Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Backlink paketleri

Hacklink Panel

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink

betzula

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Eros Maç Tv

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink satın al

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

deneme bonusu

Hacklink panel

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

Illuminati

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

interbahis

Masal oku

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

alobet

Hacklink

Hacklink

Hacklink

anadoluslot

Hacklink panel

Postegro

Masal Oku

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

sezarcasino

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Buy Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Masal Oku

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

หวยออนไลน์

Hacklink

Hacklink satın al

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu

deneme bonusu veren siteler

Hacklink Panel

scam clickbait

cloaking

cloaks content scam

impersonates doeda fake page

Jasminbet

marsbahis giriş

marsbahis giriş telegram

meritking giriş twitter

casibom

Brain Savior Review

betlike

Etiket: Üretim

  • Tütün sektörü 2024 yılında 1 milyar dolar ihracat hedefliyor

    Tütün sektörü 2024 yılında 1 milyar dolar ihracat hedefliyor

    Türkiye’nin geleneksek ihracat sektörlerinden tütün ve tütün mamulleri sektörü, 2023 yılında 922 milyon dolar olan ihracatını 2024 yılında 1 milyar doların üzerine çıkarmayı hedefliyor.

    2023 yılında 50 milyon kilo Türk tipi oryantal tütün, 20 milyon kilo Virginia tipi, 1 milyon kilo burley tipi tütün üretim rakamına ulaşan Türk tütün sektörü, 2024 yılında üretimini de 80 milyon kiloya çıkarmak için harekete geçti.

    Ege Tütün İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Celal Umur, tütün üretiminin artmasıyla uyumlu olarak 1 milyar dolar ihracat hedeflediklerini dile getirdi.

    Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nin 2023 yılı olağan mali genel kurul toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevaplayan Umur, “2023 yılında tütün sektöründe üretici sayısının artmasına rağmen hava koşulları müspet gitmediği için üretim rakamlarında beklenilen oranda artış olmadı. 2024 yılında üretim arttığı takdirde ihracatımızda 1 milyar dolar hedefini yakalayacağımıza inanıyoruz. 2024 yılının ilk çeyreğinde ihracatımız yüzde 4’lük artışla 211 milyon dolardan 219 milyon dolara çıktı” diye konuştu.

    Türk tütünü dolar bazında yüzde 30 arttı rekabetçiliğimizi kaybetmemeliyiz

    Türkiye’de tüm tarım ürünlerinde girdi maliyetlerinde büyük artışlar olduğunun altını çizen Başkan Umur, şöyle konuştu; “Biz son yıllarda Türk tütününü dolar bazında yüzde 30 daha fazla bir tutara ihraç etmek durumunda kaldık. Bu da yurt dışındaki kullanan şirketlerde bu artış devam edecekse biraz kullanımı azaltmalıyız diye bir öngörüye yol açabilir onun için bizim rekabetçi olmamız gerekiyor rekabetçi kalabilir isek ben oryantal tütünde de önümüzdeki birkaç sene mevcut rakamları koruyabileceğimi inanıyorum. Fiyatlarımızı dolar bazında arttırmak zorunda kalırsak bir noktadan sonra rekabetçiliğimizi kaybedeceğiz. Oryantal tütün sigara harmanlarında yerini daha ucuz tütünlere kaybedecektir.”

    Virginia tütünde 30 milyon kilo, burley tütünde 6 milyon kilo üretim hedefliyoruz

    Türkiye’de üretilen tütün mamullerinde yerli tütün kullanım oranının bu sene yüzde 25’e, önümüzdeki yıl yüzde 30’a geleceği bilgisini paylaşan Umur, “Türkiye’de büyük yapraklı tütün üretiminin bu gerekçelerle daha da artmasını bekliyoruz. 2023 yılında 20 milyon kilograma ulaşan Virginia tipi tütün üretiminin 2024 yılında 30 milyon kiloya, 1 milyon kilogram olan burley tipi tütün üretimin 2,5 milyon kiloya çıkacağını öngörüyoruz. Burley tipi tütün üretim projesi daha yeni bir proje burley üretimimizin önümüzdeki yıllarda 6 milyon kilograma çıkacağını göreceğiz” şeklinde konuştu.

    Rusya ve Ukrayna’daki tütün mamulleri üretimi Türkiye’ye kayabilir

    Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki Rusya-Ukrayna savaşının Türkiye’nin tütün mamulleri ihracatına pozitif yansımaları olacağına ilişkin ipuçları olduğunu paylaşan Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Ömer Celal Umur, Rusya’da ve Ukrayna’da olan üretimlerin bir kısmının önümüzdeki süreçte Türkiye’de yapılabileceğini, bu gelişmenin Türkiye’nin tütün mamulleri ihracatının artmasını beraberinde getireceğini vurguladı.

    İşçilik maliyetlerindeki artış oryantal tütünde rekabetçiliğimizi zorluyor

    Oryantal tütün üretiminde Türkiye’nin klasik rakiplerinin Bulgaristan, Yunanistan ve Makedonya olduğu bilgisini veren Umur, “Bu ülkelere göre günümüzde rekabetçi durumdayız. Fakat oryantal olmayan daha az işçilikle, mekanizasyonla yapılan tütün cinslerine göre rekabetçi değiliz. İşçilik maliyetlerinin artması ve oryantal tütünün verimin az olmasıyla rekabetçiliğimizi olumsuz etkiliyor. Bir örnek vermek gerekirse; 10 dönüm bir araziye Ege tütünü ekerseniz aşağı yukarı 1 ton alıyorsunuz. Aynı büyüklükte bir araziye büyük yapraklı Virginia tipi tütün diktiğinizde 3 ton alıyorsunuz. Virginia tipi tütünün toplaması da kırması da hem mekanik olarak yapılabiliyor hem de daha kolay. Bu da Türk tipi tütünün rekabetçiliğini olumsuz etkiliyor” diyerek sözlerini noktaladı.

    Ege İhracatçı Birlikleri’nde yapılan Ege Tütün İhracatçıları Birliği 2023 yılı mali genel kurul toplantısında, 2024 yılı iş programı kabul edilirken, 2024 yılı bütçesi 37 milyon 100 bin TL olarak karara bağlandı.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • BANTBORU 2022 Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı

    BANTBORU 2022 Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı

    Çevre, toplum ve ekonomi üçgeninde sürdürülebilirlik odağını, işinin ayrılmaz bir parçası olarak gören BANTBORU, katılımcısı olduğu, dünyanın en büyük küresel sürdürülebilirlik inisiyatifi UN Global Compact’in (UNGC) İlerleme Bildirim Raporlaması (COP) ana hatları uyarınca hazırladığı 2022 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınladı. 

    50 yılı aşkın geçmişiyle otomotiv ve soğutma ürünleri endüstrilerinde önem taşıyan boru sistemlerinde dünyanın en önemli 5 üreticisinden biri olarak dünyada üretilen her 100 araçtan 4’ünün kritik sistemlerinde ürünleriyle yer alan ve küresel otomotiv pazarındaki payını 2025 yılı sonuna dek ikiye katlamaya hazırlanan BANTBORU, 2022 yılına ait Sürdürülebilirlik Raporunu yayınladı. Rapor içeriği, şirketin katılımcısı olduğu UN Global Compact’in (UNGC) Şirketler için İlerleme Bildirimi Raporu (COP) ana hatları ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) referans alınarak, PRactice Communication Management desteğiyle hazırlandı.

    Gebze Organize Sanayi Bölgesi ve İzmit Köseköy’de yer alan 3 üretim tesisinde, yaklaşık 15 bin metrekare çatı alanı üzerine kurulu güneş enerji santrali sistemiyle 2022 yılında yenilenebilir kaynaklardan 3 MW elektrik üretimi gerçekleştiren BANTBORU, üretim faaliyetlerindeki enerji tüketiminde doğal kaynaklardan yararlanmaya devam ediyor. 2022 yılında 2021’e oranla üretim birimi başına elektrik tüketiminde yaklaşık yüzde 7, doğal gaz tüketiminde yaklaşık yüzde 6, su tüketiminde de yüzde 8’in üzerinde azalma sağlayan BANTBORU, üretim birimi başına tehlikeli ve tehlikesiz atık oluşumda düşüş elde etti. BANTBORU 2022 yılında tehlikeli atıkların yüzde 100’ünü, tehlikesiz atıkların da yüzde 99,97’sini geri dönüşüme yönlendirdi. BANTBORU, sürdürülebilirliğin sosyal boyutunda odaklandığı toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları, kapsayıcılık ve çeşitlilik, iş sağlığı ve güvenliği, çalışma koşulları ve insan hakları ve iş etiği ilkeleri kapsamında sürekli iyileştirme faaliyetlerine devam etti.

    İstikrarlı büyümelerini sürdürürken, bir dünya şirketi olarak evrensel iş yapış modellerini ve sürdürülebilirliğin temel ilkelerini benimsediklerini ifade eden BANTBORU CEO’su Sinan Gider, “Cumhuriyetimizin 100., şirketimizin 51. kuruluş yılı olan 2023, küresel ayak izimizi 3 kıtada, 5 ülkede üretimle farklı bir boyuta taşıdığımız; Ar-Ge ve üretim gücümüzün yanı sıra kurum kültürümüzü de ihraç eden, çalışanlarına uluslararası kariyer fırsatları sunan, farklı coğrafyalarda, farklı kültürleri kapsayan çok uluslu bir yapıya dönüşümümüzü tamamladığımız çok özel bir yıl oldu. 2022 yılı da bizler için bu önemli büyümeye ve dönüşüme hazırlıklarımızı sürdürdüğümüz, yoğun çalışma bir temposunu büyük gurur ve heyecanla yaşadığımız bir zaman dilimiydi. Bu süreçte Sürdürülebilirlik konusunda da önemli çalışmalara imza attık ve bunları paydaşlarımızın bilgisine sunmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

    Sinan Gider sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu dinamizmi, işimizle ilgili yapısal güçlerimizin yanı sıra, küresel değer zincirlerinde bir iş yapma koşulu olarak önemini giderek artıran sürdürülebilirlik konusunu da kapsayacak şekilde oluşturduğumuz yeni kurumsal kimliğimize de yansıttık. İşimizi yaparken sergilediğimiz özgün yaratıcılığımız, iş ortaklarımızın bize duydukları güven ve daha iyi bir dünyada daha iyi bir yaşam için sürdürülebilirliğe katkı yapma azmimiz, işimizin temelini oluşturan ortak değerlerimizle pekişiyor ve kimliğimizi oluşturuyor. Bu özelliklerimizi, yeni kurumsal sloganımızda ‘Ingenuity. Reliability. Sustainablity.’ olarak özetliyoruz. Sürdürülebilirlik, yönetişim ve etik uyum, tüm endüstrilerde küresel değer zincirlerinin temel belirleyicileri arasına girmiş konulardır. BM Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) katılımcısı ve Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) imzacısı olarak, bu konularda toplum, çevre, ekonomi üçgeninde değer zincirimize yayılacak adımlar atmayı, işimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Raporumuz, özgün yaratıcılığımızın ve iş ortağı güvenilirliğimizin yanı sıra, daha sürdürülebilir bir gezegende daha iyi toplumsal yaşam azmimizin de bir ifadesidir. Emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

    BANTBORU’nun sürdürülebilirlik yaklaşımının temelini, şirketin iş yönetimi taahhütlerinin tüm yönleri gibi, şeffaflık, adillik, sorumluluk ve hesap verebilirlik oluşturuyor. Şirketin faaliyetlerinin çevre, insan ve ekonomi üzerindeki etkilerini belirleme, anlama ve önceliklendirme üzerine kurulu BANTBORU sürdürülebilirlik stratejisi, öncelikli konuları tanımlamayı ve bu konularda sürekli iyileştirme çalışmaları yapmayı ve bu çalışmaları düzenli ve şeffaf bir şekilde raporlamayı içeriyor. Her sürdürülebilirlik raporlama dönemi için öncelikler evrensel sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde belirleniyor. BANTBORU bünyesinde Sürdürülebilirlik çalışmalarının yönetimi, CEO ve Yönetim Kurulu koordinasyonunda BANTBORU İSG-Ç, Sürdürülebilirlik ve Dış Kurumsal İletişim Müdürlüğünce gerçekleştiriliyor.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Uluslararası Büyüme Yatırımları ile Adından Söz Ettiren Çimsa, 2023 Yılını Başarılı Finansal Sonuçlar ile Tamamladı

    Uluslararası Büyüme Yatırımları ile Adından Söz Ettiren Çimsa, 2023 Yılını Başarılı Finansal Sonuçlar ile Tamamladı

    Sabancı Holding iştiraki Çimsa’nın 2023 yılı finansal sonuçları ve karşılaştırmalı dönemleri, Sabancı Building Solutions BV’deki hisse artışına istinaden, işletme birleşmesi etkilerini ve enflasyon muhasebesine uyumlu yeniden düzenleme etkilerini içeriyor. Yeniden düzenlenmiş finansal tablolara göre Çimsa’nın FAVÖK’ü %72 artış ile 3.7 milyar TL gerçekleşti.  2023 yılı net karı, bir önceki yılın varlık satış etkileri hariç tutulduğunda, %37 artış ile 3.1 milyar TL olarak gerçekleşti. 

    Çimsa CEO’su Umut Zenar, “2023 yılını başarılı finansal sonuçlarla tamamladık. Geçtiğimiz Aralık ayında tamamlanan Sabancı Building Solutions paylarının %10,1’inin Çimsa’ya devri ile birlikte gerek yurt içi gerekse yurt dışı finansal performansımızı bütüncül olarak paydaşlarımızla ilk defa 2023 sene sonu finansalları ile paylaşmış olduk. Bu işlem ile Çimsa yaklaşık 20 milyar TL ciroya ulaştı. 2023 itibariyle ciromuzun yaklaşık %57’si yabancı para bazlı satışlardan oluşuyor. Türkiye’nin uluslararası markalarından biri olarak dünyada beyaz çimento ve CAC gibi katma değerli müşteriye özel ürünlerimizle ve sürdürülebilir büyüme hedefimizle küresel yolculuğumuza devam ediyoruz” dedi.

    Umut Zenar, Çimsa’nın beyaz çimento ve CAC (Kalsiyum Alüminat Çimento) alanında dünyanın lider şirketlerinden biri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: 

    “Kendi hammadde sahalarımızdan sağladığımız kaynaklar ile ürettiğimiz CAC ürün ailemizde Mersin fabrikamızda 45 milyon dolarlık yatırımla gerçekleştirilen yeni üretim tesisimizi, deneme üretimi ve test süreçlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından devreye aldık. Bu yeni tesisle CAC klinkeri üretim kapasitemizi 2 katına çıkartarak, global pazarın en büyük üçüncü CAC üreticisi konumuna yerleştik. Çimsa olarak hedefimiz ileri teknoloji yapı malzemeleri şirketine dönüşmektir. Bu kapsamda CAC ürün ailemiz bir köprü vazifesi görüyor. Türkiye’nin tek CAC üreticisi olarak artan üretim kapasitemizi en verimli şekilde değerlendirebilmek için CAC ve katma değerli ürün müşterilerimize Münih’teki Sabancı Teknoloji Merkezi’nden doğrudan ulaşacağız. Ayrıca, teknik destek ihtiyacını da bu merkezle karşılayarak, sektördeki ihtiyaçlara özel çözümler sunmaya devam edeceğiz. CAC ve katma değerli ürünlerle, pazarlara daha yakın olacak, bu ürünleri kullanacak müşterilere doğrudan ulaşarak daha etkin bir hizmet sunacağız”.

    Son üç yıldır operasyonlarını optimize etmeye ve yerinde üretim yetkinliğini arttırarak pazara ve müşterilere yakın olmaya odaklandıklarını belirten Zenar, “Bu kapsamda yılda ortalama 600 bin ton öğütme kapasitesine sahip olacak ABD gri çimento öğütme tesisi yatırımımızın yanı sıra, yine operasyonlarımızı ülkemiz sınırları dışına taşıyacak ve şirketimizi faaliyette olduğu pazarların önemli birer oyuncusu yapacak yeni yatırım fırsatlarına odaklanmayı sürdürüyoruz” dedi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, “Önce Bağış Sonra Fabrika Turu” Projesine Kaldığı Yerden Devam Ediyor

    Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, “Önce Bağış Sonra Fabrika Turu” Projesine Kaldığı Yerden Devam Ediyor

    Bir kez daha Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye’nin kapıları sadece yenilikçi otomobillerin değil, aynı zamanda umut ve toplumsal faydanın da üretildiği bir yere açılıyor. “Önce Bağış Sonra Fabrika Turu” projesi, yeni araç üretim süreçleri sebebiyle verilen aranın ardından daha da güçlenmiş bir şekilde geri dönüyor.

    Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, toplumsal katkı ve sürdürülebilirlik ruhuyla “Önce Bağış Sonra Fabrika Turu” projesini yeniden başlatıyor.  2019 yılından beri Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye’nin bu girişimi, teknik gezi taleplerini anlamlı bağışlara dönüştürerek Darüşşafaka Cemiyeti, LÖSEV ve DenizTemiz Derneği / TURMEPA gibi değerli STK’lara destek olmanın bir yolunu sunuyor. Her bir gezi, katılımcılara Toyota’nın mükemmeliyetçi üretim süreçlerini keşfetme imkânı tanırken, aynı zamanda toplumsal fayda sağlama şansı veriyor.

    Her Bir Gezi, Bir Umut Işığı!

    Ziyaretçi firmalar , pres, kaynak, boya ve montaj gibi üretim süreçlerini rehber eşliğinde deneyimlerken, Toyota Üretim Sistemi’nin uygulama örnekleriyle donatılmış sunumları ile   Toyota Üretim Sistemi , yerinde  kalite yönetimi, Toyota problem çözme teknikleri ve iş güvenliği gibi konulara yoğun ilgi gösteriyor.

    2019’da başlayan bağışlı fabrika turları, pandemi ve proje dönemlerinde verilen araların sonrasında neminde verlensadece otomotiv sektörüyle sınırlı kalmayarak, gıda, endüstri, beyaz eşya gibi farklı sektörlerden pek çok dev şirketin dikkatini çekmeye devam ediyor. Toplamda 77 firmanın ve 1.145 çalışanın katılımıyla gerçekleşen bu turlar, geniş bir iş dünyası ağına dokunarak büyük bir başarı elde etti. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Çelik sektörü rekabetçiliğini geri istiyor

    Çelik sektörü rekabetçiliğini geri istiyor

    Türkiye’ye 2021 yılında 22 milyar 246 milyon dolar döviz kazandıran Çelik sektörü, enerji, hammadde ve işçilik maliyetlerindeki artış, kotalar, korumacı önlemler ve döviz kurlarının enflasyon oranında artmaması nedeniyle ihracatta 2022 yılında 21 milyar 62 milyon dolara, 2023 yılında 14 milyar 877 bin dolara geriledi.

    Türk çelik sektörünün başta yüksek enerji, işçilik ve diğer girdilerin etkisiyle, üretim maliyetlerindeki artış nedeniyle rekabetçiliğini kaybettiğini dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ertan Türk çelik sektörünün üretimde 2022 yılı başındaki kapasite kullanımına, ihracatta 2021 yılındaki gücüne kavuşması için rekabetçiliklerini önleyen etkenlerin ortadan kaldırılmasını istedi. 

    Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği’nce düzenlenen, “Ekonomik Değerlendirme Toplantısı”nda konuşan Ertan, “Çelik sektörümüz 2023 yılında ihracatta 7 milyar dolarlık kayıp yaşadı. Bu kaybın altında yatan etkenlerin başında Yüksek üretim maliyetleri ve kurun baskılanarak enflasyon oranında artmaması gelmektedir. Rakiplerimiz Avrupa Birliği ülkelerinde çelik sektörüne enerji girdileri yapılan önemli ölçüdeki sübvansiyonlar yine enerji maliyetlerimizin Uzak Doğu’ya göre bulunduğu yüksek seviyeler ve diğer girdilerin maliyetlerinde yaşanan artışlar, sektörümüzün fiyat rekabetinde geride kalmasına neden oluyor. Hükümetten isteğimiz rekabetçiliğimizi geri kazanacağımız ortamın sağlanmasıdır” diye konuştu. 

    AB’ne ihracattaki pazar payımız yüzde 45’ten 33’e düştü

    Sektörün ihracat performansı hakkında bilgi veren Başkan Ertan sözlerini şöyle sürdürdü; “Sektör olarak Avrupa Birliği’ne olan ihracatımızın Pazar payı yüzde 45’ler seviyesindeyken, yüzde 33’lere düştü. Bunun sonucu olarak bugün 60 milyon ton olan sıvı çelik üretim kapasitemizin kullanım oranı yüzde 78-80 bandından yüzde 53-55’lere geriledi. Üretimin ve ihracatın sağlıklı yürütülmesi için faiz/kur/enflasyon dengesinin iyi kurulması, kurların baskılanma yerine reel enflasyon oranında artması gerekmektedir. Kıt olan dövizimize rağmen enflasyonu ithalatla terbiye etmek yerine üretimi teşvik etmek ve ihracatı rekabetçi üretimle arttırmayı hedeflemek daha önemlidir. Her ne kadar demir, çelik ve demirdışı metaller sektörü ülke ihracatının lokomotif sektörlerinden olsa da uzun bir zamandan sonra ülkemiz demir çelik konusunda net ithalatçı konumuna düşmüştür. Bu durum da rekabetçiliğimizi olumsuz etkileyen bir diğer unsur olarak öne çıkmaktadır.” 

    EDDMİB 2023 yılında Türkiye’den pozitif ayrıştı

    Kalkınmanın ve cari açığı azaltmanın öncelikli koşullarından birisinin ihracat olduğunun altını çizen Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği olarak sektörümüzün Ege Bölgesini temsil ediyoruz. 1997 yılında kurulan Birliğimiz, 2018 yılından itibaren Bölgemiz İhracatçı Birlikleri arasında en fazla ihracat gerçekleştiren birlik unvanını elinde bulundurmaktadır. Birliğimiz aracılığıyla 2022 yılında 2 milyar 564 milyon dolar, 2023 yılında ise 2 milyar 515 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye genelinden bir nebze pozitif ayrıştık. Bu pozitif ayrışmada üyemiz firmalarının daha katma değerli ürünler üretmesi etkili oldu” şeklinde konuştu. 

    Yatırım yapabileceğimiz iklim oluşmalı

    Çelik sektörünün yüzde 70 oranında ithal hammadde girdisi ile üretim yaptığına vurgu yapan EDDMİB Başkanı Ertan şöyle konuştu; Demir-çelik ve demirdışı metaller sektöründe süreklilik arz eden döviz ihtiyacımız bulunuyor. Bunun yanında, sektörümüzün geleceği açısından katma değerli ürün yatırımlarına yönelebileceğimiz bir ortamın oluşması ve özellikle sektörümüzü yakından ilgilendiren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması uyum çalışmalarının sağlıklı ilerleyebilmesi için yenilenebilir enerji kaynaklarına daha çok yönelmemiz, finansman kaynaklarına kolay erişim ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi sübvanse edilerek desteklenmesi sektörümüzün önemli bir gündem maddesi haline gelmiştir.”

    Geleceğe yönelik hedef ve stratejilerini oluşturulabilmeleri için Çelik sektörünün özelinde ortaya çıkan gelişmelere ek olarak Rusya-Ukrayna ve İsrail-Filistin savaşları, küresel yüksek enflasyon ve durgunluk, yüksek faiz oranları, küresel çapta demir çelik talebinin düşmesi, inşaat sektörünün yavaşlaması ve korumacı önlemler gibi küresel ve bölgesel olarak yaşanan diğer gelişmelerin de dikkatle analiz edilmesinin elzem olduğunu dillendiren Başkan Ertan, 2024 yılında çelik, demir ve demirdışı metaller sektörlerinin ilk çeyrekteki ihracat performansının 1 Ocak – 24 Mart 2024 tarihleri arasında 6 milyar 308 milyon dolar olduğunu, 2023 yılının aynı dönemine göre yatay bir seyir izlediğini sözlerine ekledi. 

    Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın moderatörlük yaptığı, Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin düzenlediği, “Ekonomik Değerlendirme Toplantısı”nda; Devlet Eski Bakanı Prof. Dr. Işın Çelebi, Ekonomist Ali Ağaoğlu ve Finans Danışmanı Nilüfer Arıak, Türk ve dünya ekonomisindeki güncel gelişmelerle ilgili görüşlerini, EDDMİB üyeleriyle paylaştılar. 

    Çelebi: “Döviz kuru ihracat artışı arasında bağ yok tespitine katılmıyorum”

    “İhracatın ana belirleyicisi yurt dışı talep olup kurun önemli bir etkisi yoktur” tespitine katılmadığını dile getiren Devlet Eski Bakanı Prof. Dr. Işın Çelebi, “Döviz kurunu baskılayarak enflasyonu düşürürüm mantığı var. “Kurun ihracatı artırması gibi bir rolü yoktur, ihracatı yurt dışındaki ithalatçı ülkelerin talepleri belirler diye bir görüş ortaya koydu.” Bu beni son derece rahatsız etti. Bu dedikleri doğruysa Çin, Almanya, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerin ihracatla ilerlememiş olması gerekiyor. Bu ülkeler dünya ticaretinden daha fazla pay almak için uğraşırken bizim böyle bir derdimiz yok nasıl olsa emek yoğun ihracat yaparız olduğu kadar ama daha fazla ihracat yapmamıza gerek yok düşüncesi. Bir ülkenin ihracatını, uluslararası alanda rekabet düzeyini, gerçekleştirildiği üretkenliğini ve verimliliğini artırmadığı sürece sanayileşmesi ve gelişmesi mümkün değildir. Biz bu mantıkla 300 gündür enflasyonla mücadele ediyoruz geldiğimiz nokta ortada. 2023 yılı sonu enflasyon yüzde 64,7 Demek ki biz enflasyonla mücadelede yeterince başarılı olamıyoruz” şeklinde konuştu. 

    Enflasyonun düşmesi için 5 yıllık süreçte 100 milyar dolar yabancı yatırım gerekiyor

     

    Çelebi, enflasyonu düşürmek için yapılması gerekenleri şöyle özetledi; “Döviz kurunu sabit tutalım enflasyonu düşürelim deniyor, böyle giderse Aralık ayında bunun gerçekleşmeyeceğini göreceğiz. Türkiye ihracatının ithalatı karşılama oranını yüzde 90’a yaklaşırsa, dünya ticaretinden aldığı payı yüzde 1’den 2’ye çıkarırsa, 5 yıl üst üste 20 milyar doların üzerinde yabancı sermaye çekerse o zaman enflasyonu düşürebilir. 2004 yılından itibaren Türkiye’ye 5 yılda 100 milyar dolar yabancı sermaye yatırımı oldu o zaman enflasyonu yüzde 5’e düşürdük. Benzer bir 5 yıl geçirmemiz gerekiyor.” 

    Devlet Planlama Teşkilatı’nın kapatılmasının yanlış bir karar olduğuna temas eden Çelebi, “Yanlış modelle yanlış kurgulama yapıldı. Devlet Planlama Teşkilatı maalesef kapatıldı, ülkemiz için uzun vadeli makro planlamaları yapan o kurum kapatılınca bugün Merkez Bankası’na iş düştü, kendilerini planlama teşkilatın yerine koymaya çalışıyorlar ama planları 90 günün üzerine çıkamıyor. Demir-çelik sektörüne Avrupa Birliği 20 milyar dolar teşvik ayırdı ama Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Teşvik Dairesi’nin ortaya koyduğu 5 kriterle bir firma bile yatırıma başlamış değil. Bankalar kredi musluklarını kıstılar, bu yapıda Türkiye’nin büyümesi nasıl oluyor. Yüzde 4,5 büyüdü. Tarımda küçülme var, gıda fiyatları artıyor, insanlar sabah 04.00’te et kuyruklarına giriyor” dedi.

    Türkiye’nin 2024 yılı sonu için ortaya koyduğu yüzde 36 enflasyon hedefiyle ilgili de görüşlerini paylaşan Çelebi, “2024 yılının ilk iki ayındaki enflasyon yüzde 11’i geçti. Biz Mayıs ayından sonra sıkılaştırılmış para politikasını uygulayacağız. Bir taraftan enflasyonu düşüreceğiz derken, diğer bir tarafta da dar gelirli vatandaşları iyice bunaltmayalım, bunu dengeli bir şekilde gerçekleştirmek lazım” diye sözlerine son verdi. 

    Arıak: “TCMB döviz kurunu seçim öncesinde 32-33 TL’de tutmak için faiz artırdı”

    İktisatçı Nilüfer Arıak, TCMB’nın politika faizini 500 baz puan artırmasının altında yatan nedenin TCMB’nın rezervlerinin alarm vermesi olduğunu, seçim öncesinde döviz kurunu 32-33 TL’lerde tutabilmek için böyle bir adım atıldığını dile getirdi.

    Türkiye’nin döviz rezervlerini Çin, Japonya, Almanya, Güney Kore, Hollanda gibi ihracat gelirleriyle karşılayamadığının altını çizen Arıak, “Biz borçlanarak rezervlerimizi artırıyoruz. Eksi rezerve girmiştik. Vatandaş altın ve dolara koştuğu için bu eğilim devam edecek. Vatandaşın talebi döviz kurunu 40 TL’lere çıkaracak. Cari açıktaki düşüşün nedenlerinden biri altın ithalatına getirilen kısıtlama. Bu kısıtlama cari açığı 7 milyar dolar azalttı. Ham maddede ithalat yaparak üretimimizi yapıyoruz. Bir de doğal gaz ve petrol fiyatlarındaki düşüş oldu. Petrol ve doğal gazdaki düşüş cari açığı 20 milyar dolar indirdi. Cari açığı düşüren önemli faktörler bunlardı ama değişken faktörler bunlar. Cari açık dengesi değişecek. İthalat ihracatı karşıma oranı gelecek yıl için yüzde 75 gibi bir öngörü var. Güney Kore’nin başarısının kökeni yüksek teknolojili ürün ihracatı. Onlarda yüksek teknoji ihracatı yüzde 49,8 iken, Turkiye’nin yüzde 2,5-3 aralığında seyrediyor” diye konuştu. 

    Yeşil dönüşüm için AB’den 11,5 milyar AVRO tahsis edildi

    “İşletmelerimiz makro iktisattan koparak başının çaresine bakacak” tespitinde bulunan Arıak şöyle devam etti: “Bu belirsizlikler bilinmeyenler içerisinde mümkün olduğunca Verimlilik artışı ve maliyet düşürmeyle rekabet gücünü artırmak hedefiniz olmalı. Demir-çelik gibi gibi, çimento, gübre, kimya, tarım gibi sektörlerimizde başka sorunlar var. AB’nin ayırdığı kaynaklardan bahsedildi. Çin’i en çok karbon salan ülke gibi görüyoruz, ama orada olağan üstü ve hızlı tedbirler alınıyor. Kömüre dayalı üretimden vazgeçiyorlar, elektrikli ve biyoenerjiye dayalı üretim modellerine geçiyorlar. Hedefleri 2040 ve 2053’te çelik endüstrisinde 0 karbon ve bunun için gerekli yatırımları yapıyorlar. Son derece planlı bir ekonomi. Bizim ihracatçılarımız gündemi bırakıp kendini AB’de üretim yapan bir firma gibi adledip bunun içerisinde görmesi lazım. Şu anda Türkiye’ye gelen bütün fonlar bu konuda. Bu olumlu. Türkiye’ye 11,5 milyar Avru bu dönüşüm için geliyor. Çelik çok öncelikli hedef olarak konuldu. Bu kaynak size verilecek. Bankalar eliyle dağıtılacak. Her firmanın bu kaynağa alması lazım eğer üretime devam edecekse.”

    Ali Ağaoğlu; “Ekonominin en temel problemi güven”

    Ekonominin en temel probleminin güven olduğunun altını çizen Ekonomist Ali Ağaoğlu, “Her şeyin başı güven. Güvenden de biz yanlış anlıyoruz. Ortak değerlerle ilgili problemimiz var en büyük ekonomik problem verilerimizin ekonominin namusu kalmadı. Gerçek enflasyonu bilmiyoruz, işsizliği bilmiyoruz” dedi. 

    Ekonomide başarılı olmak için kapsayıcı bir model geliştirmemiz gerektiğine vurgu yapan Ağaoğlu, “Güney Kore dünyanın en kapsayıcı ülkelerinden biri. Kapsayıcı ülke olmadığımız sürece işimiz zor. Güney Kore’de 2002’de üniversiteden mezun olabilmenin ilk koşulu İngilizce bilmekti. 2020’de ise üniversiteye girmek için ilk koşul İngilizceyi bilmek olarak değişti. 10 yıllık planda 3 sektör belirliyorlar, 3 sektör için destek vermeye başlamadan önce bu sektöre insan kaynağı yetiştiriyorlar. Böyle radikal bir değişim yapmadığımız sürece kuru çok tartışırız. Türkiye’nin 100 dolar ihracat yapabilmesi için 72 dolar ithalat etmesi gerekiyor” şeklinde konuştu. 

    Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği’nce düzenlenen, “Ekonomik Değerlendirme Toplantısı”na; Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türk Eximbank Geçmiş Dönem Genel Müdürü Adnan Yıldırım, Ege Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü M. Enver Kök, Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği üyesi ihracatçılar katıldı. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Enerjisa Üretim ve Enercon 1000 MW’lık YEKA – 2 Projesinin 250 MW’lık Muğla Etabı Türbin Anlaşmasını İmzaladı

    Enerjisa Üretim ve Enercon 1000 MW’lık YEKA – 2 Projesinin 250 MW’lık Muğla Etabı Türbin Anlaşmasını İmzaladı

     Türkiye’nin lider özel sektör elektrik üretim şirketi Enerjisa Üretim ve dünya çapında yenilenebilir enerji çözümleri sunan türbin üreticisi Enercon, İspanya’nın Bilbao kentinde gerçekleşen WindEurope etkinliğinde YEKA – 2 projeleri içerisinde yer alan Muğla etabının 250 MW’lık türbin sipariş sözleşmesini imzaladı. İmza törenine Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez de katıldı.

     WindEurope’daki Enercon standında gerçekleşen törende Enerjisa Üretim Rüzgâr Santralleri Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı Ezgi Deniz Katmer, Enerjisa Üretim Satınalma Genel Müdür Yardımcısı Aziz Ünal, Enercon CCO’su Ulrich Schulze Südhoff ve Enercon Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi CEO’su Arif Günyar imza attı. Türkiye’nin yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimine önemli katkı sağlayacak anlaşmanın imzalanmasında Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez de yer aldı. Ekim 2022’de toplam 1.000 MW kapasiteli stratejik anlaşma imzalayan Enerjisa Üretim ve Enercon,  YEKA – 2 Projesi kapsamında ilk aşamada 750 MW’lık türbin teslimat anlaşması sağlamıştı. Şimdi de 60 adet ENERCON E-138 EP3 E2 rüzgar türbini olmak üzere kalan 250 MW kapasite için sözleşme imzalanarak projeyi tamamlama yolunda emin bir adım daha atmış oldu.

    Enerjisa Üretim, 2023’ün son ayında 1000 MW’lık YEKA – 2 projelerinden ilki olan Aydın’ın Didim ilçesindeki 25,2 megawatt kapasiteye sahip Akköy Rüzgar Enerji Santrali’nin kurulumunu tamamlayarak devreye almıştı. YEKA – 2 Projesi çerçevesinde yatırımlarıyla kurulu gücünü 1000 MW artırmaya odaklanan Enerjisa Üretim, rüzgar enerjisi kategorisinde 1500 MW’ın da üzerine çıkma hedefine yaklaşıyor. 

    1000 MW’lık yatırımlar 2026’da tamamlanacak
    Enerjisa Üretim, YEKA – 2 projesiyle birlikte Türkiye’nin en büyük temiz enerji üreticisi olma pozisyonunu daha da güçlendiriyor. 2026 yılında tam kapasite ile operasyonel hale gelecek olan ve yaklaşık 60 adet türbin içerecek Muğla etabının da dahil olması ile birlikte Türkiye’nin enerji şebekesine tamamen yenilenebilir kaynaktan elde edilen 1000 MW ek kapasite kazandırılmış olacak. Özellikle YEKA – 2 projesi çerçevesinde gerçekleştirilen rüzgâr enerjisi santrali yatırımları, Türkiye’nin rüzgâr potansiyelini daha etkin bir şekilde değerlendirirken, Enerjisa Üretim’in yenilenebilir enerji üretimindeki ölçeğini de büyütüyor. Hali hazırda, enerji üretiminin yüzde 58’ini yerli ve yenilenebilir kaynaklardan karşılayan Enerjisa Üretim, bu oranı önümüzdeki yıllarda daha da yukarıya taşımayı hedefliyor.
    Hedef 5000 MW’ın da üzerine çıkmak
    Enerjisa Üretim Rüzgâr Santralleri Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı Ezgi Deniz Katmer, imza töreninde yaptığı konuşmada; “Bugün 26 santralden oluşan çeşitlendirilmiş üretim portföyü ve 4000 MW’a yakın kurulu gücümüzle Türkiye’nin en büyük özel sektör enerji üretim kuruluşu olarak ülkemizin enerji ihtiyacını karşılıyoruz. Özellikle yenilenebilir enerji alanında yaptığımız yatırımlarla toplam kurulu gücümüzü 5000 MW’ın da üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. 1000 MW’lik YEKA – 2 projesi Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki tarihi bir yatırımı. Önümüzdeki dönemlerde Türkiye’de kurulan her üç rüzgâr türbininden birisi Enerjisa Üretim imzasını taşıyacak ve Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarına yol gösterecek” dedi.

    Enerjisa Üretim CFO’su Mert Yaycıoğlu, şunları söyledi: “Türkiye’nin, ekonomik ve çevresel hedeflerine ulaşabilmesi için yenilenebilir enerji yatırımlarını artırması gerekiyor. Enerjisa Üretim olarak, ülkemizin yenilenebilir enerji alanındaki zengin potansiyelinden faydalanmayı amaçlayarak, rüzgar enerjisi yatırımlarımızı hızla gerçekleştiriyoruz. Yeni kurulacak santraller, birçok açıdan hem ülkemize hem de dünyaya katkıda bulunacak. Yatırımlarımız, ekipman üretiminin büyük bir kısmının Türkiye’de üretilmesiyle, enerjide dışa bağımlılığımızı azaltacak, bölgesel ekonomik aktiviteyi teşvik edecek ve döviz tasarrufu ile cari açığın düşürülmesine önemli ölçüde katkı sağlayacak.

    Enercon’un Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika Bölge Başkanı Arif Günyar ise; “Enerjisa Üretim’in 1000 MW’lık yatırımının son etabı için sözleşme imzalamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. YEKA – 2 projesi, Türkiye’deki rüzgâr enerjisi sektörü için büyük bir dönüm noktası. Proje kapsamında sunduğumuz türbinler yerlilik kriterlerini sağladığımız ve Türkiye’de seri üretimine başladığımız modellerden oluşuyor. YEKA – 2 ihalesinin getirdiği derin yerlilik kapsamlarına uygun olarak, yerli aksam ile gerçekleşecek olan projelerimiz, mevcut yerli üretim ve sanayinin devam etmesi ve derinleştirilmesi açısından önemli bir mihenk taşı olmuştur. Enerjisa Üretim ve Enercon’un stratejik ortaklığı, Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında attığı adımları güçlendirecek ve temiz enerji üretim kapasitesini önemli ölçüde artıracaktır” diye konuştu.  

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • HT Solar, dev yatırımlarla ABD’ye ihracatını artırmayı hedefliyor

    HT Solar, dev yatırımlarla ABD’ye ihracatını artırmayı hedefliyor

    Türkiye’de ürettiği güneş panellerini dünyanın birçok noktasına ihraç eden HT Solar Enerji, en büyük dış pazarı olan ABD’ye yönelik dev yatırımlara imza atıyor. HT Solar Enerji Satış ve Pazarlama Direktörü Emre Kulaç, Türkiye’de 2 GW  kapasiteye sahip bir hücre üretim fabrikası, ABD’de ise 1,5 GW’lık bir panel üretim fabrikası kurmak için çalışmalara başladıklarını açıkladı.

    Çin merkezli bir üretici olarak 2016 yılında Türkiye’de faaliyetlerine başlayan HT Solar, yeni teknolojileri ve yatırımları ile geleceğe önemli hedeflerle ilerliyor.

    Türkiye’de 2 GW’lık kurulu güce ulaşan HT Solar, ülkenin güneş enerjisinden sağladığı enerjisinin yaklaşık yüzde 20’sini tek başına karşılıyor. Bloomberg’in prestijli TIER 1 listesinde yer alarak dünya devleri ile rekabet eden HT Solar, Türkiye üzerinden sadece ABD pazarına da yıllık 1 GW’lık ihracat gerçekleştiriyor. 

    HT Solar, dünyada en büyük talebi oluşturan ABD pazarına yönelik ihracatını artırma amacıyla yeni yatırımlar için çalışmalara başladı.

    Türkiye’de ve ABD’de birer fabrika kurmayı içeren yatırımların ayrıntılarını güneş enerjisi alanında podcast yayınları yapan Kerem Çilli’nin programında açıklayan HT Solar Enerji Satış ve Pazarlama Direktörü Emre Kulaç, bu yatırımlarla ihracatlarını artıracaklarını ve Türkiye’ye önemli katma değer kazandıracaklarını vurguladı. 

    Türkiye’de kurulacak güneş hücresi üretim tesisi hakkında bilgi veren Emre Kulaç, “Bizim şu anda Türkiye’de ABD pazarına yönelik kullandığımız yıllık 1 GW kapasiteli bir hücre üretim tesisimiz var. Bu yılın sonuna kadar 2 GW’lık yeni bir hücre üretim fabrikası yatırımı yapacağız. Türkiye’deki hücre yatırımımız toplamda 3 GW’a çıkacak” dedi. 

    2024 yılının sonunda tamamlanması hedeflenen yaklaşık 50 milyon dolarlık bu yeni yatırımla Türkiye’ye güneş enerjisi alanında yüksek katma değerli bilgi ve birikim kazandıracaklarını ifade eden Emre Kulaç, ABD’nin Çin’e ek olarak diğer Asya ülkelerine yönelik uygulaması beklenen yeni gümrük engellerini de işaret ederek güneş panellerinin kalbinde yer alan hücre teknolojisinin Türkiye’de üretilmesinin son derece önemli olduğunu da vurguladı.  

     

    HT Solar, ABD’de yeni üretim hattı kuruyor

    HT Solar Enerji Satış ve Pazarlama Direktörü Emre Kulaç, bir diğer yatırımları olacak ABD’de üretim hattı kurma hedefleri hakkında ise şunları söyledi:

    “ABD, yerel üretimi teşvik edici kanunlarla oradaki üretim kapasitesini artırmaya çalışıyor. Şu anda bizim de hedefimiz bu yılın sonuna kadar ABD’de de yaklaşık 1.5 GW’lık yeni bir panel üretim hattını kurmak. 2024 sonunda HT Solar’ın Türkiye’de mevcut üç ve Çin’de bir tesislerinin yanı sıra, Amerika’da da bir olmak üzere üç farklı lokasyonda üretim yaptığı tesisler olacak.”  

     

    HT Solar, Türkiye’de bir numaralı üretici konumda bulunuyor

    Çin Halk Cumhuriyeti’ne ait HT-SAAE’nin iştiraki olarak İstanbul Tuzla Serbest Bölgesinde 2016 yılında kurulan HT Solar Enerji güneş hücresi ve güneş paneli üretimini gerçekleştiriyor.

    Yıllık 2 GW’lık güneş paneli üretim kapasitesine sahip olan HT Solar’ın Türkiye’deki yaklaşık 12 GW kurulu gücün 2GW’ına panel tedariği sağladı. 500’e yakın çalışanı bulunan şirket 2023 yılını 554 milyon dolar ciro ile kapatırken, şirketin aktif büyüklüğü ise 3 milyar liraya ulaştı. HT Solar bu rakamlarla 2018 yılından bu yana ISO 500 listesinde panel üreticileri arasında liderliğini sürdürüyor. 

    Kurulduğundan bugüne 35 milyon dolar Ar-Ge yatırımı yapan şirket PERC ve TOPCON teknolojilerine sahip güneş panelleri geliştiriyor. HT Solar kısa zaman içinde esnek panel üretimine de başlayarak Türkiye’de esnek panel seri üretimi yapan ilk firma olmayı hedefliyor.

    HT Solar, Türkiye ve ABD dışında, Almanya, Polonya, Hollanda ve Brezilya gibi birçok ülkeye güneş paneli üretiyor.

    PV Cycle üyesi olan HT Solar, ABD merkezli test laboratuvarı olan ve sektörün en prestijli kurumları arasında yer alan PV Evolution Labs (PVEL) tarafından 2023 yılında “En İyi Performans Gösteren Üreticiler”den biri olarak seçildi. Böylelikle HT Solar, İstanbul’da ürettiği güneş panelleriyle Türkiye’den seçilen tek üretici olmayı başardı.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Amazon Web Services (AWS) Akıllı üretim, döngüsel ekonomiyi beş şekilde mümkün kılıyor

    Amazon Web Services (AWS) Akıllı üretim, döngüsel ekonomiyi beş şekilde mümkün kılıyor

    Amazon Web Services (AWS) Endüstriyel IoT ve Edge Genel Müdürü Michael MacKenzie’ye göre, artık hepimizin bildiği gibi, sürdürülebilirlik sorunlarına tek başına çözüm getiren sihirli bir teknolojiye sahip değiliz. Ancak, çeşitli şekillerde ve farklı yerlerde hedeflerimize ulaşmamıza önemli katkılar sağlayabilecek teknolojiler de mevcut.

    Nesnelerin İnterneti (IoT) olarak adlandırılan kavram da bu teknoloji veya teknoloji gruplarından biri. Aslında bu kavram artık bu tür sistemlerin gerçekte neler yapabileceğini kapsama konusunda yetersiz kalıyor. Veri toplamak ve paylaşmaktan çok daha fazlasını yapabilen hibrit uçlu, buluta bağlı mimarilerden oluşan yeni bir paradigmaya doğru hızla ilerliyoruz. IoT’nin geleceği, üretimin her unsuruna yönelik yeni izleme, analiz ve gerçek zamanlı kontrol seviyeleri sağlayan dijital modelleri içeriyor. Ayrıca, donanımlara karmaşık görüntü analizi yapabilen makine öğrenimi yeteneklerini entegre ederken değişikliklerin sadece kayıt altına alınmasıyla kalmayıp, onlara yanıt verme yeteneğini de içinde barındırıyor.

     Bu teknolojiler, bir ürünün yaşam döngüsü boyunca tedarik zincirlerinden üretime ve ürünlerin üretim hattından çıktıktan sonraki sürecine kadar tüm aşamalarda farklı bir çalışma biçimini mümkün kılıyor. Bu süreçte, sürdürülebilirliğin en önemli kavramlarından birini geleceğe yönelik bir vizyondan, uygulanabilir bir gerçekliğe dönüştürüyor. Bu şekilde yeni IoT teknolojileri, sonunda döngüsel ekonominin şekillenmesine olanak tanıyor.

    MacKenzie, nasıl şirketlerin Teknolojiden Sorumlu Başkanları “biraz BT’ye ihtiyacımız var” demiyorsa, AWS müşterilerinin de kendilerine “biraz IoT’ye ihtiyacımız var” demediğinin altını çiziyor. Müşteriler, bazı iş sonuçları belirleyip, bu sonuçlara ulaşmak için iş süreçlerini izleme, kontrol etme ve optimize etme açısından bu teknolojilerden nasıl faydalanabileceklerini değerlendiriyorlar. MacKenzie’ye göre ekonomiyi döngüsel bir hale getirmeyi ciddiye alırsak, modern, bulut tabanlı mimariler bu konuya birçok açıdan katkı sağlayabilir. Bunlar arasında ürünlerin ve bileşenlerinin yaşam döngüsünün uzatılması, geri dönüşüm ve yenileme yoluyla kullanımda tutulması ve enerji verimliliğinin, döngüsel üretimin tamamen yenilenebilir enerjiyle sağlandığı seviyeye kadar artırılması yer alıyor. Michael MacKenzie, buluta bağlı bir şekilde çalışan yeni paradigmanın, döngüsel ekonomiyi beş önemli şekilde nasıl mümkün kıldığını anlatıyor. 

    Üretimin değiştirilemez kabul edilen yöntemlerini sorgulamak 

    Üretim sürecinde dogma haline gelmiş çok fazla kavram var. Bunlar üreticinin kâr marjını koruması açısından önemli görülen taşınmaz prensipler ve nadiren sorgulanan ilkelerden oluşuyor. Örneğin, geleneksel üretim ilkeleri, ekipmanı kapatma riskine nadiren değdiğini söylüyor. Bu ilke, özellikle de tam hızda çalıştırıldığında işlerin daha sağlam ve verimli olduğunu savunarak ekipmanların çalıştırılmasını sürdürmeye teşvik ediyor. Güvenilirliğe dair endişeler üretimin çalışma şeklini kısıtlıyor, çünkü her şey makinelerin çalışır durumda tutularak süreçlerin devam etmesi etrafında optimize ediliyor. Bu durum, çok fazla enerji kullanılmasına sebep olmanın yanı sıra birçok inovasyon potansiyelinin de yolunu kesiyor. 

    Bulut bağlantılı üretim, oyunu iki önemli şekilde değiştiriyor. Birincisi, değerli verilerin dijital olarak üretilmesini, saklanmasını ve analiz edilmesini sağlayarak güvenilirlik sorunları etrafındaki gizemi ortadan kaldırıyor. Bulut bağlantısı, hangi sistemin neden hata verdiğini gösterebiliyor ve tüm operasyonu sorunu önleyecek şekilde çalıştırmak yerine, sorunun kaynağını önceden tahmin ederek bu doğrultuda bakım yapılmasına olanak sağlayan içgörüler sunuyor. Karar verme teknolojisini fabrikanın içine yerleştiren ve böylece verileri sadece buluta yüklemek yerine hızla yanıt verilebilmesini sağlayan Hybrid Edge (Hibrit Uç) sayesinde son yıllarda sorunlara karşı hızlı çözüm üretimi büyük ölçüde artış gösterdi. İkincisi, buluta bağlı üretim, bir ekipman parçası için optimum hızın ve optimum çalışma zamanının tam olarak ne olduğunu belirlemek için makine öğrenimi modellerine eskisinden daha ayrıntılı veriler sağlanabilmesine imkan tanıyor. AWS IoT SiteWise ve AWS IoT SiteWise Edge, veri odaklı öngörüler oluşturmak ve bunları sürükle-bırak tarzı kodsuz panolar ve akıllı uygulamalar aracılığıyla sunmak için geniş bir çözüm ortağı ekibiyle birlikte çalışıyor. Böylece içgörüleri üreticiler için daha erişilebilir ve daha eyleme dönüştürülebilir hale getiriyor.

    Bu tür uygulamalar aracılığıyla toplanan veriler, üreticilerin fabrikaların dijital ikiz olarak bilinen ayrıntılı dijital temsillerini oluşturmalarını sağlıyor. AWS IoT TwinMaker gibi çözümlerle oluşturulan bu araçlar, üreticilerin üretimin her yönünü gerçek zamanlı olarak izlemesine, denetlemesine ve optimize etmesine olanak tanıyor. Ayrıca, gerçek hayatta üretim, kâr veya kalitenin nasıl etkileneceği endişesi olmadan farklı süreçlerle denemeler yapmalarını ve sonuçları analiz etmelerini mümkün kılıyor. Böylece inovasyonun yolunu açan kilit bir rol oynuyor. 

    Üreticiler akıllı üretim teknolojisini bu şekilde uygulamaya başladıklarında makinelerin çalışma saati azaldığı için enerji verimliliği ve bakım ihtiyaçları açısından anında maliyet optimizasyonu avantajı elde ediyorlar. Bu teknoloji, uyumluluk, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma ve bir operasyonun enerji kullanımını azaltma açısından büyük avantajları beraberinde getiriyor. İnovasyonun önündeki maliyetli engeller ortadan kalktığından, geri kazanılmış ve geri dönüştürülmüş bileşenlerin daha fazla kullanılmasını sağlayan daha döngüsel üretim süreçlerini test etmenin ve ölçeklendirmenin yolu açılıyor.

    İşin kimya tarafına daha yakından bakmak 

    Üretim sürecinde gerekli kalite ve dayanıklılığı sağlamak için kanıtlanmış birçok sabit formülden faydalanılıyor. Bu formüller genellikle yüksek saflık düzeyine sahip bakir malzemelerin kullanılması ve bu malzemelerden nemin uzaklaştırılması için yüksek ısı uygulanması üzerine kuruluyor.   Bu formüller işe yaradıkları için kullanılsa da geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanım kapsamını ve enerji verimliliğini artırmayı kısıtlıyorlar. Ayrıca, belirli bir sonuca ulaşmanın bir yolunu sunmaları, bu sonucu elde etmenin tek yolu oldukları anlamına da gelmiyor. 

    Sensörler ve bulut bağlantısı kullanılarak, üretim sürecinde gerçekleşen kimyanın derinliklerine inebiliyoruz. Bu sayede, gerçekte neler olduğunu anlayabiliyor ve her aşamada neyin gerçekten gerekli olduğunu belirleyebiliyoruz.  Akıllı üretimi çimento endüstrisine uyguladığımızda, üreticilerin klinkerin (çimentonun önemli bir bileşeni) az veya fazla pişmesini önlemek için ısı uygulamalarında gereken en uygun süreyi belirlemelerine yardımcı olduk. Dijital ikizleri kullanarak, aşağı doğru akma sürecinin düzgün çalışmasını sağlamak için gerçekte ne kadar nemin giderilmesi gerektiğini belirleyebildik. Sonuç olarak, çimento üretiminde enerji kullanımını ve çevresel ayak izini önemli ölçüde azaltmayı başardık.

    Döngüsel ekonomiye doğru ilerlerken, bulut bağlantılı kuruluşlar tarafından kullanılan malzemelerin kimyasına daha yakından bakarak çok daha fazla şey başarabiliriz. Farklı kaynaklardan gelen, geçmişte kullandıklarımızdan biraz farklı malzemeler kullanmanın etkisini analiz edebiliriz. Bu farklı malzemelerin sürecin başlangıcından itibaren nasıl davrandığını izlemek için sensörlerden faydalanabilir ve gerekli düzenlemeleri yapmak için Edge teknolojisini kullanabiliriz. Üretimdeki çalışmalarımızın çoğu, kuruluşların daha yüksek oranda geri dönüştürülmüş malzemelerle denemeler yapmalarına yardımcı olmayı içeriyor. Hedefimiz, geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanılmasına doğru olan bu geçişi elimizden geldiğince teşvik ederken, randımanı, kaliteyi ve operasyonel verimliliği korumak. Ortaya çıkan ürünün dayanıklılığı ve kalitesi hakkında bilgi sahibi olmamız ve daha döngüsel bir ekonomi yoluyla ürettiklerimizin, ihtiyaç duyduğumuz uzun yaşam döngüsüne sahip olmalarını sağlamamız gerekiyor.

    Giderek çeşitlenen tedarik zincirlerini takip etmek

    Bulut verilerinden dijital ikizler oluşturmak, fabrikalardaki süreçlerin optimize edilmesinde ve yeni malzemelerin kullanımıyla ilgili denemeler yapılmasında büyük bir role sahip. Ayrıca tedarik zincirlerinin geliştirilmesinde de oynayacağı büyük bir rol var. Otomotiv sektörü bu alanda öncülük ediyor çünkü İsveç’teki Northvolt Ett gibi gigafabrikalar aracılığıyla Elektrikli Araç (EV) bataryalarının geri dönüşümüne döngüsel bir yaklaşım getiriyor. Şirketler, tüm tedarik zincirlerinin gerçek zamanlı dijital ikizlerini kullanıyorlar. Böylece malzemelerin nereden geldiğini, her aşamadaki sevkiyat sürelerinin ne olduğunu, nerede kıtlık riskine maruz kaldıklarını ve hangi yedek planı uygulayabileceklerini anlayabiliyorlar. Bu o kadar ayrıntılı bir süreç oluyor ki kamyonlardaki ve tanklardaki sensörlerle doluluk seviyelerini dahi takip edebiliyorlar. Dijital ikizler, alternatif tedarik kaynaklarını belirlemeye, farklı senaryoları test etmeye ve kuruluşlara geçmişte olduğundan daha çeşitli tedarik zincirlerini içeren döngüsel bir yaklaşıma geçmek için ihtiyaç duydukları ileri görüş ve güveni sağlamaya yardımcı oluyor. 

    Ürünlerin devam eden yaşam döngüsünü izlemek

    Ürünlerin yaşam döngüsü boyunca süren performansını izlemek ve bunu kesin üretim koşullarına bağlayabilmek, otomotiv endüstrisinin öncülük ettiği bir başka alanı oluşturuyor. Bir EV bataryasında çok fazla değer bulunduğundan, otomobil üreticilerinin bir bataryanın nasıl performans gösterdiğini izlemeleri büyük önem taşıyor. Bir grup bataryanın performansının aynı şekilde düzenli olarak düştüğünü tespit ederlerse, sorunun kaynağını bulmak için o bataryaların hangi koşullarda üretildiğine bakabiliyor ve inceleme sonrasında bataryaları geri toplamaları mı yoksa güncellemeleri mi gerektiğini belirleyebiliyorlar. Bu, müşteri memnuniyeti ve sadakati açısından önemli olmanın yanı sıra döngüsel ekonomi bağlamında da önem taşıyor. 

    Bir bataryanın yaşam döngüsü, geri toplandığında sona ermiyor. Toplanan bataryalar geri dönüştürülerek tedarik zincirine yeniden eklenecek bir kaynak haline getiriliyorlar ve bu noktada bataryanın içinde neler olup bittiğini anlamak çok önemli hale geliyor. Sensör verileri ve izlenebilirlik sayesinde bataryaların tam olarak ne sebeple geri toplandıklarını öğrenebiliyoruz. Bu da bataryanın döngüsel ekonominin bir parçası olarak geri dönüştürülmesi için hızlı bir kısayol sağlıyor.

    Elbette döngüsellik, geri dönüştürülen malzemelerin sadece onları ilk seferde kullanan kuruluşlar tarafından yeniden kullanılmaları anlamına gelmiyor. Tüketici elektroniği sektöründe bulut içgörüleri, üreticilerin çiplerin ve diğer öğelerin ne kadar süre dayandığına bağlı olarak iş modelleri oluşturmalarına ve süreleri bittikten sonra da onlardan nasıl değer elde edebileceklerini belirlemelerine olanak tanıyor. Bir kuruluşun kendisi bileşenleri yeniden kullanmadığında bile, bulut verileri başkalarının bunları kullanabilmesi için zemin hazırlıyor. 

    Ayrıca döngüsellik, bir ürünün yaşam döngüsünü uzatmak için mutlaka geri toplanmasını da gerektirmiyor. Asansörler bunun harika bir örneği. Asansör kabinlerini çok sık geri toplamak zorunda kalmak yerine performanslarından ve güvenliklerinden ödün vermeyecek şekilde çalışır durumda tutmak istersiniz. Kapı sıkışmaları gibi arızaları tahmin etmek ve önlemek için sensörler ve modelleme kullanan ve proaktif olarak servis ekipleri gönderen Kone, bu teknolojiden faydalanan asansör şirketlerinden bir tanesi.  

    Ölçeklenebilirlik yoluyla önemli bir değişiklik sağlamak

    Döngüsel bir ekonomi inşa edeceksek, üretimin veya tedarik zincirinin birkaç aykırı alanında inovasyon yapmak nihai olarak yeterli değil. Şirketlerin, büyümeyi sağlamak için kaynak kullanma şekillerini değiştirmek istiyorsak ölçeklenebilirliğe ihtiyacımız var. Bu ölçeklenebilirliği mümkün kılmak, IoT’nin sağlayacağı en büyük katkı olabilir. 

    Panolar ve dijital ikizler, kuruluşların farklı ortamlardan öğrendiklerine dayanarak performansı optimize etmelerine ve bunu gerçek zamanlı olarak uzaktan yapmalarına imkan tanıyor. Bir süreci diğeriyle karşılaştırabiliyor, sorunları giderip ardından çözümleri otomatik olarak birden fazla fabrikaya dağıtabiliyorsunuz. Hibrit Uç teknolojileri, fabrika otomasyonuna ve robotiklere bağlanabilmeleri sayesinde alarmlara ve durum değişikliklerine anında yanıt verebiliyor, böylece verimlilik ve optimizasyon açısından büyük kazanımlar elde etmenizi sağlıyorlar. Tüm bunlar, döngüsel ekonomiye yönelik atılan adımların bir yerde doğrulanmasının ardından diğer yerlerde de hızlı bir şekilde uygulanabilecekleri anlamına geliyor. Modern, bulut tabanlı mimariler, döngüsel ekonomi ilkelerine dayalı olarak tasarlanmış tek bir üretken gigafabrikanın fabrikalar zinciri haline gelmesini sağlayan ölçek ekonomilerini geliştiriyor.

    IoT, kaynakları büyümeye dönüştürme konusunda mümkün olanın ne olduğuna dair bakış açımızı hızla değiştiriyor. Ayrıca, zihniyet değişikliğinin hızla gerçekliğe dönüşmesini de sağlıyor.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Lastik devinden 2023 yılında rekor ciro

    Lastik devinden 2023 yılında rekor ciro

    Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında yer alan ve bugüne kadar lastiklerini 130’dan fazla ülkeye ihraç eden Petlas, hem iç pazarda hem de dış pazarda büyümesini sürdürüyor. Kendi geliştirdiği yüksek teknoloji ürünlerle 2023 yılında 14 milyar 662 milyon TL ciro elde eden Petlas, 2024 yılında Kırşehir’de temelini atacağı yeni fabrika yatırımı ile birlikte üretim kapasitesini artırmayı ve ihracatta yeni pazarlara ulaşmayı hedefliyor.

    AKO Grup bünyesinde faaliyet gösteren Petlas, yenilikçi lastikleri, fabrika yatırımları, Ar-Ge ve sürdürülebilirlik çalışmaları ile büyümeye devam ediyor. Başta Avrupa ve ABD pazarı olmak üzere 130’dan fazla ülkeye gerçekleştiren ve 2023 yılını 14 milyar 662 milyon TL ciro ile kapatan Petlas, 2024 yılında başlayacak olan yeni fabrika yatırımı ile üretim kapasitesini ve istihdamı kademeli olarak artırmayı planlıyor. 

    “Rekor ciroya ulaşmanın gururunu yaşıyoruz”

    2023 yıl sonu verilerini değerlendiren AKO Grup Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Can Özcan“Petlas olarak 300 farklı desen ve 3500 farklı ebatta ürettiğimiz üstün nitelikli lastiklerimizle, sadece ülkemizde değil, dünya çapında 130’dan fazla ülkeye uzanan ihracat pazarlarımızda da güçlü konumumuzu her gün daha da geliştiriyoruz. Küresel rekabet gücüne sahip bir Türk markası olmanın yanı sıra, savunma sanayiine yönelik Ar-Ge ve üretim çalışmalarıyla bu alanda da üzerimize düşen görevi yerine getiriyoruz. 2023 yılında 14 milyar 662 milyon TL’lik bir ciroya imza atmanın gururunu yaşıyoruz. Müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımımızı sürdürerek ve pazardaki değişimlere öncülük ederek ülkemize katma değer sağlamaya devam edeceğiz” dedi.

    2023’de hayata geçirdikleri 20 milyon dolarlık yeni akıllı depo yatırımı ile toplamda 106 bin metrekarelik alana ve ek 1 milyon adet binek lastik depolama kapasitesine ulaştıklarını belirten Özcan, “2023 yılında 16 yeni ürün, 248 yeni ebat geliştirdik ve 16 yeni savunma sanayi projesinde yer aldık. Sürdürülebilirlik alanında gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sayesinde 2023’ün ilk altı ayında 38 bin 640 ton atık suyu kazandık. Bunun yanı sıra fabrikamızın çatısının uygun olan alanlarını ve üretim tesisimizin bulunduğu arazinin atıl ve marjinal kısmına güneş enerji santrali (GES) yaparak temiz elektrik enerjisi üretimine geçtik. Ekim ayı içerisinde Petlas fabrikamızın çatısında tamamlanan GES projemizle, yaklaşık 56 futbol sahası büyüklüğünde bir alanı GES panelleri ile kaplamış olduk. Bu en yakın rakibimizden 7 kat daha büyük bir alanı temsil ediyor. GES panellerimizin kurulumunun tamamlanmasıyla yıllık toplam 40 bin MW saat elektrik üretimi gerçekleştirir hale geldik” diye konuştu. 

    Yeni fabrika ile üretim kapasitesi 100 ton aratacak

    2024 yılında sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda yeni yatırımlara ve projelere devam edeceklerini belirten Özcan“Kırşehir’de kurmayı planladığımız 553 milyon dolarlık fabrika yatırımımızın ilk adımlarını 2023 yılında attık. Ülke ekonomisine sürdürülebilir katkı sağlamayı temel öncelik haline getiren bir marka olarak yatırımlarımıza devam edeceğiz. Binek ve hafif ticari araçlar için yeni nesil lastik üretim teknolojilerine sahip olacak fabrikamız 3 fazdan meydana gelecek. 1. fazın devreye giriş tarihini Haziran 2016 olarak bekliyoruz. Fabrikanın bu fazda yıllık 3 milyon adet üretim kapasitesi olacak. Ocak 2028’de devreye girmesini planladığımız 2. fazda toplam üretim kapasitesi yıllık 5 milyona çıkacak. Haziran 2029 olarak öngördüğümüz son fazın tamamlanmasıyla yeni fabrikamızın 10 milyon adet yıllık üretim kapasitesine sahip olacağını tahmin ediyoruz. Endüstri 5.0 makine parkur ve envanterlerine sahip olacak yeni fabrikamız mevcuttaki fabrikamıza ek 100 bin ton ilave üretim artışı sağlayacak. Böylece toplamda üretim tonajımızı yıllık 340 bin tona çıkaracağız. Ayrıca, yeni fabrika yatırımıyla birlikte yaklaşık 2 bin kişiye de yeni istihdam fırsatı sunacağız. Bu sayede içerisinde bulunduğumuz büyüme trendine uygun olarak sağladığımız istihdamı, yeni yılda daha da yukarılara çekmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Başarılarını katlamaya devam ediyor

    Yeni yatırımlarının ve projelerinin yanı sıra 2023 yılında önemli listelerde yer alarak sektördeki konumunu güçlendiren Petlas, 2022 yıl sonu rakamlarını baz alınarak hazırlanan Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin açıklandığı Capital 500 listesinde, 149’uncu sıradan 16 basamak yükselerek 133’üncü sıraya yerleşti. Fortune dergisinin hazırladığı ‘Fortune 500 Türkiye 2022’ sıralamasında 108’inci sıradan giriş yaptı. Brand Finance listesinde ise 66’ncı sıradan 62’nci sıraya çıkarak sektörde en çok değer kazanan marka oldu. Dijital İtibar Raporu’nda (DİR100), lastik sektöründe dijital dünyanın en itibarlı markası olarak öne çıktı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından hazırlanan ‘Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı’ listesinde ise 67’nci sıraya yükselerek lastik sektöründe ihracat lideri olma unvanını korudu.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Hububat ihracatı ilk 2 ayda 2,1 milyar dolar oldu

    Hububat ihracatı ilk 2 ayda 2,1 milyar dolar oldu

    Bisküvi-pasta, buğday unu, bitkisel yağlar, şekerli ve kakaolu ürünler ile makarna başta olmak üzere temel gıda ürünlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün yılın ilk iki ayı sonunda toplam ihracatı 2,1 milyar dolar oldu.

    İhracatını miktar bazında geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 38,4 artıran sektör, ihracat gelirlerini yüzde 15,5 artırarak Türkiye’nin bitkisel ürün ihracatı içindeki payını yüzde 48,2’ye taşıdı. Aylık hububat ihracatının 1,05 milyar dolar olduğu Şubat’ta, iller bazında İstanbul ve Gaziantep’in payı yüzde 51’i geçti. İhracat artış oranlarının çift hanelere ulaştığı bisküvi-pasta, buğday unu ile şeker ve şeker mamulleri bu dönemde en fazla ihracatı gerçekleştirilen ürünler oldu.

    “Küresel durgunluk ortamında yüzde 15,5 artış yakaladık”

    Dünyadaki ekonomik durgunluğun birçok sektörü olumsuz etkilediği bir ortamda yüzde 15,5 oranındaki ihracat artışının temel gıda ürünlerinin stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten TİM Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu şunları söyledi: 

    “Hububat üretiminde dünya genelinde rekorlar yaşadığımız bir yılın sonunda, küresel fiyatlarda önemli bir gerileme yaşıyoruz. Ukrayna-Rusya çatışmasının başladığı dönemde yapılan yoğun stokların da fiyatlar üzerinde baskılayıcı olduğunu görüyoruz. Arz tarafında yoğun rekabetin olduğu bu tip dönemlerde bizim başardığımız gibi ihracat artışı sağlayabilmek ancak müşterilerimizdeki güven ve sadakatle sağlanabilir. Geçen ay Türkiye Gıda İhracatçıları çatısı altındaki ihracatçı birliklerimizle Dubai’de tanıtım çalışmaları yürütmüştük, bu ay Japonya’daki faaliyetlerimizle Uzak Doğu’ya açılım yapıyoruz.”

    “350 bin ton girdi ayçiçek tohumu ve yağında bolluk getirdi”

    Üretimin artarken küresel fiyatların gerilediği bu tip dönemlerin hammadde ithalatı konusunda da fırsatlar sağladığına dikkat çeken Tiryakioğlu şunları söyledi:

    “Ayçiçek tohumu önceki yıllara göre daha bol. Çiftçilerimizin hasat sezonunda kuraklık, hastalık ile rekolte kaybı pek çok sorun yaşadığı düşünülürse, bu bolluk şu an bizim lehimize. Ticaret Bakanlığımız bu fırsatı zamanında tespit ederek yerinde bir önlem alarak ayçiçek tohumu ve ham ayçiçek yağında belirli bir kotaya kadar vergi indirimleri sağladı. Toplamda 350 bin tona yaklaşan bu girdi, gıda ihracatçısı işletmelere bolluk getirdi.”

    “TAKE Projesi geçen yıl 110 bin çiftçimize katkı sağladı”

    Tiryakioğlu üretimde sürdürülebilirliği sağlamanın üreticiyi korumada ve ülkenin kendine yeterliliğini sağlamadaki önemine de değinerek şunları ifade etti:

    “Tarım ve Orman Bakanlığımızın işlenmeyen, nadasa bırakılan veya işlemeli tarıma uygun olmayan arazilere yönelik yürüttüğü Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesinin Desteklenmesi (TAKE) Projesi, doğrudan hububat, bakliyat ve yağlı tohum sektörümüze katkı sağlamayı hedefliyor. Geçen yıl 110 bin çiftçimizin yararlandığı bu TAKE projesi sayesinde verimsiz durumdaki tarım arazileri, uygun münavebe planı ve ekim yöntemleriyle üretime uygun hale getiriliyor. Üretim ekosistemimizi güçlendiren bu tip kamu projeleri, ihracatçılar için kendimize cesur hedefler koyabilmemizi sağlıyor.”

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı