Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Backlink paketleri

Hacklink Panel

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink

betzula

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Eros Maç Tv

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink satın al

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

deneme bonusu

Hacklink panel

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

Illuminati

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

interbahis

Masal oku

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

alobet

Hacklink

Hacklink

Hacklink

anadoluslot

Hacklink panel

Postegro

Masal Oku

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

sezarcasino

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Buy Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Masal Oku

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

หวยออนไลน์

Hacklink

Hacklink satın al

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

Hacklink Panel

scam clickbait

cloaking

cloaks content scam

impersonates doeda fake page

Jasminbet

marsbahis giriş

marsbahis giriş telegram

meritking giriş twitter

casibom

Brain Savior Review

betlike

https://letsrelaxspa.today/

Etiket: Risk

  • Aşırı İklim Olaylarına Karşı Çiftçiler Tarım Sigortası ile Korunabilir

    Aşırı İklim Olaylarına Karşı Çiftçiler Tarım Sigortası ile Korunabilir

    Tarım sigortalarının iklim değişikliğinde önemi daha da artıyor. Genel stratejileri çerçevesinde tüm sigorta branşlarında var olma hedefi olan Magdeburger Sigorta, tarıma da büyük önem veriyor. 2024 yılı mart ayında TARSİM ruhsatını alarak toplam 27 firmalık TARSİM havuzuna katılan şirket, bu alanda etkinliğini daha da artırmayı hedefliyor.

    Türkiye’de tarım sigortaları pazar payını artırmayı amaçlayan firmanın Tarım Sigortaları Müdürü Mehmet Koç, tarım sigortalarının hasar/prim oranının diğer sigorta branşlarına göre daha kârlı olmasına rağmen katastrofik hasar riskinin yüksek olduğunu belirtti.

     

    Arabalar korunabiliyor ama tarlalar korunamıyor

    Koç, “Günümüzde tarımsal riskler global bir fenomen halini aldı. Özellikle iklim değişikliğinin etkisiyle ülkemizde de görülen aşırı sıcak ve aşırı soğuk havalar, ceviz büyüklüğünde dolu yağışları, kuraklık vb. iklim olayları hasar miktarını artıran önemli faktörlerdir. Dolu yağdığı zaman araçlarımızı kapalı yerlere çekebiliyoruz ancak tarladaki ürün için bunu yapabilme şansımız yok. Ülkemizde uzun yıllar görülmeyen hortum olaylarına son 15 yıldır sıkça rastlanır oldu. 100 yılda eriyen buzul miktarı son 5 senede eridi. Türkiye, tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada ise altıncı-yedinci sıradadır. Dolayısıyla burada yaşanan olumsuz gelişmeler dünyayı da etkilemektedir. Avrupa’daki çiftçi bir yıllık üretimini kaybederse ayakta kalabilir ancak Türkiye’deki çiftçinin böyle bir lüksü yok” diye konuştu.

    Mehmet Koç, sözlerini “Tarımla uğraşmak büyük masraflar ve emek gerektirir dolayısıyla tarım üretimi hava şartlarına bağlı risklere karşı korunmalıdır. Emekler ancak tarım sigortası ile korunabilir. Burada risk olmasa zaten bugün sigorta konuşuyor olmazdık. Biz firma olarak hem çiftçilerimizin güvende hissetmesi ve gelirlerini koruması noktasında aksiyon alıyor hem de risklerimizi kontrol altına almak adına gerekli adımları atıyoruz.” şeklinde noktaladı.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Gedik Yatırım CFO Summit’te ekonomik gelişmeleri değerlendirdi

    Gedik Yatırım CFO Summit’te ekonomik gelişmeleri değerlendirdi

    Sermaye piyasalarının öncü kuruluşlarından biri olan Gedik Yatırım, finans dünyasının en prestijli buluşmalarından biri olan CFO Summit’in bu yılki ana sponsoru oldu. Gedik Yatırım, DataExpert iş birliği ve BMI Business School organizasyonuyla sekizincisi düzenlenen CFO Summit’te, Türkiye’nin finans alanındaki önemli karar alıcıları ve düşünce önderleriyle buluştu. Zirvede, “Yapay Zeka Çağında Dönüşüm” teması altında, geleceğin finans trendleri ve dijital dönüşüm konuları ele alındı.

    Finans Dünyasının Öncü İsimleri Sahnedeydi

    Gedik Yatırım Hazine Genel Müdür Yardımcısı Coşan Yeğenoğlu’nun moderatörlüğünü üstlendiği “Dalgalı Ekonomide Risk Yönetimi ve Yatırım Planlaması” başlıklı panelde konuşmacı olarak Vitra Karo CEO’su Hasan Pehlivan, Turkven Private Equity Partneri Hala Özsoy BıyıklıHayat Kimya Finanstan Sorumlu Başkan Yardımcısı Hüseyin Okur ve Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl yer aldı. Bu oturumda, makro ekonomik gelişmelerin yatırımcılara getirdiği riskler, yüksek enflasyon ve faiz ortamında büyüme stratejileri, sermaye artışı ve halka arzın şirketler için avantajları gibi kritik konular tartışıldı.

    Dalgalı Ekonomide Stratejik Yaklaşımlar

    Paneldeki konuşmacılar, dalgalı ekonomide karşılaştıkları riskleri ve bu risklere karşı aldıkları önlemleri detaylandırdı. Uygulanan sıkı para politikası sebebiyle önemi artan, işletme sermayesi yönetimi ve fonlama maliyetlerindeki artışlar gündeme geldi. Konuşmacılar, Türkiye’deki şirketlerin ve finans yöneticilerinin hızlı değişen piyasa koşullarına adaptasyon yeteneğine dikkat çekerken, özellikle döviz kurundaki yatay seyir sebebiyle, risk yönetiminin ihracatçılar için bu dönemde kritik öneme sahip olduğuna değinildi. Ayrıca, maliyet ve nakit akışını yönetmenin, stok kontrolünün ve ihracat stratejilerinin önemi belirtildi. Değişen ekonomik koşullar ve artan faizlerin yarattığı zorluklar ele alınarak, doğru veri kullanımı ve analizlerle risklerin nasıl yönetildiği konusunda bilgiler verildi.

    Gelecek Dönem İçin Pozitif Beklentiler

    Konuşmacılar ayrıca, 2024 yılı beklentilerini de paylaştı. Ekonomik istikrarın artacağı, yabancı yatırımların çoğalacağı ve enflasyonun kontrol altına alınacağına dair olumlu beklentiler dile getirildi. Bu değerlendirmeler, şirketlerin gelecek dönem stratejilerine ışık tuttu ve yatırımcılar için değerli içgörüler sağladı.

    Gençler ve Kadınlara Yatırım Fırsatları

    Gedik Yatırım, #BuHisseOrtakOl mottosuyla gençler ve kadınlar başta olmak üzere geniş kitlelere yatırım ürünlerini tanıtmaya devam etti. CFO Summit’te yer alan Gedik Yatırım standında, mevcut ve potansiyel yatırımcılara farklı ihtiyaçlara yönelik ürün ve hizmetler hakkında detaylı bilgiler sunuldu. Katılımcılar, GedikYatırım’ın sunduğu yatırım fırsatları ve hizmetleri hakkında bilgi alarak, finansal geleceklerini nasıl şekillendirebileceklerini keşfettiler.

    Gedik Yatırım, CFO Summit’in ana sponsoru olarak finans dünyasında önemli bir rol oynarken, dalgalı ekonomide risk yönetimi ve yatırım planlaması konularında değerli bilgileri katılımcılarla paylaştı. Bu tür etkinlikler, Gedik Yatırım’ın sektördeki liderliğini ve yenilikçi yaklaşımını bir kez daha gözler önüne serdi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırması yayımlandı

    EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırması yayımlandı

    Günümüzün üst düzey risk yöneticilerinin sorumluluk alanları artıyor

    Bankaların CRO’ları artık birçok konuda uzman olmalı

    EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırması, bankacılık sektöründe üst düzey risk yöneticilerinin (CRO) günümüzde ve önümüzdeki beş yıl içinde karşılaşacağı en kritik sorunlara ilişkin görüşleri ortaya koyuyor. Anket sonuçlarına göre; siber saldırılar, teknoloji dönüşümü ve jeopolitik gelişmeler risk sıralamasında öncelik taşıyor. Bu kapsamda riskleri yönetmek ve önüne geçmek için daha eleştirel düşünme becerisine, daha güçlü analitik yetkinliklere ve daha fazla kurumsal çevikliğe sahip olunması gerekiyor.

    Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst & Young) ve Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından 13’üncüsü gerçekleştirilen EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırmasının sonuçları; küresel çapta bankaların artan risk hacmi ve farklı risklerle karşı karşıya kalmasıyla, bankaların üst düzey risk yöneticilerinin (CRO) kendilerini daha fazla sorumluluk ve daha geniş bir yelpazedeki sorunlarla ilgilendiğini gösteriyor.

    Günümüzde bankacılık risk yönetiminin dinamik yapısına vurgu yapan araştırmaya göre; finansal risk konusu yeniden bankacılık sektörü gündeminin üst sıralarına çıktı. Bununla birlikte siber tehditler; teknolojinin, jeopolitik gelişmelerin ve üçüncü taraf risklerinin etkileriyle sürekli olarak dönüşüm geçiriyor. 

    Bu doğrultuda CRO iş tanımı çok yönlü bir hale gelirken, ilgili araştırmadan elde edilen bulgular, risklerin doğru bir şekilde tanımlanması, etkili bir şekilde yönetilmesi ve verimli bir şekilde raporlanması konusunda atılması gereken yedi adımı ortaya koyuyor.

    1) Risk etkilerinin geniş senaryo yelpazesine göre öngörülmesi

    Risklerin önüne geçmek için sorulması gereken soruların neredeyse sonu yok. Düzenleyiciler bundan sonra hangi konulara odaklanacak? İleri teknolojilerdeki gelişmelerle beraber siber saldırılar nasıl bir biçim alacak? Hangi ekonomik ve jeopolitik gelişmeler işimizi tehlikeye atabilir? Dönüşüm gündemimiz gelecekteki müşteriler için yeterince uygun mu? gibi sorular sıralanabilir. Dolayısıyla araştırma sonuçları; CRO’ların, gelecekteki riskleri değerlendirirken oldukça geniş kapsamlı düşünmeleri gerektiğini gösteriyor.

    2) Geleneksel risk yönetimi ile temel yeteneklerin geliştirilmeye devam edilmesi

    Son yıllarda ortaya çıkan tüm “yeni” tehditlere rağmen, CRO’lar operasyonel esneklik de dahil olmak üzere geleneksel risk türlerini de gözden kaçırmamalıdır. Ankete katılanların önemli bir kısmı, daha fazla operasyonel esneklik ve iş sürekliliği becerilerine ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. Araştırmaya göre; süregelen makroekonomik belirsizlik, finansal riskin katılımcılar arasında endişe kaynağı olarak yeniden canlanmasına yol açtı. CRO’ların üçte biri, geçen yıl %15 olan likidite riskini önümüzdeki 12 ay için en önemli öncelik olarak gösteriyor. Likidite riski, CRO’ların üçte ikisi (%66) tarafından gelecek yıl için en önemli finansal risk olarak belirlenirken, bunu tüketici veya perakende kredi riski (%56), toptan kredi riski (%52) ve bankacılık defteri için faiz oranı riski (%48) takip ediyor.

    3) Acil durumları önlemek için dikkatli izleme yapılması

    EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırmasının sonuçlarına göre siber riskler; CRO’ların ve yönetim kurullarının endişeleri arasında ilk sırada yer alıyor ve önümüzdeki yıllarda da bu listede kalması bekleniyor. Siber; farklı türdeki fidye yazılımı saldırıları, üretken yapay zekâ (GenAI) ve diğer ilişkili riskler dahil olmak üzere çoklu risklerden oluşan bir portföy olduğundan dolayı bu alanda kapsamlı ve düzenli olarak izleme yapılması gerektiğine vurgu yapılıyor. Ayrıca ekonomik stresin neden olduğu dolandırıcılık ve diğer mali suçlardaki artış gibi konuların da göz ardı edilmemesi gerekiyor.

    4) Güvenli dönüşüm için bir çerçeve oluşturulması

    Bankalar; altyapılarını modernize etmek, tüketici beklentilerine ayak uydurmak ve rekabetçi kalmak için önemli dijital dönüşüm programları yürütüyor. Çoğu durumda, sınırlı kaynaklar ve birbiriyle yarışan öncelikler gibi kısıtlayıcı faktörlere rağmen bu girişimleri hızlandırmanın yollarını arıyor. Bununla birlikte, CRO’ların hem genel iş hedeflerini hem de yeni nesil teknolojilerin beraberinde getirdiği riskleri de net bir şekilde kavraması gerekiyor. Bu kapsamda makine öğrenimi ve yapay zekâ kullanımı, ankete katılanlar tarafından önümüzdeki beş yıl için en önemli ikinci risk kaynağı olarak gösteriliyor.

    5) Bankaların en büyük varlığına ilişkin strateji geliştirilerek koruma sağlanması

    “Veri”, işletmelerin her bölümü için kritik öneme sahip. Yasal gerekliliklerin yönetilmesi ve müşteri içgörüleriyle büyüme sağlanması için de işletmelerin yüksek kalitede ve yüksen güvenlikte verilere sahip olması gerekir. Ancak önemli olan, güçlü bir koruma sağlarken aynı zamanda işletmenin verileri etkin ve verimli bir şekilde (örneğin, kişiselleştirilmiş müşteri deneyimleri aracılığıyla) kullanma yeteneğini desteklemektir. CRO’ların büyük çoğunluğu (%71) da bankaların veri yeteneklerini ve çerçevelerini aktif olarak geliştirdiği konusunda hemfikir.

    6) Küresel jeopolitik gelişmelerin ve potansiyel etkilerinin takip edilmesi

    Bankaların üst düzey risk yöneticileri, dünya çapındaki merkez bankalarının açıklamalarını ve politikalarını yakından takip ediyor. Ancak son zamanlarda buna ek olarak uluslararası alanda yaşanan gelişmeler konusunda uzman olmak için daha kapsamlı bir analiz yapmaları gerekiyor. Bu doğrultuda CRO’ların tam %83’ü, jeopolitik risklerin beş yıl içinde bugün olduğundan biraz daha önemli (%35) veya aynı etkiye (%48) sahip olacağını söylüyor. 

    7) Risklere ilişkin stratejik rehberlik sağlanması

    CRO’lar kritik stratejik girişimlere giderek daha fazla dahil oluyor. Neredeyse yarısı (%46) çevre, sosyal ve yönetişim (ESG) konularına ilişkin yeni ürün geliştirme ve büyüme fırsatlarının yanı sıra veri yönetiminde ve kalite çerçeveleri üzerindeki çalışmalarda önemli bir rol aldıklarını söylüyor. Üçte birinden fazlası (%35) dönüştürücü teknolojilerin (ör. yapay zekâ, makine öğrenimi) ilgi duyduğunu belirtiyor ve bu rakamın gelecekte artacağı kesin. Bu kapsamda CRO’ların, işletmenin stratejik danışmanları olarak; yönetim kurulunun ve üst düzey iş liderlerinin kesişen riskleri fark etmesini sağlaması ve dönüşümü desteklemesi büyük önem taşıyor.

    EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri ve Vergi Bölümü Şirket Ortağı Levent Atakan ilgili araştırmanın sonuçlarıyla ilgili olarak değerlendirmesinde şunları söyledi;

    “EY ve Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından yayımlanan Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırmasının sonuçlarına göre, bankacılık sektöründe CRO rollerinin yetki alanları genişliyor ve bu da yeni sorumlulukları beraberinde getiriyor. Risk fonksiyonunu verimli bir şekilde çalıştırma baskısı artarken, CRO rolü de daha fazla konuyu kapsayacak şekilde genişledi ve gelişti. Ayrıca CRO’ların risk yönetimi fonksiyonunun hem verimliliğini hem de etkinliğini artırmak için sınırlı kaynakları yönlendirmeleri bekleniyor. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli unsur, risk yöneticilerinin temel teknik ve taktik yetenekleri geliştirirken aynı zamanda daha stratejik düşünerek hareket etmeleridir.”

    EY Türkiye Finansal Risk Yönetimi Hizmetleri Şirket Ortağı Ezgi İvecan ise araştırma ile ilgili olarak şunları ekledi;

    “Son birkaç yılda yaşanan makroekonomik belirsizliğin sonucunda finansal risklerin yeniden endişe kaynağı olarak yükseldiğini görüyoruz. Araştırma sonuçları, CRO’ların işlerinin nasıl daha karmaşık hale geldiğini ve önümüzdeki yıllarda daha kolay hale gelme ihtimalinin neden düşük olduğunu gösteriyor. Dünyada yaşanan gelişmelerden makroekonomik değişimlere, toplumsal mega trendlere, teknoloji dönüşümüne ve yoğun düzenleyici incelemelere kadar birçok farklı konunun bir araya gelmesi, banka CRO’larını aynı anda birden fazla şapka takmaya itti. Bu kapsamda CRO’ların riskleri etkin yönetmek ve önüne geçmek için daha güçlü analitik düşünme becerisine ve daha fazla kurumsal çevikliğe sahip olması gerekiyor”

    EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Başkanı ve Şirket Ortağı Gökhan Gümüşlü de araştırmayı aşağıdaki sözlerle değerlendirdi:

     “İlgili araştırmanın sonuçları, farklı risk türlerinin kesişimlerinin ve bankacılık sektöründeki kalıcı değişkenliğin üst düzey risk liderleri için nasıl çok yönlülük gerektirdiğini gösteriyor. Örneğin finansal risklerin yanı sıra günümüzde siber riskler, daha karmaşık saldırılardan ve artan güvenlik açıklarından kaynaklanan tehditlerle birlikte CRO’lar için en büyük risk önceliklerinden biri haline geldi. Bu doğrultuda, CRO’ların hem genel iş hedeflerini hem de üretken yapay zekâ (GenAI) dahil güçlü teknolojilerin beraberinde getirdiği riskleri net bir şekilde kavraması gerekiyor. Ayrıca bu riskleri etkili bir şekilde yönetmek için bankaların yeni becerilere ve teknoloji uzmanlarına ihtiyacı olması muhtemel görünüyor.” 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • EY, 2024 yılında teknoloji şirketleri için en büyük 10 fırsatı açıkladı

    EY, 2024 yılında teknoloji şirketleri için en büyük 10 fırsatı açıkladı

    EY, her yıl hazırladığı ‘Teknoloji şirketleri için en büyük 10 fırsat’ araştırmasının en güncel versiyonunu yayımladı. Araştırmaya göre; 2023 yılında küresel ekonomik olumsuzlukları ve artan jeopolitik gerilimleri başarılı bir şekilde yöneten teknoloji sektörü, 2024’te de rekabetten kopmamak ve hatta üstünlük sağlamak adına, üretken yapay zekâ (GenAI) dahil olmak üzere yeni nesil teknolojilere ve dijital altyapıya yatırım yapmalı.

    Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY’ın (Ernst & Young) ‘Teknoloji şirketleri için en büyük 10 fırsat’ araştırmasının 2024 versiyonu, teknoloji şirketlerinin faydalanabileceği en önemli fırsat alanlarına vurgu yapıyor. EY araştırmasına göre satışları olumsuz etkileyen ekonomik dalgalanmalar, çeşitli pazarlara, teknolojilere, ham maddelere erişimi tehdit eden jeopolitik gelişmeler ve ticari anlaşmazlıklar gibi risklere rağmen, teknoloji şirketlerinin büyümeye devam etmesi için odaklanması gereken en önemli 10 fırsat alanı şöyle sıralanıyor;

    1. GenAI, oyunun kurallarını değiştiren bir teknoloji olarak benimsenmeli 

    Üretken yapay zekâ (GenAI), yeni bir dijital dönüşüm çağını başlattı. GenAI ortaya çıkmadan önce tasarlanan ve uygulanan dijital dönüşüm çabaları hızla geçerliliğini yitiriyor. Bu noktada dijital dönüşümde geride kalan teknoloji şirketleri, yapay zekâyı stratejilerinin merkezine yerleştirerek rakiplerinin önüne geçebilir. Yapay zekâ; yalnızca dönüşüm yolculuklarının hızlandırılmasına değil, aynı zamanda hızla gelişen teknoloji ve iş modelleri ile operasyonların yeniden şekillendirilmesine de olanak tanıyacak. Dijital dönüşüm yolculuklarında zaten oldukça yol kat eden şirketlerin ise yapay zekânın merkezi bir rol üstlenmesini sağlamak için dijital stratejilerini yeniden değerlendirerek yönlendirmeleri gerekecek. Bu risk ve fırsat dengesiyle karşı karşıya kalan teknoloji şirketlerinin, özel bir yapay zekâ kontrol merkezi kurması, dijital dönüşümde liderliğini korumak veya elde etmek için önemli olacak. GenAI’ı teknoloji dönüşümlerine entegre eden şirketler, sürdürülebilir değer yaratmak için de daha iyi bir konuma sahip olacak.

    2. GenAI’ın kullanım alanları için fırsatları belirleyerek hedefleme yapılmalı

    GenAI etkili bir şekilde uygulandığında, şirketlerin hem ürün ve hizmetlerini geliştirmelerine hem de operasyonlarını daha verimli bir şekilde yürütmelerine yardımcı oluyor. Ancak tüm potansiyel kullanım alanları için GenAI’dan yararlanmak cazip gelse de GenAI araçları, yüksek maliyet ve kaynak gibi bazı zorlukları da beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle, şirketler özellikle katma değerli kullanım alanlarını ve dönüşüm fırsatlarını göz önünde bulundurarak kaynaklarını nereye yönlendireceklerini dikkatlice belirlemeli. Bu teknolojiden yararlanmak için potansiyel fırsatlardan oluşan bir portföy geliştirmek, başlangıç için iyi bir yol olabilir. GenAI yatırımlarını başlatmak veya artırmak isteyen teknoloji şirketleri, kârlı büyümeyi destekleyebilecek ön büro (front office) kullanım senaryosunu hedefleyebilir. Örneğin, yazılım kodlamada GenAI’dan yararlanmak ve doğrudan kârlılığa giden bir hatla içerik üretimini hızlandırmak için insan-makine arayüzleri kullanılabilir. Bununla birlikte, arka büro (back office) kullanım örnekleri de verimliliğin artırılmasına ve maliyetlerin azaltılmasına da yardımcı olabilir. 

     3. Uç bilgi işlem (edge) sistemine ve yeni dijital altyapı biçimlerine yatırım yapın 

    Yeni nesil teknolojiler geliştikçe, kuruluşların robotik cihazlar, akıllı ev sensörleri ve sürücüsüz araçlar gibi kaynaklardan gelen ve sürekli artan büyük miktardaki verileri işlemesi gerekiyor. Yapay zekânın hızla ilerlemesi, uç bilgi işlem (edge) alanında ultra hızlı işlem gerektiren kullanım senaryolarının çoğalması ve düzenlemelerdeki sürekli değişimler göz önünde bulundurulduğunda, teknoloji şirketleri 2024 yılında operasyonlarını ve deneyimlerini iyileştirmek için dijital altyapı yatırımlarını optimize etmeli. Uç bilgi işlem sistemi hız ve ölçek kazandıkça, yeni nesil dijital altyapıyı etkinleştirme ve giderek sıkılaşan sermaye kısıtlamaları içinde kalma gibi birbiriyle rekabet eden hedefleri dengelemeyi başaran şirketler, kazanan konumda olmaya devam edecek.

    4. Gelişmekte olan pazarlarda ek tedarik zinciri hatları oluşturulmalı

    Jeopolitik olaylar ve tedarik zincirindeki aksamalar, şirketlerin yönetim kurullarının gündemindeki öne çıkan üç riskten ikisi olarak belirleniyor. Küresel alanda hizmet veren şirketler için ikincil bir tedarik zinciri hattı oluşturmak, gelecekteki olası ticari aksaklık risklerini azaltmanın etkin bir yolu olarak görülüyor.

    5. Yapay zekâ yol haritası etrafında kurumsal yatırım stratejisi şekillendirilmeli

    Yapay zekâ (AI) ve büyük dil modellerinin (LLM) kullanımı hızla artıyor, ancak buna ayak uydurmak kolay olmayabilir.  Çünkü donanım talebinin arzı geride bırakması yüksek fiyatlara ve sınırlı bulunabilirliğe yol açıyor. Dahası, bu hizmetlerin özelleştirilmesi ve uygulanması beceri ve yetenek gerektiriyor. Geçmiş deneyimlerden yola çıkarak, satın alma işlemlerinin ve anlaşmaların bu alandaki gelişimi hızlandırabileceğini söyleyebiliriz. Öte yandan, sektördeki anlaşmaların daha titiz bir incelemeye tabi tutulmasına ek olarak, jeopolitik gerilimler ve uluslararası ticaret anlaşmazlıkları, özellikle yapay zekâ alanında anlaşmaların yapılmasına engel teşkil ediyor. Bu nedenle, bu alanda büyümenin en uygun yolu küçük ve orta ölçekli satın almalar, kurumsal yatırımlar ve ortaklıklardan geçiyor. Satın almalar, bugün mümkün görünmeyen gelecekteki uygulamalar için farklı yol haritaları geliştirebilecek. Ortaklıklar ise yeni fırsatları takip etmek için gereken veri setlerine, hizmetlere ve pazarlara anında erişim sağlayabilecek.

    6. Platform iş modellerinden yararlanılmalı

    Teknoloji sektörü bir dönüşüm ve yeniden şekillenme döneminden geçiyor. Platform iş modelleri, teknoloji sektöründe standart çalışma prosedürü haline geldi ve GenAI devriminin de merkezinde yer alıyor. Bu süreçte, veri stratejileri de dahil olmak üzere platform iş modellerinin uygulanmasını veya geliştirilmesini hızlandırmak için hedef odaklı bir yaklaşım benimseyen şirketler değer elde edecek. Yapay zekâ; sektörde yeni fırsatları tetikledikçe, şirketler pazar payı için rekabet ederken, sağlam ve çeşitlendirilmiş bir platform kurma becerisi kazananları farklılaştıran temel bir özellik olacak.

    7. Küresel asgari vergi reformuna hazırlanılmalı ve proaktif olunmalı

    Küresel vergi sisteminin 2024 yılında eskisinden karmaşık süreçlere girmesiyle, bunun etkileri teknoloji şirketleri için de vergi departmanlarını aşan bir konu haline gelmeye başladı. Bugün vergi yüklerini optimize etmek için proaktif düşünen, kapsamlı ve bütünsel bir şekilde hareket eden şirketler, daha yavaş yanıt veren rakiplerine göre avantajlı bir başlangıç yapacak. 2024’ten itibaren %15 oranlı Küresel Asgari Kurumlar Vergisi uygulamasına geçilmeye başlanmasıyla birlikte büyük ölçekli teknoloji şirketleri, küresel tedarik zincirlerini yapılandırma ve faaliyet gösterdikleri ülkelerde operasyonlarını %15 vergi oranını karşılayacak şekilde düzenleme fırsatına sahip, bu da şirketlerin sermayesinin daha esnek olmasına katkı sağlayacak.

    8. Çevresel çalışmalarda veri merkezlerinin enerji verimliliğine öncelik verilmeli

    Net sıfıra giden yol uzun ve zorlu, ancak bu yolculuğu tamamlamak teknoloji sektörü için büyük önem taşıyor. Birçok teknoloji şirketi karbon hedefini taahhüt etmiş durumda. Ancak bütçelerin kısıtlı olduğu bir ortamda şirketlerin nereden başlayıp hangi konulara öncelik vereceğini düşünmesi önemli. Teknoloji şirketlerinin bu yıl özellikle veri merkeziyle ilişkili olarak enerji verimliliğini artırmaya odaklanması gerekiyor. Veri merkezleri giderek artan miktarda elektrik tüketiyor. 2027 yılına gelindiğinde yapay zekâ, Hollanda büyüklüğünde bir ülke kadar elektrik tüketebilir. Teknoloji şirketlerinin, veri merkezlerini daha enerji verimli hale getirmesi, gelecekte yaşanabilecek enerji krizlerinin etkisini azaltacak ve kısa vadede dijital hizmetlerin üretim maliyetlerini düşürecektir. 

    9. Gelişmiş risk araçlarına yatırım yapılmalı

    Pandemi süreci, yıkıcı olayların başka olayları tetikleyerek hem riskler hem de bazı fırsatlar yarattığını gösterdi. Bu tarz risklere hazırlıklı olup uygun şekilde yanıt vermenin şirketler için fark yaratabileceğini söyleyebiliriz. Bu nedenle teknoloji şirketleri de; ticari yaptırımlar, jeopolitik gerilimler, vergilendirme ve yasal değişiklikler, iklim olayları ve tedarik zinciri krizi gibi risk kategorilerine ilişkin durumlarını yeniden değerlendirmeli; maliyetler, riskler, esneklik ve çeviklik arasındaki karmaşık dengeleri de nasıl yönettiklerini tekrar gözden geçirmelidir. Bugün gelişmiş risk araçlarına yatırım yapan şirketler, bir sonraki risk ile karşı karşıya kaldıklarında, bunun etkilerini minimize etme fırsatına sahip olacaklar.

    10. Siber riskleri azaltmak için ileri teknolojilerden faydalanılmalı

    GenAI ve kuantum teknolojileri gibi gelişmekte olan teknolojiler işletmelere birçok fayda sunarken, aynı zamanda siber tehditlerin doğasını kökten değiştiriyor ve oluşturdukları riskleri de artırıyor. Teknoloji şirketlerinin veri açısından zengin ancak karmaşık bir teknik sisteme sahip olma eğilimi, onları siber tehditlere özellikle açık hale getiriyor. Bu alana yatırım yapan teknoloji şirketleri, siber tehditleri daha iyi yönetmeyi başarıyor. Günümüzde teknoloji şirketleri, iş süreçlerini netleştirmek, operasyonlarını daha iyi anlamak, verilerini ve sistemlerini doğru bir şekilde sınıflandırıp etiketlemek için GenAI teknolojisinden faydalanabilir. Ayrıca siber risk faktörleri, GenAI aracılığıyla otomatik bir şekilde ele alınarak siber riskler daha hızlı, daha kapsamlı ve daha düşük maliyetle azaltılabilir.

    EY Türkiye Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji Sektör Lideri ve Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı Emre Beşli, ilgili araştırmaya yönelik şu değerlendirmelerde bulundu:

    “EY olarak, teknoloji sektöründe yaptığımız araştırmalar sonucunda belirlediğimiz fırsat alanları hem bu sektördeki şirketlerin hem de alt sektörlerin 2024 yılında ve ilerisinde başarılı olmaları için önemli bakış açıları sunuyor. Fırsatlar içerisinde GenAI’ın birkaç farklı persektifle öne çıkması, beklentilerin oldukça yüksek olduğu bu dönem için sürpriz değil. Bununla birlikte, tedarik zinciri yedekliliği, enerji verimliliği ile etkin siber güvenlik ve risk yönetimi gibi şirketlerin uzun süredir gündeminde olan fırsat konularının da geçerliliğini koruduğunu gözlemliyoruz. Vergi mevzuatındaki değişiklikler ve diğer regülatif konular da fırsatları şekillendiren diğer kritik faktörler arasında yer almaya devam ediyor.”

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • EY, 2024 yılında telekomünikasyon sektörünü etkileyecek en önemli 10 riski açıkladı!

    EY, 2024 yılında telekomünikasyon sektörünü etkileyecek en önemli 10 riski açıkladı!

    Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY (Ernst & Young) küresel çapta telekomünikasyon şirketlerini bekleyen en önemli 10 riski açıkladı.  EY raporunun sonuçlarına göre, veri güvenliği, siber güvenlik tehditleri, üretken yapay zekâ, etik ve yönetişim konuları risk gündeminin başında geliyor. Telekomünikasyon şirketlerinin müşterilerin üzerindeki yaşam maliyeti baskısına etkili bir şekilde yanıt vermesi büyük önem taşıyor. Sürdürülebilirlik, ağ kalitesi ve yetenek yönetimine ilişkin riskler de sektörün öncelikleri arasında yer alıyor.

     

    Telekomünikasyon sektörü, bulunduğu konum ve ekosistem ilişkileri çerçevesinde teknolojik ilerlemelerden, ekonomik, jeolojik ve toplumsal gelişmelerden doğrudan etkilendiğinden dolayı diğer sektörlerden daha karmaşık ve hızlı değişen bir risk ortamına sahip. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY (Ernst & Young) bu hızlı değişim çağında, sektörün 2024’te karşı karşıya olduğu en büyük 10 riski belirleyerek bunları hafifletmeye yönelik stratejileri ortaya koydu.

    EY’ın telekomünikasyon operatörleri için en büyük 10 risk raporuna göre 2024 yılında, yaşam maliyeti baskılarından tedarik zinciri kesintilerine uzanan çeşitli makroekonomik etkiler, finansal dayanıklılık ve istikrarın korunması adına sürekli bir strateji oluşturulmasını zorunlu kılıyor. Üretken yapay zekâdan (GenAI) 5G’ye kadar uzanan yeni nesil teknolojiler; iş esnekliği ve hizmet inovasyonu konusunda yeni soruları gündeme getiriyor.  Sürdürülebilirlik, artık yönetim kurulu düzeyinde daha önemli bir gündem maddesi haline gelirken, çeşitlilik ve kapsayıcılık alanındaki girişimler ve hibrit çalışma modelleri de iş dünyasını dönüştürmeye devam ediyor.  

    Üretken yapay zekâyla ilgili olanlar da dahil olmak üzere verilerle ilgili tehditler daha kritik hale gelirken, telekomünikasyon şirketlerinin aynı zamanda müşterilerin yaşam maliyeti baskılarıyla baş etmelerine yardımcı olmak, sürdürülebilirlik performansını ve ağ güvenliğini iyileştirmek gibi faaliyetlere de odaklanması gerekiyor. 

    EY raporuna göre, telekomünikasyon sektörünün 2024 yılında karşı karşıya kalacağı en önemli 10 risk ve bunları hafifletmeye yönelik temel stratejiler şöyle sıralanıyor;

    Risk 1: Gizlilik ve güvenlik konularında değişen zorunlulukların hafife alınması

    Telekomünikasyon operatörleri için siber güvenlik alanındaki zorluklar gitgide artıyor. Telekomünikasyon şirketlerinin %53’ü; siber güvenlik ihlalleri maliyetinin işletmeleri için 3 milyon ABD dolarını aşacağını düşünüyor. 5 telekomünikasyon şirketinden 4’ü, yapay zekânın verimliliğin artırılması ve dijital dönüşümün ivme kazanması anlamında önemli bir güç olduğu konusunda hemfikir. Ancak rapor; 10 kişiden en az 7’sinin yapay zekâ konusunda “kötü niyetli aktörlere” karşı önlem almak için daha fazlasının yapılması ve yapay zekânın etik uygulanmasına daha fazla dikkat edilmesi gerektiğine inandığını ortaya koyuyor. 

    Risk 2: Hayat pahalılığı karşısında müşterilere yeterli yanıt verilememesi

    Hane halkının yalnızca 3’te 1’i, yaşam maliyeti baskısı karşısında telekomünikasyon şirketlerinin “destekleyici” bir konumda olduğunu düşünüyor. Araştırmaya katılanların 4’te 3’ü ise geniş bant servis sağlayıcılarının daha fazla sabit fiyat garantisiyle kendilerine daha iyi bir teklif sunması gerektiğine inanıyor ve neredeyse yarısı (%49) fiyat değişikliklerine ilişkin açıklamaları anlamakta zorluk çekiyor. Bu tarz sıkıntılar kullanıcıları farklı operatörlere yönlendirirken, telekomünikasyon şirketlerinin de müşterinin satın alma sürecindeki kontrolü kaybetmesine neden oluyor. EY raporuna göre, bu anlamda öneri almak için fiyat karşılaştırma sitelerini inceleyen, arkadaşlarına veya ailelerine danışan hane halkı oranı 2022’de %19 iken, 2023’te %30’a yükseldi.

    Risk 3: Yetersiz yetenek ve beceri yönetimi

    Mali baskılar, telekomünikasyon şirketlerinin işe alımlarını azaltmasına neden oluyor. Küresel çapta telekomünikasyon işverenlerinin %55’i işe alım süreçlerini dondurduklarını söylüyor; bu oran tüm sektörlerdeki oranın neredeyse iki katı (%28). Telekomünikasyon şirketlerinin %61’ine göre (tüm işverenlerde %44), maliyetleri kontrol etme çabaları aynı zamanda ücret ve yan haklarda kesintilere yol açıyor. Yetenek yönetiminin, telekomünikasyon sektörü için risklerin başında geldiği açıkça görülüyor; bu konuda ilk beş risk arasında yer alan mevcut yetenekleri elde tutmak, yeni yetenekleri çekmek ve yeni nesil yetenekleri geliştirmek de büyük önem taşıyor.

    Risk 4: Sürdürülebilirlik gündeminin etkin yönetilememesi 

    EY raporu, telekomünikasyon şirketlerinin iklim değişikliğiyle ilgili son iki yılda önemli bir ilerleme kaydetmediğini gösteriyor. Telekomünikasyon ve teknoloji şirketlerinin %43’ü, henüz “net sıfır” geçiş planı veya sera gazı emisyonlarını azaltma stratejilerini açıklamıyor. Telekomünikasyon şirketlerinin %46’sı ise yatırım planları yaparken sürdürülebilirliği göz önünde bulunduruyor, ancak buna yeterince ağırlık vermiyor. 

    Risk 5: Yeni iş modellerinden yararlanılamaması

    Birçok telekomünikasyon şirketi için nesnelerin interneti (IoT), bulut ve güvenlik gibi konulara ilişkin B2B hizmetleri hâlâ gelirlerin yalnızca küçük bir kısmını oluşturuyor. B2B segmentine ilişkin temel performans göstergelerinin (KPI’lar), B2C’ye kıyasla daha az rapor edilme eğiliminde olması, telekomünikasyon şirketlerinin stratejilerine göre kaydettiği ilerlemenin değerlendirilmesini zorlaştırıyor. B2B başarısının önündeki bir başka engel de telekomünikasyon şirketlerinin geniş bant servis sağlayıcısı ve bağlantı uzmanı olarak algılanmasının ötesinde henüz “dijital danışman” olarak tam bir güvenilirlik sağlamaması. Büyük işletmelerin yalnızca %22’si, telekomünikasyon şirketlerini dijital dönüşüm uzmanı olarak görüyor. Bu da telekomünikasyon şirketlerinin işletmelere ek danışmanlık veya dijital hizmetler satma yeteneğini sınırlıyor.

    Risk 6: Yetersiz ağ kalitesi 

    Ağ güvenilirliği, müşteriler için bir endişe kaynağı olmayı sürdürüyor. Araştırmaya katılan hane halkının %26’sı evdeki geniş bant bağlantısına güvenmiyor, %29’u ev içindeki mobil veri sinyalleri hakkında da aynısını düşünüyor. Operatörler hizmet hızını ve kalitesini artırmak için çeşitli adımlar atsa da müşteri nezdinde henüz etkili bir sonuç alınmadığı görülüyor. Her 3 kişiden 1’i hız ile algılanan hizmet performansı arasında ilişki kurmakta zorlanırken, yarısı daha yüksek hızın daha yüksek bir fiyatı hak etmediğini düşünüyor.

    Risk 7: İş gücü kültürünün ve çalışma biçimlerinin iyileştirilememesi

    Diğer sektörlere kıyasla (%23) telekomünikasyon sektörü çalışanlarının %30’u, tamamen uzaktan çalışmayı ve yalnızca gerektiğinde ofise gitmeyi tercih ediyor. Ancak bu yüksek orandaki uzaktan çalışma eğilimi, öğrenme ve beceri gelişimine erişimi sınırlıyor (%47), dolayısıyla bu alandaki başarıyı etkileyen en önemli faktör olarak ortaya çıkıyor. Telekomünikasyon sektörü çalışanlarının %43’ü şirketlerinin uzaktan çalışmaya yönelik teknolojilerini geliştirdiğini belirtirken, %34’ü daha fazla ve kapsamlı bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu düşünüyor.

    Risk 8: Dış ekosistemlerle etkileşimin etkin olmaması

    İşletmeler, ekosistem farkındalığına ve yeteneklerine sahip telekomünikasyon şirketlerinden hizmet satın almaya daha açık. Şirketlerin %71’i aktif olarak ilgili güçlü ekosistem ilişkilerine sahip olan 5G tedarikçilerine öncelik veriyor. Operatörlerin ortaklıklar ve dış ekosistemler ile iş birliğine sıcak bakmasının önünde ise yatırım getirisi konusundaki belirsizlik ve siber güvenlik ile ilgili endişeler yer alıyor.

    Risk 9: Değişen düzenleyici ortama uyum sağlanamaması

    Telekomünikasyon liderlerinin %61’i, düzenleyici uygulamaların (ülkelerin veri koruma ve gizlilik kurallarını uygulamaya koyması gibi) önümüzdeki yıl işletmelerinin performansını önemli ölçüde etkileyeceğine inanıyor. Bununla birlikte, BEPS 2.0 kurallarının 2024’te yürürlüğe girmesiyle vergi çerçeveleri de değişiyor. Bir diğer potansiyel odak noktası da yapay zekâya yönelik düzenlemelerin artması olarak görülüyor.

    Risk 10: Altyapı varlıklarının değerinin maksimum düzeye çıkarılamaması

    Telekomünikasyon şirketlerinin altyapılarından değer elde etme çabaları hız kazanıyor. Telekom CEO’larının %41’i önümüzdeki yıl elden çıkarma, şirket bölünmeleri ve halka arz işlemlerini takip edeceklerini söylerken; %61’i ortak girişimler veya stratejik iş birlikleri kurmayı hedefliyor. CEO’ların bir kısmı, netco (ağ altyapısına yönelik) ve servco (müşteri ve satışa yönelik) altyapıları arasında daha net bir ayrım yapmanın elden çıkarma konusundaki stratejilerine yardımcı olabileceğine inanıyor.

    EY Türkiye Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji Sektör Lideri ve Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı Emre Beşli, hızla değişen ve küresel belirsizliklerin hâkim olduğu bir dünyada telekomünikasyon sektörünün karşı karşıya olduğu risklerin de hızla değişip gelişmeye devam ettiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: 

    “’Dünyada olduğu gibi ülkemizde de telekomünikasyon şirketlerinin gelişen riskler konusunda dikkatli olmaları ve bunlarla başa çıkmak için yeni ve doğru stratejiler geliştirmeleri gerekiyor. EY raporu, telekomünikasyon operatörlerinin bu dönemde birden çok risk alanı için aynı anda önemli aksiyonlar almaları gerektiğini gösteriyor. Güvenlik, sürdürülebilirlik, iş gücü kültürü ve yetenek yönetimi, yeni iş modelleri ve ekosistem yönetimi, doğru fiyatlandırma ve müşteriyi elde tutma gibi konuların risk gündeminde önemli bir yer tutacağı anlaşılıyor. Telekomünikasyon sektörünü etkileyen bu risklerin göz önünde bulundurulması ve doğru stratejiyle yönetilmesi; müşteriler, çalışanlar ve ekosistem paydaşları arasında daha yüksek bir güven ve bağlılık sağlayabilir.’ 

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • EY 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırması yayımlandı!

    EY 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırması yayımlandı!

    EY (Ernst & Young), 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Araştırma sonuçlarına göre; küresel vergi reformu, teknolojinin verimsiz kullanımı ve ekonomik belirsizlik, işletmelerin transfer fiyatlandırması politikaları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Araştırmaya katılanların %84’ü küresel vergi reformları nedeniyle, çifte vergilendirme riskiyle karşı karşıya olduklarını düşünüyor. Araştırma sonuçları; işletmelerin potansiyel riskleri yönetmeleri için sağlam bir transfer fiyatlandırması politikasına ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.

    Uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst & Young), 47 ülkeden 1000 profesyonelin katıldığı 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırmasının sonuçlarını yayımladı. EY araştırması, dünyanın dört bir yanındaki kuruluşlar için kritik işlevleri olan uluslararası vergilendirme ve transfer fiyatlandırması konularına ışık tutarak önemli bulguları gözler önüne seriyor.

    Araştırmaya katılanların %84’ü küresel vergi reformunun bir sonucu olarak, “orta” veya “önemli” derecede çifte vergilendirme riskiyle karşı karşıya olduğunu düşünüyor. %71’i ise küresel asgari vergilerin transfer fiyatlandırması politikaları üzerinde “orta” veya “önemli” derecede etkisi olacağı konusunda hemfikir.

    Katılımcıların %75’i teknolojinin verimsiz kullanımını, %67’si zayıf veri kalitesini en büyük zorluk olarak görüyor. %73’ü ise gelişmiş bir operasyonel transfer fiyatlandırması teknolojisine yatırım yapmanın risk yönetiminde “orta” veya “önemli” derecede iyileşme sağlayacağına inanıyor.

    Transfer fiyatlandırmasını dış faktörler de etkiliyor

    Şirketler, aynı zamanda enflasyon, tedarik zincirindeki değişimler ve jeopolitik gelişmeler gibi çeşitli dış baskılarla da mücadele ediyor. Araştırmaya katılanların %77’sine göre enflasyon, önümüzdeki üç yıl içinde transfer fiyatlandırması politikaları üzerinde etkili olacak, yine katılımcıların %51’i ise enflasyon nedeniyle yüksek faiz oranlarının şirketler arası borç fiyatlandırmasını etkilediğini düşünüyor.

    Tedarik zincirlerindeki değişiklikler ve çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hedeflerine yönelik taahhütler de daha fazla zorluk yaratıyor. Ankete katılanların %42’si, kuruluşlarının son üç yılda jeopolitik sorunlar nedeniyle üretimi bir yerden başka bir yere taşıdığını, %39’u değişen vergi politikalarıyla bağlantılı değişiklikler yaptıklarını belirtiyor. Katılımcıların sadece %28’i ESG politikalarını hesaba katarak transfer fiyatlandırmasını değiştirmişken, %70’inden fazlasının henüz ESG hedeflerini karşılamak için tedarik zinciri değişikliklerini değerlendirme sürecinde olduğu görülüyor.

    Stratejik değeri artırmak için gelişen teknolojileri benimsemek gerekiyor

    Katılımcıların %73’ü gelişmiş bir operasyonel transfer fiyatlandırması teknolojisine yatırım yapmanın risk yönetiminde bir iyileşme ile sonuçlanacağı görüşünde. %88’i de transfer fiyatlandırmasında teknolojiyi benimsemenin önümüzdeki üç yıl içinde kuruluşlarına tasarruf sağlayacağı inancında.

    Artan riskler transfer fiyatlandırmasında kesinliğe teşvik ediyor

    EY 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırmasının en dikkat çekici bulgularından biri de peşin fiyatlandırma anlaşmalarına (APA) olan ilginin çarpıcı biçimde artması oldu. Matrah Aşındırma ve Kâr Aktarımı (BEPS) 2.0 dünyasında daha fazla değer yaratmak üzere bu anlaşmaların gelecekte kendileri için “çok yararlı” olacağını söyleyenlerin oranı iki kattan fazla arttı.

    EY Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı, Uluslararası Vergilendirme Hizmetleri Lideri Ateş Konca konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:

    “Küresel vergi reformunun uygulanmasıyla ilgili süreç ve konular, vergi departmanlarını zorlamaya devam ediyor. Araştırmaya katılan yöneticilerin büyük bir çoğunluğu, Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) Matrah Aşındırması ve Kâr Aktarımına İlişkin Kapsayıcı Çerçeve (BEPS) projesi kapsamında, çifte vergilendirme riskiyle karşı karşıya olduklarını söylüyor. Pillar 2 (İkinci Sütun) kapsamında olan çok uluslu şirketler, %15 oranında yeni bir küresel asgari vergi ile karşı karşıya. Ayrıca, gerek Pillar 2 (İkinci Sütun) kapsamında açıklanan asgari vergilerin uygulandığı bir vergi ortamına, gerekse raporların kamuya açıklanmasıyla ilgili daha şeffaf bir dünyaya geçiş; şirketleri, vergi otoritelerinin taleplerini ve İkinci Sütun hesaplamalarını yönetmek için verilerini standartlaştırmaya itiyor. İyileştirilmiş standart veriler, işletmelerin iş yükü taleplerini karşılamalarına ve potansiyel vergi anlaşmazlıklarını etkili bir şekilde yönetmelerine yardımcı olacaktır.”

    EY Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı, Transfer Fiyatlandırması Hizmetleri Lideri Serdar Sumay, EY 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırmasıyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:

    “Şirketler artık dünya çapında pek çok yeni ve karmaşık vergi raporlama gerekliliklerine tabii olmaya başladı. Bu doğrultuda, transfer fiyatlandırması denetimlerinin doğası da değişiyor. Bundan iki veya üç yıl sonra yürütülen denetimler muhtemelen şu anda uygulananlardan farklı olacak. Bu nedenle, transfer fiyatlandırması yöneticilerinin, mevcut eylemlerini gelecekte incelenecekleri yollar açısından da düşünmesi gerekiyor. Şirketler önce planlama, uygulama ve sonucunda pozisyonları destekler dokümantasyonlar üretme şeklindeki geleneksel yollar ile birlikte teknoloji odaklı otomasyon ve verilerle desteklenen çözüm planlarına sahip olmayı da içeren güçlü bir stratejiye odaklanmalılar.”

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı