Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Backlink paketleri

Hacklink Panel

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink

betzula

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Eros Maç Tv

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink satın al

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

deneme bonusu

Hacklink panel

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

Illuminati

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

interbahis

Masal oku

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

alobet

Hacklink

Hacklink

Hacklink

anadoluslot

Hacklink panel

Postegro

Masal Oku

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

sezarcasino

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Buy Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Masal Oku

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

หวยออนไลน์

Hacklink

Hacklink satın al

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

Hacklink Panel

scam clickbait

cloaking

cloaks content scam

impersonates doeda fake page

Jasminbet

marsbahis giriş

marsbahis giriş telegram

meritking giriş twitter

casibom

Brain Savior Review

betlike

Etiket: Tüketici

  • E-Ticaret 2024’te Büyümeye Devam Edecek

    E-Ticaret 2024’te Büyümeye Devam Edecek

    Kurumsal pazar yerlerinin perakende markaları için önemli bir satış kanalına dönüşeceğini belirten Akinon Kurucu Ortağı ve CSO’su Çağrı Orçan, e-ticarette platformlarının sadece son kullanıcıya yönelik olmaktan çıkıp tedarikçi ve alıcılar için de fırsatlar sunacağının altını çizdi.

    Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen markalarının omni-channel operasyonlarını yapmalarını sağlayan dijital ticaret platformu Akinon, Perakende Günleri kapsamında e-ticaretin bugününü, geleceğini ve trendlerini sektör profesyonelleri ve paydaşları ile paylaştı.  Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Akinon Kurucu Ortağı ve CSO’su Çağrı Orçan; sözlerine post pandemi olarak adlandırılan 2022 yılının, önceki yılara oranda negatif büyüme gösterdiğini ancak bu durumun 2023’te pozitif yöne geçtiğini söyleyerek başladı. Türkiye’de e-ticaret sektörünün geçtiğimiz sene yüzde 13.6 oranında büyüme gösterdiğini ve globalde 4. Sırada yer aldığını belirten Orçan, Hindistan’ın ise yüzde 14.1 artış oranı ile en fazla büyüyen ülke olduğunu ve 2024’te aynı büyüme trendinin sürmesini beklediklerini dile getirdi. Değişen tüketici alışkanlıklarına da değinen Orçan, pandemi döneminde tüketicilerin yüzde 75’inin tanımadıkları markalardan alışveriş yaptığını ama pandemi sonrasında bu alıcıların yüzde 41’inin yeni markalardan alışveriş yapmaya devam etmediğini belirtti. Orçan bu durumun markalar için yeni müşteri edinim maliyetleri üzerinde önemli bir etki oluşturduğuna dikkat çekerken son 5 yıl içerisinde ise müşteri edinim maliyetlerinin yüzde 60 oranında arttığını vurguladı.

    Kargo Bedava Kampanyası Markaların Vazgeçilmezi Oldu

    Perakende sektöründe enflasyonun nasıl yansıdığından bahseden Çağrı Orçan, markaların dijital mağazalarının fiziki mağazalara oranla enflasyondan daha fazla etkilendiğini dile getirdi. Burada artan maliyetler ön plana çıkıyor. Geçen sene markalar “bugün ne alırsam pahalı ama yarından daha ucuz” mantığı ile alışveriş yapan tüketici reaksiyonunun avantajını kullandı. Bununla beraber tüketicinin alım fikrini cazipleştiren kampanyalar oluşturuldu. “Kargo bedava” uygulaması tüketici gözünde en çok tercih edilen kampanyalar arasında. Yapılan araştırmalara göre bu kampanya modeli tüketicinin alım fikrini yüzde 70 oranında etkiliyor.  

    Markalar enflasyona karşı satışlarını sürdürmek için kargo maliyetini kendi karlılıklarından karşılayarak satışlarını desteklediler ve adetsel büyümelerini devam ettirdiler.  

    Kategori Bazında Sepetteki Ürün Adetlerinde Düşüş Var

    “Akinon e-ticaret Sahnesi” Perakende Günleri’nin ilgiyle takip edilen sahneleri arasında yer aldı. Uzmanların konuk olduğu bu bölümde, Akinon CMO’su Nurcan Bıçakçı Arcan ve Akinon İş Ortakları Direktörü Onur Levent e-ticarette kategori bazlı değerlendirmeleri paylaştı. Oturumda 2023 yılı ciro, sipariş sayısı ve sepetteki ürün adedi açısından değerlendirildi.  Sadece ev – yaşam ve spor ekipmanları kategorileri bütün kırılımlarda artış gösterirken, giyim, ayakkabı-çanta ve kozmetik ise   online satış tarafında sepetteki ürün adetlerinin düştüğü kategoriler oldu.  

    Kozmetik kategorisine ayrıca dikkat çeken Nurcan Bıçakçı Arcan, bu alanda satışların daha çok sosyal medya üzerinden olduğunu vurguladı. Bıçakçı, genç tüketici kitlesi bulunan bu kategorideki markaların müşteri deneyimini mükemmel tutmak üzerine yatırım yapmalarının, uzun vadeli bağ kurmak için önemli bir fırsat olduğunu sözlerine ekledi.

    Elektronik kategorisinde hem sepetteki ürün adedi hem de sipariş sayılarında gözüken düşüşte enflasyonist bir etki söz konusu olduğunu belirten Onur Levent, buna rağmen e-ticaret alışverişlerinde yüzde 50’ya yakın paya sahip kategori olmaya devam ettiğinin altını çizdi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Visa dijital çağa yönelik sunduğu yeni ürünlerle ödeme kartlarını yeniden tanımlıyor

    Visa dijital çağa yönelik sunduğu yeni ürünlerle ödeme kartlarını yeniden tanımlıyor

    Dünya genelinde tüketicilerin ödeme ve tahsilat şekilleri son beş yılda, geçmiş 50 yılda olduğundan daha fazla değişti. E-ticaret ve gömülü ödemelerden temassız ürün ve hizmet alışverişlerine, tüketici alışkanlıkları yeni ödeme yöntemlerine sürekli uyum sağlayarak gelişti. Visa (NYSE:V), San Francisco’da gerçekleştirdiği yıllık Visa Ödeme Forumu’nda, işletmeler, iş yerleri, tüketiciler ve onlara hizmet veren finans kurumlarının gelecek ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, ­ödeme kartları alanında devrim yaratacak yeni ürün ve hizmetlerini tanıttı.

    Visa Ürün ve Strateji Başkanı Jack Forestell, “Ödemeler sektörü bir dönüm noktasından geçiyor. ­Üretken yapay zeka gibi yeni teknolojiler, gerek alışveriş yapma, gerekse bütçemizi yönetme şeklimizi hızla değiştiriyor. Visa olarak gerçek anlamda dijital dünyaya yönelik ödeme kartı deneyimlerinin yeni neslini açıklamaktan gurur duyuyoruz. Bugün duyurduğumuz yeni kart özellikleri ve dijital yenilikler, tüketicilere daha kişiselleştirilmiş, rahat kullanımlı ve güvenli bir geleceğin kapılarını açıyor” dedi.

    Visa’nın açıkladığı ve ilerleyen aylarda piyasaya sürülmesi planlanan yeni ürün ve hizmetler arasında şunlar yer alıyor:

    Visa Flex Esnek Kart (Visa Flexible Credential) 

    Visa pazar araştırmaları, kart kullanıcılarının yarıdan fazlası, birden fazla ödeme kartı numarasına tek bir kart ürünü üzerinden erişmek istediğini ortaya koyuyor.   Visa Flex Esnek Kart, tek bir kart ürünü üzerinden tüketicilerin farklı ödeme yöntemleri arasında geçiş yapmasına olanak vererek, seçim yapma yetkisini kart hamilinin eline bırakacak. Bu sayede tüketiciler diledikleri parametreleri kendileri ayarlayarak, ödemelerini kart üzerindeki ister banka kartı, ister kredi kartı, ister Şimdi Al Sonra Öde ile örneğin 4 taksitte veya ödül puanıyla gerçekleştirme tercihini yapabilecek. 

    Tüm cihazlarda Temassız (Tap to Everything)

    Dünya genelinde halen kullanımda olan altı milyar mobil cihaz, tüketicilere NFC antenli (Yakın Alan İletişimi) temassız ödeme kabulüyle uyumlu bir cihaz parkı sunuyor. 2023 sonu itibarıyla Visa’nın dünya genelindeki temassız ödeme penetrasyonu %65’e ulaştı. 2019’daki temassız penetrasyon oranının iki katı olan bu rakam, temassız ödemelerin günümüzdeki en iyi alışveriş deneyimlerden biri olduğunu doğrular nitelikte.

    Bu yıl, mobil cihazlar üzerinden temassız ödeme yapmanın yeni yolları da Visa deneyiminin ayrılmaz bir parçası olacak.

    • Tap to Pay (Temassız Ödeme): herhangi bir mobil cihaz kart kabul eden bir POS terminali haline gelebilecek.
    • Tap to Confirm (Temassız Kimlik Teyidi): İnternette alışveriş sırasında kolay kimlik doğrulaması yapılabilecek.
    • Tapp to Add Card (Temassız Kart Ekleme): Mobil cüzdan veya uygulamaya kart eklerken güvenliği artırır.
    • Tap to P2P (Kişiden kişiye temassız para gönderimi): Aile fertleri veya arkadaşlar arasında para gönderilmesine olanak tanır.

    Visa Passkey Hizmeti 

    Dijital dünyada bireylerin kimlik doğrulaması son derece karmaşık ve sahteciliğin ciddi ölçüde artmasındaki önemli etkenler biri. Günümüzde internette meydana gelen sahtecilik oranı, fiziksel ortamdakinden 7 kat daha fazla.

    En yeni Fast Identity Online (FIDO) standartlarını temel alan Visa Passkey Hizmeti, tüketicilerin kimlik doğrulamasını gerçekleştirerek online ödemeleri yüz veya parmak izi tarama gibi biyometrik doğrulama yöntemleriyle hızlı bir şekilde onaylıyor. İnternet alışverişlerinde, “Visa Passkey” şifre anahtarları, tek kullanımlık şifre veya güvenlik kod ihtiyacını ortadan kaldırarak daha hızlı ve güvenli ödeme işlemlerine olanak tanıyor.

    Forestell, “Dünya genelinde online ödemelerde benzer bir ödeme deneyimi, uluslararası işlerlik ve basitlik arayışı var. Ödemeler için özel tasarlanan “Visa Passkey” şifre anahtarlarımız ödeme deneyimini kesintiye uğratmadan kimlik doğrulaması yapabildiği için sektöre eşik atlatan bir uygulamayı temsil ediyor. Visa Passkey Hizmeti, dünyanın neresinde olursa olsun ister bir web sitesinde, ister mobil bağlantılı bir cihazda, ödeme deneyimindeki pürüzleri azaltırken güvenliği de artırıyor” dedi.

    Visa Click to Pay + Visa Passkey Hizmeti

    Visa, Visa Passkey Hizmetinin ilk uygulamalarından birini e-ticaret ödemeleri için güvenli sanal ödeme deneyimi sunan Click To Pay (Tıkla ve Öde) içerisine entegre ederek daha kusursuz ve güvenli bir ödeme deneyimini geniş ölçekte sunuyor. Dünyada birçok pazarda kart ihraç eden kuruluşlarla iş birliği yapan Visa, tüketicilerin kart bilgileri ve şifrelerini elden girmelerine gerek kalmaması amacıyla Click to Pay (Tıkla ve Öde) ve Visa Passkey Hizmetini kartların sahiplerine ulaştığı andan itibaren etkinleştirilmesi için çalışıyor.

    Açık Bankacılık ile Ödemeler (Pay by Bank) 

    Kartsız gerçekleşen ödemeler, kartlı yapılan ödemelerle aynı deneyimi, güvenliği ve korumayı sunmamakta. Hesaptan hesaba para transferleri gibi elektronik ödemeler, dijital devrimin dışında kaldı. Visa’nın açık bankacılık ödeme hizmeti Pay by Bank ile hesaptan hesaba (A2A) ödeme deneyimi dijitalleşiyor ve kolaylaşıyor. Böylelikle tüketiciler ister hesaptan hesaba para transferi olsun, ister kredi başvurusu olsun, isterse de kredi kartı gibi başka bir finansman kaynağıyla ödeme olsun, nasıl ödeyeceklerine ilişkin daha fazla seçeneğe kavuşuyorlar. Visa, açık bankacılık alanında faaliyet gösteren finansal teknoloji kuruluşu Tink’i satın aldıktan sonra, Avrupa’da milyonlarca banka müşterisine yenilikçi finansal yönetim araçları sağlarken ödeme deneyimlerindeki pürüzleri de ortadan kaldırdı. Şirket şimdi bu yeni teknolojiyi A.B.D.’deki müşterilerine de sunmaya hazırlanıyor. 

    Visa Protect: Hesaptan Hesaba ödemelerde güvenlik katmanı 

    Visa ağı üzerinden her yıl geçen 200 milyardan fazla işlem üzerinde 500 farklı veri unsuru analiz edilerek olası sahtecilik teşebbüsleri gerçek zamanlı olarak önleniyor. Dünyanın dört bir yanındaki Gerçek Zamanlı Ödemeler (RTP) ağlarıyla çalışan Visa, 30 yıldır kullandığı Yapay Zeka alanında elde ettiği uzmanlıkla RTP ağlarında hesaptan hesaba ödemelerde sahteciliğin önlenmesini sağlıyor. Halen Latin Amerika pazarlarında uygulanan, İngiltere’de ise pilot çalışması bulunan hesaptan hesaba ödemelerde finansal kuruluşların daha önce tespit edemediği sahtecilik vakalarının %60’ı şimdiden bu sayede tespit edilmiş durumda.

    Verilerin Tokenize edilmesi 

    Son 10 yılda Visa, ödemeleri tokenize ederek ve hassas kart bilgilerini ödeme akışından çıkartarak ödemeler ekosistemine güvenlik kattı. Bugün dünya genelinde iş yerleri ve kart çıkartan kuruluşlar tarafından da geniş ölçekte benimsenen bu teknoloji sayesinde Visa tarafından gerçekleştirilen tüm işlemlerin %29’u tokenize edilmiş durumda. Yeni veri mevzuatları, tüketicilerin veri gizliliği uygulamalarına yol gösterirken ve üretken yapay zeka tüketicilerin internette yeni şeyleri keşfetme şeklini dönüştürürken Visa, ödeme verilerinin bu yeni ve iyileştirilmiş deneyimlerin sağlanmasında rol oynadığına ve tüketicilerin daha fazla söz hakkı olması gerektiğine inanıyor. Visa, tokenizasyon altyapısını kullanarak tüketicilere kendi verilerini kontrol etmeleri ve yapay zeka destekli daha iyi alışveriş deneyimleri elde etmeleri için yeni bir yol sunmayı hedefliyor. 

    Visa veri tokenleri, tüketicilerin online alışveriş yaparken banka veya hizmet aldıkları finansal kuruluşlara verilerinin paylaşımına izin vermelerini, daha sonra da kullandıkları bankacılık uygulaması üzerinden bu verilerin neresi ile paylaşıldığını ve gerek gördükleri takdirde verilerine erişimi iptal etmelerine olanak tanıyor. Veri tokenları ile Visa ve üye bankaları, üye işyerlerinin tüketicilerden alışveriş yaparken daha kişiselleştirilmiş teklifler almak için onay isteyebileceği bir alışveriş deneyimi de sağlayabiliyor. Tüketici kabul ederse, arka planda Visa üye iş yerine, tüketicinin işlem verilerine dayalı olarak yapay zeka tarafından oluşturulan içgörüleri de içeren özel bir veri tokenı iletir. Veri token’ı, alışveriş yapan tüketiciye gerçek zamanlı öneriler sunmak için satıcının yapay zeka altyapısıyla uyumlu kullanılabiliyor. Visa ayrıca verilerin nerede paylaşıldığını tespit etmek için veri token’ını tüketicinin bankasına ileterek, tüketicinin mobil bankacılık uygulamasında verilerin nerede paylaşıldığını kolayca inceleyebilmesine ve dilerse erişimi iptal etmesine de olanak sağlıyor. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Tüketicinin zihninde yer almanın yolu yerel zincirlerden geçiyor

    Tüketicinin zihninde yer almanın yolu yerel zincirlerden geçiyor

    Türkiye’nin en büyük süt ve süt ürünleri markalarından Teksüt, Türkiye Perakendeciler Federasyonu Ankara Şubesi tarafından 08 Mayıs’ta Hilton Garden Inn Gimat’ta gerçekleşecek etkinlikte yer alacak, Tematik Sponsor olarak destek verecek.

    Organize perakende sektörüne ürün ve hizmet sağlayan firmalarla yerel zincir marketleri bir araya getiren Yerel Zincirler Buluşuyor Yerel Zincirler Buluşuyor organizasyonunun Ankara etkinliği, 8 Mayıs 2024 tarihinde Hilton Garden Inn Gimat’ta, sektör paydaşlarını bir araya getirecek. Teksüt, etkinlik kapsamında ziyaretçilere üstün Teksüt lezzetini ve büyüyen ürün yelpazesindeki ürünlerini tanıtacak, yenilikler hakkında bilgi verecek.  

    Teksüt Satış Direktörü Murat Keleş üreten, ülkemize değer katan markaların yerel marketler aracılığı ile geniş kitlere ulaşmasını sağlayan perakende sektörünün buluşmalarına katılmaktan, destek vermekten mutlu olduklarını dile getirdi. Teksüt olarak her yıl düzenli bir şekilde yatırımlara devam ettiklerini, ürün gamını geliştirerek yeni ürünleri tüketicilerin beğenisine sunduklarını belirtti. Murat Keleş şöyle devam etti: “Hem yatırım hem de pazarlama çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Türkiye’de sofraların bir parçası olmak, beğenilen ve sevilen bir marka haline gelebilmek bizim için gurur verici. Her yaştan tüketiciye süt ve süt ürünlerini sevdirmenin yolunu arıyoruz. Kaliteden ödün vermeden sürdüğümüz çalışmaların sonucu sofralarda güvenle yer alabilmek oluyor. ”

    Yerel zincirler tüketiciyle bir araya gelmenin en önemli yollarından biri 

    Murat Keleş, Teksüt olarak hem Türkiye Perakendeciler Federasyonu’nun hem de  TPF tarafından düzenlenen Yerel Zincirler Buluşuyor etkinliklerinin takipçisi olduklarını vurguladı. Türkiye pazarında müşteriye ulaşmanın en önemli araçlarından birinin yerel zincirler olduğunun altını çizen Murat Keleş, bir markanın kaliteli ya da bilinir olmasının yeterli olmadığını aynı zamanda tüketici ile doğru kanallar üzerinden alışveriş içinde olması gerektiğini de paylaştı. Yerel zincirlerin  tüketicilerin zihnine ve sofrasına ulaşmanın en doğru yollarından biri olduğunu söyledi. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • GenAI, perakende sektöründe çalışma şekillerini ve tüketici ilişkilerini yeniden şekillendiriyor

    GenAI, perakende sektöründe çalışma şekillerini ve tüketici ilişkilerini yeniden şekillendiriyor

    Uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst & Young), tüketici ürünleri ve perakende sektörüne yönelik “Üretken yapay zekânın (GenAI) perakende ve tüketici ürünleri şirketlerinin çalışma şekillerini ve tüketicilerle ilişkilerini nasıl değiştirdiği” konusundaki yayınını yayımladı.

    Yayına göre, sektörde üretken yapay zekâya yönelik kullanım alanları hızla artarken, bir yandan da yapay zekâ tüketicilerin yaşamını ve alışveriş yapma biçimlerini her geçen gün daha fazla etkiliyor. Üretken yapay zekânın yakın gelecekte sektörde geniş bir yer kaplaması, çeşitli iş süreçlerine ve uygulamalara entegre olması bekleniyor. 

    EY’ın üretken yapay zekânın (GenAI) perakende ve tüketici ürünleri sektörü üzerine etkilerini ele alan yayınında, GenAI kullanımıyla şirketlerin ve tüketicilerin arasında oluşacak ortak noktalar ortaya koyuluyor. Öncelikle, pazarlama kampanyalarında ve tüketici deneyimlerini iyileştirmek amacıyla e-ticaret platformlarındaki sohbet robotlarında kullanılan GenAI, şirketler tarafından yönetim ve risk konularının belirgin olduğu alanlarda başlıca gereksinimleri karşılamak için de kullanılmaya başlandı. Ancak, tüketiciler üzerinde davranış değişikliğine yol açan bu teknoloji, perakende ve tüketici ürünleri şirketlerini değişime ve yeniliğe yönlendiriyor. 

    Birden çok alana entegre edilebilen GenAI’ın, pilot uygulamalarla birlikte potansiyel faydaları artıyor

    Yapay zekâ tabanlı EY Strategy Edge platformu, 2020 ile 2023 yılları arasında tüketici sektörü pazarında, 8 milyar doların üzerinde yatırıma tekabül eden 277’den fazla yapay zekâ ile ilgili anlaşmanın tespit edildiğini gösteriyor. Yayına göre, GenAI’ın gerçek gücü, şirketlerin kurumsal dönüşümlerinde kolaylaştırıcı olarak kullanıldığında ortaya çıkacak. Bu yönüyle GenAI, müşterilere ve çalışanlara aynı anda birden fazla alanda değer yaratabilecek yenilikçi deneyimler sunulmasına yardımcı olacak. 

     

    Liderler, GenAI uygulamalarını bir risk-ödül paradoksu olarak görüyor

    Liderler, GenAI uygulamalarının dönüştürücü gücünün ve somut fırsatlarının olduğu konusunda hemfikir ancak değer sağlamak için risk alınması gerektiğini düşünüyor.  Bu paradoksu çözmek için tüketici şirketlerinin, uygulama ve yönetim stratejilerini eş zamanlı ve birbirine bağlı olarak düşünmesi gerekiyor. GenAI araçlarının nerede ve nasıl konumlandırılacağı ve kullanılabileceği konusunda tutarlı ve uyarlanabilir bir yönetim çerçevesi geliştirilerek değer sağlanabilir.

    Bu doğrultuda, yapay zekâ stratejisini sürekli olarak gözden geçirmek önemli bir adım olarak ortaya çıkıyor. Ortak ilkelere dayalı bir yönetim yapısının kurulması ve sürekli olarak geliştirilmesi, tüketici şirketlerinin riski en aza indirmelerine imkân tanıyor. 

    GenAI, tüketiciyle ilişkileri değiştirecek yeni davranışları ortaya çıkaracak

    GenAI’ın iş dünyasındaki sonuçları kolaylıkla görülebilirken, yapay zekânın tüketici davranışları ve tüketicilerin şirketlerle etkileşimi üzerindeki etkisi çok daha derin olabilir. 

    Gelecekte, temel satın alma kararlarının yapay zekâ tarafından yönetileceği ve tüketicilerin, kendi yapay zekâ araçları aracılığıyla markalarla etkileşime gireceği öngörülüyor. Markalar tüketicinin güveneceği yapay zekâ destekli uygulamalara göre uyarlanmış GenAI araçlarını geliştirdikçe, D2C gibi iş modellerinin, AI2AI’a dönüşmesi bekleniyor. Burada başarılı olmak için; ürün, fiyat ve hizmette yüksek düzeyde kişiselleştirme ve müşteri segmentasyonunda geniş demografik gruplamalar yerine bireysel tüketiciler veya hane halkı düzeyinde öngörüler sağlamak markalar için daha önemli olacak. Ele alınması gereken bir diğer konu ise hayatını iyileştirmek için yapay zekâyı kullanmaktan aktif olarak kaçınan bir tüketici kitlesinin bulunması ihtimali. Bu tüketici kitlesi, fiziksel deneyimleri benimsemeyi ve kendi seçimlerini yapmayı tercih ederek, mümkün olan her yerde dijital etkileşimden kopmaya çalışabilir. Bu kitleye hizmet edebilmek adına fiziksel temas noktaları aracılığıyla güven oluşturmak için mevcutta uygulanan geleneksel gerçek ve duyusal deneyimlerinin devam etmesi önem taşıyor. 

    Bu sebeple, insani dokunuşların bulunduğu ve tüketici katılımını mümkün kılan GenAI araçlarını oluşturarak gerçek dünya deneyimi sunan perakendeciler rekabet avantajı sağlayabilir. GenAI aracılığıyla tüketici aşinalığı ve katılımı oluşturan, teknolojiyi yaşam tarzlarına daha fazla entegre eden ve yapay zekâ vasıtasıyla etkileşimi ve kişiselleştirmeyi yeniden şekillendirmeye başlayan markalar, gelecekte çok daha büyük avantaj elde edebilir. Markalar, tüketicilerle kurulan dijital ilişkiyi değiştirmek için bir plan oluşturulmalı, etkileşim kurma biçimini nihai olarak şekillendirmeli ve tüketiciye yönelik yapay zekâ teknolojisi keşfetmelidir. Verilen mesajlar, medya kullanımı, ürün ve hizmet sunumları farklı tüketici ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilerek yapay zekâ çözümleriyle yeniden tanımlanmalıdır.

    EY Türkiye Tüketici Ürünleri ve Perakende Sektörl Lideri ve Denetim Bölümü Şirket Ortağı Kaan Birdal, “Tüketiciler GenAI’ı ürün bulmak, sohbet robotlarından yararlanmak için kullanırken gelecekte hayatlarını daha da kolaylaştıran bir çözüm olarak benimseyecek. Bu nedenle şirketlerin tüketicilerin gelecekte yapay zekâyı nasıl ve nerelerde kullanacağını şimdiden değerlendirmesi ve buna göre senaryolar oluşturması gerekiyor. Öte yandan şirketler risk ve ödül paradoksunu iyi değerlendirmeli ve kendisini doğru konumlandırılmalı. Şirketlerin yapay zekâyı benimsemesi, tüketici davranışlarını da önemli ölçüde değiştirecek. Bu nedenle tüketici ürünleri ve perakende şirketlerinin, yapay zekâ konusundaki stratejilerini her açıdan değerlendirmesi ve en fazla değer katacak şekilde uygulamaya alması gerekiyor” dedi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • İyi bir iletişim yöntemiyle kriz fırsata dönüştürülebilir

    İyi bir iletişim yöntemiyle kriz fırsata dönüştürülebilir

     Markalar ve işletmeler için bir pazarlama yeri halini alan sosyal medya, marka-müşteri/tüketici ilişkisi için de hayli önemli bir yer haline geldi. İstinye Üniversitesi (İSÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aybike Serttaş, sosyal medyanın markalar için önemine değinerek “Herhangi bir içeriğin sosyal medyada ne kadar hızla yayıldığını görmek markalar için şaşırtıcıdır. Bazen bu hızlı yayılım marka için hiçbir ücret ödenmemiş bir viral reklama dönüşebilir. Bazen de bir kriz konusu haline gelebilir” dedi.

    Sosyal medya artık hem iş hem özel yaşamın bir parçası. Özellikle markalar ve işletmeler için de bir pazarlama yeri halini alan sosyal medyada, marka-müşteri/tüketici ilişkisi için de hayli önemli bir yere sahip. İstinye Üniversitesi (İSÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aybike Serttaş, sosyal medyanın markalar için önemine değinerek, sosyal medya platformlarında doğacak kriz iletişiminde izlenmesi gereken yollara dair görüşlerini paylaştı.

    “Eleştiriler marka ile tüketici arasında bir gerilim yaratmamalı”

    “Markaların rekabet, küresel pazarlar ve sosyal medya ile çevrilmiş gündemlerinde kriz konusu olmayan konular bile büyük sorunlara dönüşebiliyor” diyen Prof. Dr. Serttaş, sözlerine şöyle devam etti:

    “İşletmeler için günümüzde stratejik, empatik ve proaktif kriz yönetimi uygulamaları çok önemli. Sosyal medyada bir içeriğin oluşturulmasını veya yayılmasını engelleyemezsiniz. Herhangi bir içeriğin (profesyonel bir üretici tarafından tasarlanmadığı halde) ne kadar hızla yayıldığını görmek bu anlamda markalar için şaşırtıcıdır. Bazen bu hızlı yayılım marka için hiçbir ücret ödenmemiş bir viral reklama dönüşebilir. Bazen de kriz konusu haline gelebilir. Bir marka için ilk kural tüketici ile çatışmamasıdır. İkinci kural ise ‘asla sosyal medya üzerinden çatışmaması’dır. Gelen olumsuz yorumlar ve eleştiriler marka ile tüketici arasında bir gerilim yaratmamalı, marka temsilcileri hiçbir şekilde müşterileriyle çatışmaya girmemeli.”

    “Kriz fırsata dönüştürülebilir”

    Kriz olabilecek bir konunun iyi bir iletişimle viral bir reklama da dönüştürülebileceğini belirten Prof. Dr. Serttaş, şunları söyledi: “Olumsuz bir durumu uygun bir iletişimle pozitif bir olaya çevirebilirsiniz. Kısacası kriz fırsata dönüştürülebilir. Yaşanan olumsuz durum, müşteriden/tüketiciden gelen olumsuz bir eleştiri pozitif bir yaklaşım ile telafi edilebilir. Pek çok markanın bu tarz hamlelerle viral içerikler üretebildiğini ve tüketicilerinin/müşterilerinin kalbini kazanabildiğini biliyoruz. Günümüzde markaların yarışı tüketiciye rasyonel fayda sunmanın ötesinde müşteri/tüketici ile bir gönül bağı elde etmek üzerine. Bu nedenle kriz iletişimi markalar için oldukça önemli bir hale gelmiş durumda. İşletmeler için konu ile ilgili okumaları sıralayacak olursak; marka imajı stratejileri, itibar yönetimi ve kriz sonrası analiz konularını tavsiye edebilirim.”

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Dr. Öğr. Üyesi Cem Dinar: Tüketicilerin Şikâyeti Üreticiyi Daha İyisini Üretmeye Yöneltir

    Dr. Öğr. Üyesi Cem Dinar: Tüketicilerin Şikâyeti Üreticiyi Daha İyisini Üretmeye Yöneltir

    Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Cem Dinar, tüketicilerin haklarının korunmasının ancak tüketicilerin kanunla belirlenen haklarını bilmesi ve aramasıyla mümkün olabileceğini belirterek tüketici şikâyetlerinin, üreticileri daha kaliteli bir üretime yönelteceğini ifade etti.

    Gün geçmiyor ki bir ürün veya hizmetle ilgili memnuniyetsizliğimiz veya mağduriyetimiz olmasın. Bu mağduriyetlere karşı bizi koruyan yasalar bulunuyor. Her yıl 15-21 Mart tarihleri arasında değerlendirilen Tüketiciyi Koruma Haftası da, üreticiye ve tüketiciye, tüketici haklarını hatırlatmak üzere değerlendiriliyor. 

    Birleşmiş Milletlerin, 15 Mart 1985’te “Tüketici Evrensel Bildirgesi”ni ilan etmesiyle her yıl 15 Mart ile başlayan dönem Tüketiciyi Koruma Haftası olarak kutlanıyor. Türkiye’de ise tüketicinin korunmasına yönelik ilk olarak, 8 Mart 1995’te, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) yayımlandı ve üzerinde yapılan değişikliklerle 2013 yılında 6502 sayılı TKHK. ile son halini aldı. 

    En Çok Ayakkabılar Şikâyet Ediliyor

    Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre, 1995 yılından bugüne kadar, 28 yılda yaklaşık 17 milyon uyuşmazlık yargıya intikal etmeden tüketici hakem heyetleri tarafından karara bağlandı. Tüketici Hakem Heyetlerine 2023 yılında toplam 727 bin 630 adet başvuru yapılırken bunlardan 707 bin 814’üne ilişkin karar verildi. Tüketici hakem heyetlerince 2023 yılında karar verilen başvuruların toplam parasal değeri yaklaşık 3,9 milyar lira oldu.

    Toplam başvuruların yaklaşık yüzde 12,5’i (90 bin 918 adet başvuru) ayakkabıya ilişkin olarak gerçekleşti. Bunu yüzde 5,29 ile cep telefonu (38 bin 521) ve yüzde 5,26 ile kredi kartı üyelik ücretleri (38 bin 252) başvuruları izledi. Diğer şikâyet konuları ise yüzde 4,55 ile kıyafet (33 bin 93), yüzde 4,35 ile internet abonelikleri (31 bin 629), yüzde 3,98 ile mobilya (28 bin 952) ve yüzde 2,61 ile GSM aboneliği (18 bin 991) oldu.

    “Tüketici Bilinci Yaygınlaşmalı”

    15-21 Mart Tüketici Hakları Haftasına ilişkin açıklamalarda bulunan Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Cem Dinar, TKHK yayınlanmadan önce de, Borçlar Kanunu’ndaki düzenlemelerle, tüketicilerin haklarının korunduğunu anımsatarak bu kanunda da yine tüketicinin korunmasına ilişkin düzenlemeler olduğunu dile getirdi. Tüketicilerin aldıkları mal veya hizmetlerden kaynaklanan mağduriyetleri ve memnuniyetsizlikleriyle ilgili mutlaka şikâyette bulunmaları gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Dinar, “Tüketicilerin toplumsal bilincinin yaygınlaşması gerekmektedir. Bu sayede, kanunun uygulanması da daha iyi sonuçlar verecektir. Çünkü her başvuru sonucunda, mal ve hizmet sağlayıcıları, daha kaliteli ve nitelikli mal üretmeye ve hizmetler sağlamaya yöneleceklerdir. Dolayısıyla, Kanun’un tüketicileri koruması, ancak onların haklarını bilmesi ve aramasıyla korunabilecektir” dedi. 

    Şikâyet Başvurusu Ücretsiz

    Tüketicinin herhangi bir mağduriyetinin olması durumunda “Tüketici Hakem Heyeti” veya “Tüketici Mahkemelerine” başvurabileceğine işaret eden Dinar, bu başvurulardan ücret alınmadığını anımsattı. Şikâyet başvurularının, Heyet’e yapılması halinde, başvuru tarih ve sırasına göre en geç üç ay içinde görüşülüp, karara bağlanacağına; Mahkeme’ye dava açılması halinde ise, yine başvuru tarih ve sırasına göre 6 ay içinde karara bağlanacağına işaret eden Dr. Dinar, süreçle ilgili şu bilgileri verdi: 

    . Tüketici Hakem Heyeti’ne başvuru, ikametgâhınıza yakın heyete şahsen veya e-devletten yapılabiliyor.

    . Başvuru sırasında dilekçenize ek olarak, fatura, fiş, inceleme raporu gibi belgeler ibraz edilmeli.

    . Tüketici Hakem Heyetleri’ne yapılacak başvurularda, Büyükşehir statüsünde olan illerde, değeri 6 bin 920 Türk Lirası’nın altında bulunan uyuşmazlıklarda İlçe Tüketici Hakem Heyetleri, yine Büyükşehir statüsünde olan illerde, değeri 6 bin 920 Türk Lirası ile 10 bin 390 Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri ve Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerinde ve bağlı ilçelerde değeri 10 bin 390 Türk Lirası’nın altında bulunan uyuşmazlıklarda, İl Tüketici Hakem Heyetleri görevlidir. Ancak, bu yerlerden alınan sonuçlara rağmen, tüketici, bu uyuşmazlığı Tüketici Mahkemeleri’ne de götürebilir. 

    . Belirtilen miktarların üzerinde bir uyuşmazlık söz konusu ise tüketici, doğrudan Tüketici Mahkemeleri’ne başvurabilir. Açılan dava, başvuru tarih ve sırasına göre en geç altı ay içinde karara bağlanır.

    Tüketicinin Sahip Olduğu Haklar

    Dr. Öğr. Üyesi Cem Dinar, tüketicinin sahip olduğu hakları ise şöyle sıraladı:

    . Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

    . Satılanı alıkoyup, ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

    . Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

    . İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli (başka bir malla) ile değiştirilmesini isteme.

    . Tüketici, onarım ve malın ayıpsız bir başka malla değiştirilmesi haklarını, üretici veya ithalatçıya karşı da kullanabilir.

    . Türk Borçlar Kanunu’nda da benzer seçimlik haklar bulunuyor ve tüketici bunları kullanabiliyor. 

    . TKHK’nın 15. maddesinde düzenlenmiş olan seçimlik haklara göre de tüketici, hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme haklarından birini kullanabilir. 

    . Tüketici bu haklara ek olarak Türk Borçlar Kanunu uyarınca tazminat da talep edebilir.

    . Bütün bunların dışında, tüketici yedi gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin veya ceza ödemeksizin cayma hakkını kullanabilir. Eğer söz konusu ürün tüketici kredi sözleşmesi ise cayma hakkındaki süre on dört gündür. 

    . Tüketici ile yapılan sözleşmede haksız şartlar söz konusuysa, sözleşme, haksız şartlar olmaksızın geçerli olur. 

    . Sözleşme şartlarının, tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dille ifade edilmiş olması gerekir. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Sürdürülebilir enerji dönüşümü için tüketicilerin bakış açısını değiştirecek eylemler gerekiyor

    Sürdürülebilir enerji dönüşümü için tüketicilerin bakış açısını değiştirecek eylemler gerekiyor

    Uluslararası danışmanlık şirketi EY (Ernst & Young) Türkiye’nin ‘Enerji Dönüşümü Tüketici İçgörüleri Raporu’na göre; enerji tüketicilerinin %65’i sürdürülebilir enerji yöntemlerini biliyor ancak %70’i bu konuda daha fazla zaman veya para harcamak istemediğini belirtiyor. Bu doğrultuda, mevcut ilgiyi eyleme dönüştürmek için tüketicinin bakış açısını değiştirmek ve tüketiciyi yönlendirmek gerekiyor.  

    EY (Ernst & Young) Türkiye’nin ‘Enerji Dönüşümü Tüketici İçgörüleri Raporu’na göre, dünya çapında karbon emisyonunun azaltılması veya karbondan arınma hedeflerine ulaşabilmesi için 10 yıl içinde değişimin gerçekleşmesi ve bir an önce harekete geçilmesi gerekiyor. Dünyanın temiz enerjiye ulaşabilmesi için tüketicilerin bu konuda adım atması gelecek için belirleyici bir faktör, ancak tüketici bu konuda isteksiz. EY raporu; tüketicilerin sürdürülebilir enerjiye olan ilgileriyle bu ilgiyi harekete geçirme konusundaki isteksizliklerine neden olan başlıkları ortaya koyuyor. Buna göre, tüketicinin enerji deneyiminde beklediği uygun fiyat, erişilebilirlik ve caziplik gibi üç temel başlığı enerji şirketlerinin ele alması gerekiyor.

    Tüketiciler enerji tüketimi ve deneyiminde üç temel başlığa odaklanıyor

    Araştırma sonuçları, enerji dönüşümünün tüketicilerin %70’inin davranışlarını değiştirmesiyle mümkün olacağını gösteriyor. Tüketicilerin doğrudan evde enerji dönüşümünü sağlayıp, bunu çevresinde de değiştirmesi önemli. Çoğu tüketici bu konuda ellerinden geleni yaptığını düşünüyor, ancak eylemler sürdürülebilir enerji için henüz yeterli değil. 

    Ankete katılanların %65’i sürdürülebilir enerji yöntemlerinin farkında, ancak %70’i bunun için daha fazla zaman veya para harcamak istemediğini söylüyor. Bu da tüketicilerin şu ana kadar gösterdiği çabanın karşılığını almakta zorlandığını gösteriyor. Tüketiciler mevcut enerji tüketimi ve deneyiminin; uygun fiyat, erişilebilirlik ve caziplik olmak üzere üç temel başlığı karşılamadığını belirtiyor. 

    Temel başlıklar geleceğe ışık tutuyor

    Araştırma; ekonomik enerji fiyatlarının tüketicinin finansal refahını ve yaşam tarzını nasıl etkilediğini ortaya koyuyor. Buna göre; tüketicilerin %67’si faturalarda %10’luk artışı kaldıramayacağını, %30’u enerji kaynaklarının uygun fiyatlı kalacağından emin olmak istediğini belirtiyor. Tüketicilerin üçte ikisi ise önümüzdeki üç yıl içinde çatı üstü güneş enerjisi veya elektrikli araçlar gibi yeni nesil enerji ürünlerine yatırım yapmayı henüz planlamadığını söylüyor.

    Enerjiye erişilebilirliğin ötesinde sürdürülebilir enerji konusundaki eğitimi, farkındalığı, tercihleri, verileri ve içgörüleri kapsadığını gösteren araştırmada; tüketicilerin %26’sı yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik gibi konularda iyimserken, %33’ü yeni enerji çözümlerine 2-3 kat daha az yatırım yapabileceklerini, %18’i ise satın alım ve kurulumun kolaylığına bağlı olarak enerji ürünlerini değiştirebileceğini söylüyor.

    Rapora göre; tüketicilerin %77’si enerji şirketlerinin üst düzey ürün ve hizmetlerin yanı sıra düşük maliyetli enerji seçenekleri sunmasını beklerken, %67’si kişiselleştirilmiş enerji çözümleri talep ediyor. %70’i ise aboneliğe dayalı enerji faturası seçeneklerini tercih ettiğini söylüyor.

    Sonuç olarak; enerji şirketleri bu konuda daha çok dikkat çeken ve teşvik edici yeni çözümler geliştirmesiyle sürdürülebilir, daha verimli ve daha uygun maliyetli bir enerji sistemini daha hızlı oluşturma şansı doğacak. Bu konuda önemli adımlar atarak pazarda güvenilir bir yer edinecek olan enerji şirketleri, yeni enerji çözümlerinin potansiyeli konusunda oldukça heyecanlı olan ve çözüm bekleyen tüketicilerin değişimini hızlandırabilir ve ekonomik refah için yeni fırsatlar sunabilir. Öte yandan tüketiciler; kâr amacı gütmeyen kuruluşların ve toplulukların, güneş enerjisi şirketlerinin, perakende sektörünün ve online alışveriş sitelerinin enerji dönüşümü yönündeki çözümlerini dikkate alıyor ve bunların aksiyonlarından etkileniyor. 

    Tüketici alışkanlıklarının ve eylemlerinin, sürdürülebilir enerji dönüşümü konusunda başarı elde edilmesi için itici güç olacağını belirten EY Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı ve Sektörler Lideri Ateş Konca ilgili araştırmayla ilgili şunları söyledi:

    “Raporda, sürdürülebilir enerjiye geçiş konusunda tüketicilerin henüz yeterli düzeyde istekli olmadığı ortaya çıkıyor. Tüketicilerin sadece %30’unun sürdürülebilir değişiklikler için aksiyon almaya istekli olduğu görülüyor. Tüketicinin bu yetersiz ilgisi ve enerji dönüşümüne yönelik kararsızlığı devam ederse, sürdürülebilir enerjiye geçiş çok yavaş ilerleyecek. Bu dönüşümü hızlandırmak için; enerji geçişinin arz tarafı hızla gelişirken, sürdürülebilir tüketici davranışını da nasıl dahil edileceği ve etkinleştireceği konusunda temel bir değişime yönelinmeli. Bu yüzden, enerji şirketlerinin atacağı büyük adımlarla birlikte tüketiciyle ilişki yeniden kurulmalı, tüketici etkileşimleri ve gelişimleri hızlandırılmalıdır. Ekosistemin mevcut tüm kaldıraçları kullanılıp devletle ve diğer tüm paydaşlarla birlikte çalışılarak tüketicilere enerji dönüşümü yolunda rehberlik edilirse, sürdürülebilirlik yolunda enerji dönüşümü daha hızlı şekillendirilebilir

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • 1 milyona yakın cihazı tüketicilerle buluşturan HUAWEI Online Mağaza 4.yaşını kutluyor

    1 milyona yakın cihazı tüketicilerle buluşturan HUAWEI Online Mağaza 4.yaşını kutluyor

    HUAWEI akıllı telefonlar, tabletler, dizüstü bilgisayarlar ve diğer ürünlerin tüketiciyle buluşmasını sağlayan HUAWEI Online Mağaza, Mart 2020’de Türkiye’de faaliyete geçmişti. HUAWEI Online Mağaza 4’üncü yaşını büyük bir çekiliş kampanyası ile kutluyor.

    4 yıldır teknoloji severlerin adresi olmayı sürdüren HUAWEI Online Mağaza, açıldığı günden bu yana 1 milyona yakın ürünü tüketicilerle buluşturdu. HUAWEI’in 600’e yakın farklı ürün modelinin satışa sunulduğu platform, her gün 10 bini kadın kullanıcılar olmak üzere, toplam 30 bine yakın kişi tarafından ziyaret ediliyor. HUAWEI Online Mağaza müşterilerinin yarıdan fazlasını 34 yaş ve altındaki ziyaretçiler oluşturuyor.

    Huawei Türkiye Tüketici Elektroniği Grubu Ülke Müdürü Allen Yao konuya ilişkin mesajında, “Huawei olarak her zaman tüketicinin ihtiyaçlarını gözettik ve ürünlerimizi kullanıcılarımızın geri bildirimleri doğrultusunda geliştirdik. Online Mağaza’mızın 4 yılda kat ettiği mesafe ve elde ettiği başarılar, bu tutumumuzda ne kadar haklı olduğumuzu gösterir nitelikte. Huawei gerek ihtiyaçlar gerek finansal konular olsun her zaman tüketiciden taraf oldu ve olmaya devam edecek. Bunu yalnızca ürünlerimizin benzersiz kullanımları ve teknolojileriyle değil, ürünlerimizi sunma şeklimiz, yarattığımız avantajlar ve kampanyalar ile de her zaman gösterdik. Türkiye’deki tüm kullanıcılarımıza, bize güvendikleri için teşekkür ederim” açıklamasında bulundu.

    4. yıla özel büyük çekiliş

    Ziyaretçilerinin yoğun talebine kayıtsız kalmayan HUAWEI Online Mağaza, dördüncü yaşını sürpriz hediyeler kazanma fırsatı sunan özel bir çekilişle kutluyor.

    5 – 31 Mart 2024 tarihleri arasında HUAWEI Online Mağaza’dan alışveriş yapan herkes, her 1.000 TL değerindeki harcaması için 1 çekiliş hakkı kazanıyor. Alışveriş tamamlandıktan sonra çekilişe katılmak için bağlantıdaki sayfada bulunan bilgilerin eksiksiz olarak doldurulması gerekiyor:

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Pepsi, yeni görünümüyle spor, müzik ve oyunlarda heyecan dolu ve kültür odaklı deneyimler sunacağı yeni ve dinamik bir döneme adım atıyor.

    Pepsi, yeni görünümüyle spor, müzik ve oyunlarda heyecan dolu ve kültür odaklı deneyimler sunacağı yeni ve dinamik bir döneme adım atıyor.

    Pepsi, yeni görünümüyle spor, müzik ve oyunlarda heyecan dolu ve kültür odaklı deneyimler sunacağı yeni ve dinamik bir döneme adım atıyor.

    Pepsi’nin yeni görünümü bugün tüm dünyaya duyuruldu ve 120’den fazla pazarda on dört yıl sonra ilk kez değişen global tasarım, dünyanın ikonik noktalarında yerini aldı. Değişimi kutlamak için Pepsi®’nin küre logosunu içeren dijital enstalasyonlar her konum için yeniden tasarlandı. Dünyanın önemli noktaları elektrik mavisi ve siyahın ihtişamıyla markayı yeni çağına taşıyan yeni Pepsi görsel kimliğiyle donatıldı.

    Londra’da, şehrin doğusundaki O2 arenasının yanında, markanın uluslararası müzik etkinliklerine verdiği köklü desteğe uygun bir Pepsi® dijital enstalasyonu uygulandı.  Dev bir Pepsi® kutusu suda yükselirken dronların dinamik bir kompozisyon ile gökyüzünde oluşturduğu görkemli bir ışık gösterisi ona eşlik etti.

    Varşova, Polonya ve Ho Chi Minh, Vietnam’da her biri 70’in üzerinde balondan oluşan dev bir Pepsi® logosu gökyüzünde belirdi. 

    Pepsi ayrıca Mısır’daki Nil Nehri’nde ve Ain Dubai’de her biri son teknolojiden yararlanan ve tüketicilere deneyimleyebilecekleri yenilikçi aktivasyonları sunan geniş çapta gösteriler düzenlendi. 

    Pakistan’daki Kaddafi Kriket Stadyumu’nda ise dev bir Pepsi® kutusunun maçın ortasında yere indiği görüldü ve izleyen kalabalığın sesi duyuldu.

    Pepsi’nin marka geçmişinden özenle miras alınan logo ve görsel kimlik, modern detayları bir araya getirerek Pepsi’ye özgü son derece güncel ve kendini tam olarak yansıtan bir görünüm kazandırıyor. Güncellenen renk paletinde klasik Pepsi renk şemasına kontrast, canlılık ve çağdaş bir hava katmak için elektrik mavisi ve siyah kullanıldı. İmza niteliğindeki Pepsi nabzı, Pepsi-Cola’nın “dalgalanmasını, baloncukların çıkışını ve köpürmeyi” çağrıştırarak müziğin ritmine, kalabalıkların tezahüratlarına, kültürün kalp atışına göre hareket kazanıyor. İlk olarak ABD’de tanıtılan yeni görsel kimlik ve logo, şu anda dünya çapında 120’den fazla ülkede dijital deneyimleri ve perakende faaliyetlerini kapsayan farklı tüketici temas noktalarında tüketiciyle buluşturuluyor.

    Bugünkü global etkinlikler, Pepsi’nin tasarım, hikaye anlatımı ve iş ortaklıkları alanlarında başlatacağı yeni ve cesur döneminin ilk adımları niteliğinde. 2024 yılında da hayranlarının isteklerini yaşama arzusuna derin bağlılığını sürdüren Pepsi, markanın “Thirsty for More” felsefesi kapsamında sunacağı benzersiz deneyimlerle kültürü ileriye taşımaya devam edecek. Bu motto, insanların beklenmeyen, heyecan verici deneyimlere karşı duyduğu istek ve daha fazlasını yapma arzusunu desteklerken, yaşamdan keyif alma peşinde koşup engellere meydan okuyan herkese cesaret veriyor. 

    PepsiCo İçecek Kategorisi Kıdemli Pazarlama Direktörü Aslı Önder şunları söyledi: 

    “Gerçekleştirdiğimiz görsel kimlik değişikliğiyle, hedef kitlemizin her zaman yeni deneyimler yaşama hevesine ve bu amaca hizmet eden ‘Thirsty for More’ marka platformuna Pepsi’nin nasıl hayat verdiğini göstermek istedik.

    Bu değişimi tanıtmak için ikonik mekanlardaki enstalasyonlardan daha iyi bir yol düşünemiyoruz. Biz her zaman tüketicilerine keyifli anlar yaşatmak isteyen cesur bir marka olduk. Yeni görsel kimliğimiz;  cesur, kendinden emin, modern ve ikonik özellikler taşıyor. Tüketicilerimiz, sevdikleri harika tadın keyfini, müzik, spor, oyun ve kültür alanlarında sunduğumuz etkileyici ve eğlenceli deneyimlerle daha fazla çıkaracak.

    Tasarım sürecinin bir parçası olarak, dünya çapında tüketicilerimizden Pepsi logosu çizmelerini istedik ve çoğunluk Pepsi yazısını küremize dahil etti.  Marka isminin ve kürenin son on dört yıldır bir arada olmadığını göz önüne alındığımızda, bu bizim için dikkate değer sonuç oldu. Yeni görünümümüzü gözden geçirirken, marka tarihimize duyduğumuz derin sevgiye yanıt verdik ve bu nostaljik ifadeyi güçlü ve modern bir dokunuşla sunduk.

    2024 bizim için heyecan verici bir yıl olacak. Kültürle aynı hızda hareket etmeye devam edeceğiz ve insanların isteklerine yenilikçi ürünler ve ikonik iş birlikleriyle yanıt vereceğiz. 2024 yılında da Uraz Kaygılaroğlu ile 2022 yılında başladığımız iş birliğimize devam edeceğiz ve Uraz’ı birbirinden keyifli Pepsi reklam filmlerinde göreceğiz.”

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Geleceğin alışverişi sanal gerçeklikte olacak!

    Geleceğin alışverişi sanal gerçeklikte olacak!

    Sanal gerçeklik (VR) teknolojisi e-ticaret deneyimini dönüştürüyor…

    Çevrimiçi alışverişin yüksek seviyeye ulaşmasında pandeminin büyük etkisinin olduğunu dile getiren uzmanlar, yaşanan bu hızlı büyümenin pandeminin toplumsal etkisinin azalmaya başladığı günümüzde ve ileride de devam edeceğinin öngörüldüğünü söylüyor.

    Perakende e-ticaret sektörünün sanal gerçeklik teknolojisi tabanlı çözümlerden çeşitli şekillerde yararlandığını anlatan Nöropazarlama Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Selami Varol Ülker, “Sanal gerçeklik (VR) teknolojisinin yaygınlaşması ve ilgili cihazların görece daha kolay erişilebilir hale gelmesi dijital ortamda yapılan alışveriş için de yeni olanaklar sunuyor.” dedi.

    Üsküdar Üniversitesi Nöropazarlama Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Selami Varol Ülker, dijital platformların tüketici davranışlarına etkisini değerlendirdi.

    Perakende satışlar, geleneksel alışveriş kanallarından dijital ve çevrimiçi kanallara kaydı

    Günümüzde perakende satış faaliyetlerinin geleneksel alışveriş kanallarından dijital ve çevrimiçi kanallara kaydığını kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Selami Varol Ülker, “2026 yılında e-ticaretin tüm perakende satışlarındaki payı yüzde 24’e gelecektir. Çevrimiçi alışveriş penetrasyonunun bu yüksek seviyeye ulaşmasında pandemi dönemi göz ardı edilemeyecek bir etki yaratmıştır.” dedi.

    Pandemi döneminde yaşanan hızlı büyümenin devam edeceği öngörülüyor 

    Pandeminin küresel çapta kendisini gösterdiği 2020 yılının ilk çeyreğinde ABD’de e-ticaret alanında geçmiş 10 yılda yaşanılan kadar büyüme sağlandığını kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Selami Varol Ülker, “Bununla beraber pandemi dönemiyle yaşanan bu hızlı büyümenin pandeminin toplumsal etkisinin azalmaya başladığı günümüzde ve ileride de devam edeceği öngörülüyor.” diye konuştu.

    Sanal gerçeklik (VR) teknolojisi alışveriş için yeni olanaklar sunuyor

    Bugün çevrimiçi alışveriş alanındaki öncü teknolojinin sanal gerçeklik teknolojisi olduğunun iddia edilebileceğini dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Selami Varol Ülker, şunları anlattı:

    “Perakende e-ticaret sektörü sanal gerçeklik teknolojisi tabanlı çözümlerden çeşitli şekillerde yararlanabiliyor. Web siteleri gibi artık geleneksel hale gelmiş 2 boyutlu dijital ortamların yanında sanal gerçeklik (VR) teknolojisinin yaygınlaşması ve ilgili cihazların görece daha kolay erişilebilir hale gelmesi dijital ortamda yapılan alışveriş için de yeni olanaklar sunuyor.

    Sanal gerçekliğin iş hayatında varlık gösterdiği uygulama alanlarından biri alışveriş ve özellikle perakende olarak kabul ediliyor. Tüketicilere daha ilgi çekici bir alışveriş tecrübesi sağlamak, satışa giden süreçleri etkin yönetmek hem kurum hem de müşterinin zamandan ve paradan tasarruf etmesini sağlamak, marka bilinirliğini ve sadakati arttırmak sanal gerçekliğin öne çıkan fırsatları olarak sıralanabilir.”

    Giyim, mobilya ve ev dekor sektörleri yeni teknolojileri e-ticarette kullanıyor

    Dr. Öğretim Üyesi Selami Varol Ülker, 2027 yılında 2 milyar 593 milyon kullanıcıya söz konusu teknolojilerin ulaşacağı yönündeki öngörünün, perakende sektöründeki büyük şirketlerin alana yaptıkları yatırımı doğrular nitelikte olduğunu anlatarak, “Bu yüksek penetrasyon oranlarının da desteğiyle küresel çapta perakende de sanal gerçeklik pazarının 2028 yılında 5 milyar 455 milyon dolarlık bir değere ulaşması öngörülüyor. Özellikle giyim, mobilya ve ev dekor sektörlerinin önde gelen şirketleri yaptıkları yatırımlar ile bu yeni teknolojilerin e-ticarette kullanımının arkasındaki itici güç oldular.” dedi.

    Çevrimiçi alışveriş yapan tüketiciler için üç boyutlu ve interaktif ürün görselleştiriliyor

    Forbes dergisinde 2020 yılında çıkan makalede sanal gerçeklik teknolojisinin, web siteleri gibi geleneksel çevrimiçi ortamların sağlayamadığı şekilde bir ürünün müşteri için uygun boyut ve stilde olup olmadığına dair karar verme imkânı sunabildiğinin altını çizdiğini hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Selami Varol Ülker, “Gitgide artan sayıda perakende şirketi, çevrimiçi alışveriş yapan tüketiciler için üç boyutlu ve interaktif ürün görselleştirmesinden faydalanıyor. Her ne kadar 3 boyutlu sanal gerçeklik uygulamalarının etkisini ölçümleme ve 2 boyutlu dijital mecralarla kıyaslama iddiasına öncülük eden çalışmaların sonuçları tutarlılık göstermese de yakın zamanlı çalışmalar söz konusu teknolojilerin gelişimi ve gündelik hayata penetrasyonu gibi bağlamsal değişimler sayesinde sanal teknolojilerin öne çıktığını vurguluyor.” diye anlattı.

    Sanal gerçekliğin tüketici davranışına etkisi bilgi vericilik ve eğlenebilirlik boyutlarında

    Dr. Öğretim Üyesi Selami Varol Ülker, sanal gerçeklik teknolojisi tabanlı çözümlerin geleceğin alışveriş ekosisteminde, alışveriş deneyimini gerçek mekânda yapılan alışverişin ötesinde zenginleştirebileceğinin belirtildiğini anlatarak, “Sanal teknolojilerin tüketici davranışlarına yönelik etkileri konusundaki araştırmaların bir başka uzlaşma alanı da tüketicilerin sanal teknolojilere atfettiği değerlerdir. Geçmiş çalışmalar 3 boyutlu sanal gerçekliğin tüketici davranışına etkisi konusunda bilgi vericilik ve eğlenebilirlik boyutlarının öne çıktığını gösteriyor. Bu boyutların hedonik ve faydacı alışveriş değerleriyle örtüştüğü görülüyor.” dedi.

    Hedonik ve faydacı tüketimin gelişmekte olan çevrimiçi teknolojilerdeki yansımaları…

    Perakende ortamında tüketicilere sunulan hayal tatmini, özgürlük algısı, duyusal deneyim ve olumlu duyguların tümünün yüksek bir hedonik alışveriş değeri sağlarken faydacı alışveriş değerinin ise daha çok bilişsel olarak yönlendirilen tüketimle ve tüketimin işlevsel sonuçlarıyla ilgili olduğunun görüldüğünü de anlatan Dr. Öğretim Üyesi Selami Varol Ülker, “Hedonik ve faydacı tüketimin gelişmekte olan çevrimiçi teknolojilerdeki yansımaları da güncel akademik çalışmalara konu olmuştur. Tüketicilerin VR ortamlarından keyif alma ve hedonik deneyimler gibi olumlu duygusal süreçler yaşamakta oldukları bulgusuna ulaşmışlardır. Bununla birlikte, VR ortamının çekici vizyonlarla ürünün yerini belirleme kolaylığı ve zamansal kazanç sunması gibi verimlilikleri barındırması, faydacılık düzeyini olumlu yönde etkileyebileceği sonucunu da ortaya çıkarmaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı