor. Üçte birinden fazlası (%35) dönüştürücü teknolojilerin (ör. yapay zekâ, makine öğrenimi) ilgi duyduğunu belirtiyor ve bu rakamın gelecekte artacağı kesin. Bu kapsamda CRO’ların, işletmenin stratejik danışmanları olarak; yönetim kurulunun ve üst düzey iş liderlerinin kesişen riskleri fark etmesini sağlaması ve dönüşümü desteklemesi büyük önem taşıyor.

    EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri ve Vergi Bölümü Şirket Ortağı Levent Atakan ilgili araştırmanın sonuçlarıyla ilgili olarak değerlendirmesinde şunları söyledi;

    “EY ve Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından yayımlanan Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırmasının sonuçlarına göre, bankacılık sektöründe CRO rollerinin yetki alanları genişliyor ve bu da yeni sorumlulukları beraberinde getiriyor. Risk fonksiyonunu verimli bir şekilde çalıştırma baskısı artarken, CRO rolü de daha fazla konuyu kapsayacak şekilde genişledi ve gelişti. Ayrıca CRO’ların risk yönetimi fonksiyonunun hem verimliliğini hem de etkinliğini artırmak için sınırlı kaynakları yönlendirmeleri bekleniyor. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli unsur, risk yöneticilerinin temel teknik ve taktik yetenekleri geliştirirken aynı zamanda daha stratejik düşünerek hareket etmeleridir.”

    EY Türkiye Finansal Risk Yönetimi Hizmetleri Şirket Ortağı Ezgi İvecan ise araştırma ile ilgili olarak şunları ekledi;

    “Son birkaç yılda yaşanan makroekonomik belirsizliğin sonucunda finansal risklerin yeniden endişe kaynağı olarak yükseldiğini görüyoruz. Araştırma sonuçları, CRO’ların işlerinin nasıl daha karmaşık hale geldiğini ve önümüzdeki yıllarda daha kolay hale gelme ihtimalinin neden düşük olduğunu gösteriyor. Dünyada yaşanan gelişmelerden makroekonomik değişimlere, toplumsal mega trendlere, teknoloji dönüşümüne ve yoğun düzenleyici incelemelere kadar birçok farklı konunun bir araya gelmesi, banka CRO’larını aynı anda birden fazla şapka takmaya itti. Bu kapsamda CRO’ların riskleri etkin yönetmek ve önüne geçmek için daha güçlü analitik düşünme becerisine ve daha fazla kurumsal çevikliğe sahip olması gerekiyor”

    EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Başkanı ve Şirket Ortağı Gökhan Gümüşlü de araştırmayı aşağıdaki sözlerle değerlendirdi:

     “İlgili araştırmanın sonuçları, farklı risk türlerinin kesişimlerinin ve bankacılık sektöründeki kalıcı değişkenliğin üst düzey risk liderleri için nasıl çok yönlülük gerektirdiğini gösteriyor. Örneğin finansal risklerin yanı sıra günümüzde siber riskler, daha karmaşık saldırılardan ve artan güvenlik açıklarından kaynaklanan tehditlerle birlikte CRO’lar için en büyük risk önceliklerinden biri haline geldi. Bu doğrultuda, CRO’ların hem genel iş hedeflerini hem de üretken yapay zekâ (GenAI) dahil güçlü teknolojilerin beraberinde getirdiği riskleri net bir şekilde kavraması gerekiyor. Ayrıca bu riskleri etkili bir şekilde yönetmek için bankaların yeni becerilere ve teknoloji uzmanlarına ihtiyacı olması muhtemel görünüyor.” 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Ericsson Araştırma Türkiye, Avrupa’daki 6G Araştırmalarını Geliştirmeye Yönelik ROBUST-6G Projesine Katılıyor

    Ericsson Araştırma Türkiye, Avrupa’daki 6G Araştırmalarını Geliştirmeye Yönelik ROBUST-6G Projesine Katılıyor

    • Ericsson Araştırma Türkiye, küresel proje koordinatörü olarak, ROBUST-6G projesine 6G güvenliğinde Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi (AI/ML) kullanımı konusunda katkı sağlayacak.
    • ROBUST-6G projesi, yeni 6G hizmet ve şebekelerinin dinamik yapısının gelecekteki siber-fiziksel süreçlerde yaratacağı zorlukların üstesinden gelmeyi hedefliyor. Projenin, bu doğrultuda, veri odaklı ve AI/ML tabanlı güvenlik çözümleri geliştirilmesine katkıda bulunması planlanıyor.

    Ericsson (NASDAQ: ERIC) Araştırma Türkiye, son Avrupa Akıllı Şebekeler ve Servisler Ortak Girişimi (SNS JU) kapsamında fonlanan ROBUST-6G projesini başlattığını duyurdu. Projeyle, 6G güvenlik teknolojileri için yenilikçi çözümler geliştirilmesi amaçlanıyor. 

    Ericsson Araştırma Türkiye, konsorsiyumdaki 12 uluslararası ortakla birlikte yürütülecek ROBUST-6G projesinde küresel proje koordinasyonu rolünü üstlenecek. Böylece Ericsson Araştırma Türkiye, Türkiye’de bir Ufuk Avrupa projesinde koordinatörlük görevi üstlenen ilk Bilgi ve İletişim Teknolojileri (ICT) organizasyonu olacak.

    6G şebekelerinin, öngörülen kullanım senaryolarının gerektirdiği zorlu ve çeşitli ihtiyaçları karşılayabilmesi için programlanabilir, uyarlanabilir ve verimli olması gerekiyor. Ancak, verimlilik, programlanabilirlik ve esneklik düzeyindeki artış 6G şebekelerinin yönetilmesini ve işletilmesini karmaşık hale getirecek. Bu karmaşıklığın üstesinden gelmek için de şebeke ve hizmet yönetiminin tamamen otomatikleştirilmesi gerekiyor. Ayrıca, şebeke hizmetlerinin, altyapısının ve verilerin olası siber güvenlik risklerinden korunması elzem hale geliyor.

    ROBUST-6G projesi, 6G şebekelerinin fiziksel, servis ve altyapı katmanlarının bu siber güvenlik risklerine dayanımlı hale getirilmesi için en yeni yaklaşımlarla çözüm getirmeyi amaçlıyor. ROBUST-6G, bu amaca ulaşmak için Sıfır Dokunuş Şebeke ve Servis Yönetimi (Zero-Touch Security and Service Managment, kısaca ZSM) ve Yapay Zeka/Makine Öğrenimi (AI/ML) tekniklerini kullanarak, tam otomatik, uçtan uca akıllı şebeke ve hizmet güvenliği yönetim çerçevesini tasarlayıp uygulayacak.

    ROBUST-6G projesi, dağıtık zeka (Distributed Intelligence), mahremiyet iyileştirmeleri ve AI/ML’deki şeffaflık konularındaki dayanıklılığı inceliyor. Proje, aynı zamanda 6G şebeke tasarımında enerji verimliliği sağlayan sürdürülebilir yapay zeka yöntemlerini de teşvik edecek. ROBUST-6G, AI/ML tabanlı fonksiyonlar için gerekli performansı sağlarken bilişim gereksinimlerini iyileştirip tüketilen enerjiyi en aza indirmeyi hedefliyor vetoplum genelinde sürdürülebilir çözümleri mümkün kılma vizyonunu benimsiyor.

    Avrupa Akıllı Şebekeler ve Servisler Ortak Girişimi (SNS JU), 6G için daha detaylı tasarım ve sistem optimizasyonu hedefine doğru ilerlerken, mikroelektroniği ve sürdürülebilirliği temel unsurlar olarak program kapsamında fonlanan projelere entegre edilmesini teşvik ediyor.  Böylece standardizasyon çabalarına güçlü bir şekilde katkıda bulunacak birinci sınıf 6G teknolojileri oluşturulmasını amaçlıyor.

    Ericsson Türkiye Genel Müdürü Işıl Yalçın konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Kablosuz iletişim teknolojisinin en yeni nesli 6G, her yerde kablosuz zeka sunabilme özelliğiyle devrim yaratma potansiyeline sahip. Yapay zekanın, hem gelecekteki teknolojik gelişmeleri desteklemesi  hem de bu teknolojilerin güvenilirliğinin sağlanmasında kritik bir rol oynaması bekleniyor. Aynı zamanda şebekelerdeki yapay zeka bileşenlerinin güvenilirliği de büyük önem taşıyor. ROBUST-6G projesinin bir parçası olarak, yapay zeka destekli 6G güvenliği araştırmalarına katkıda bulunacağımız için gurur duyuyoruz. 6G, iletişim teknolojilerinin geleceğini temsil ediyor ve bu teknolojilerin dünyada gerçek bir fark yaratma etkisi olduğuna inanıyoruz.”

    Yeni SNS JU Proje Portföyüne İlişkin Genel Değerlendirme

    Program kapsamında fonlanan her proje, 6G araştırma alanının büyük bir bölümüne yayılan yenilikçi yaklaşımları inceliyor. Bağımsız dış uzmanlardan oluşan bir değerlendirme komitesi tarafından ele alınan proje teklifleri, uygulamanın mükemmellik düzeyi, etkisi, kalitesi ve verimlilik kriterleri üzerinden değerlendiriliyor. Konu ve kapsam olarak çeşitlilik gösteren projeler, 6G’ye ilişkin zorlukların çok yönlü bir yaklaşımla ele alınmasını sağlayıp geniş bir yelpazede yenilikçi çözümler vaat ediyor:

    • Sistem Mimarisi: 6G şebekelerinin temel yapısının daha fazla dayanıklılık, uyarlanabilirlik ve verimlilik sağlayacak şekilde güçlendirilmesine öncelik veriyor.
    • Kablosuz İletişim Teknolojileri ve Sinyal İşleme: Terahertz iletişim ve entegre iletişim-algılama paradigmaları gibi gelişmeler inceleniyor.
    • İletişim Altyapı Teknolojileri ve Cihazları: Fiziksel ve sanal altyapının yeni 6G teknolojilerini destekleyecek şekilde güçlendirilmesi ve genişletilmesini kapsıyor.
    • Güvenilir Servisler ve Akıllı Güvenlik: Kullanıcı verilerinin korunmasına ve mahremiyetine öncelik veren 6G’ye güvenli bir şekilde geçiş sağlanmasını kapsıyor. 
    • 6G Şebekeleri için Mikroelektronik Tabanlı Çözümler: 6G şebekelerine yönelik ileri mikroelektronik çözümlerin geliştirilmesi ve doğrulanması için çalışılıyor.
    • AB-ABD 6G Araştırma & Uygulama İş birliği: 6G’nin bütünsel bir şekilde geliştirilmesi amacıyla endüstriler, akademi ve düzenleyici kurumlar arasındaki sinerji teşvik ediliyor.
    • Tamamlayıcı SNS Deneysel AB Çapında Federasyon Altyapısı: Uçtan uca 6G mimarisinin doğrulanmasını amaçlayan, AB ölçeğinde deneysel altyapının kurulması ve yaygınlaştırılması hedefleniyor. 
    • SNS Toplumsal Zorluklar: Teknolojik gelişmeleri toplumsal ihtiyaç ve faydalarla uyumlu hale getirmek amacıyla 6G’nin geniş ölçekli toplumsal etkileri ele alınıyor.
    • Dikey Sektörleri Kapsayan Geniş Ölçekli Deneme ve Pilot Çalışmalar: 6G teknolojilerinin bağlantılı ve otomatik mobilite, sağlık hizmetleri, akıllı şehirler, eğitim ve tarım gibi sektörlerde gerçek dünya uygulamalarına aktarılmasını kapsıyor.

     

    ROBUST-6G, SNS JU tarafından fonlanan Ocak 2024 itibariyle faaliyete geçecek 27 yeni araştırma, inovasyon, test ve demonstrasyon projesi arasında yer alıyor. Tüm projeler, çığır açan yenilikler, deneysel platformlar ve büyük ölçekli çalışmalar sunuyor, dünya standartlarında araştırmaları teşvik ediyor ve böylece dünyanın dijitalleşen geleceğini şekillendirerek akıllı şebekeler ve hizmetler geliştirme yolunda önemli bir adımı temsil ediyor.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • EY, ESG ve Sürdürülebilirlik Danışmanlığı alanında 2024 küresel pazar lideri oldu

    EY, ESG ve Sürdürülebilirlik Danışmanlığı alanında 2024 küresel pazar lideri oldu

    Bağımsız araştırma şirketi Verdantix’in; “Green Quadrant, ESG ve Sürdürülebilirlik Danışmanlığı 2024 Araştırması”nın lideri; EY (Ernst & Young) oldu. ESG ve sürdürülebilirlik danışmanlığı uygulamalarının yanı sıra yetenek ve teknolojiye yaptığı yatırımlar ile öne çıkan EY, bu alandaki çalışmaları ve şirketlere verdiği danışmanlık hizmetleri ile liderliği göğüsledi. 

    Uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi şirketi EY (Ernst & Young), Verdantix’in Green Quadrant; çevresel, sosyal, yönetişim (ESG) ve Sürdürülebilirlik Danışmanlığı 2024 araştırmasının lideri oldu. Sürekli gelişen pazarda ESG ve sürdürülebilirlik danışmanlığı hizmeti veren 17 danışmanlık şirketinin yeteneklerinin ve pazar ivmesinin değerlendirildiği araştırma kapsamında; 2 saatlik canlı brifingler, 35’ten fazla müşteri görüşmesi ve danışmanlık firmasının 72 maddelik ankete verdiği yanıtlar yer alıyor.  

    Araştırma sonucunda ESG ve sürdürülebilirlik danışmanlığı alanında küresel pazar lideri seçilen EY; yirmi beş yılı aşkın bir süredir devam eden iklim ve sürdürülebilirlik uygulamaları, şirketlerin döngüsel ekonomiye doğru ilerlemelerine yardımcı olan hizmetleri ile öne çıktı. EY; özel ESG ve sürdürülebilirlik danışmanlığı uygulamasının yanı sıra yetenek ve teknolojiye yaptığı yatırımlar için verilen yüksek puanlar ile liderliğin sahibi oldu.

    Verdantix Green Quadrant’ın ESG ve Sürdürülebilirlik Danışmanlığı 2024 raporu, ESG ve danışmanlık pazarının son iki yılda müşteri talebi ve pazardaki danışmanlık firmalarının sayısı açısından önemli ölçüde büyüdüğünü ortaya koyuyor.  

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı